forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

SON MODEL TELEFONA ESKİ TAKVİM YÜKLERKEN, GÖR BAŞINA NELER GELİR!

Aktif .

ahmet_tezcan_1500Editörüm Abdullah Kılıç beni arayıp da "Nizamı, intizamı bırak abi, Pazar yazarı ol!" dediğinde günlerden Çarşamba olmasaydı, siz şu an "Wikileaks Belgeleri Sonrası ABD Büyükelçiliği'nden Sızma Medyadanlıklar" konulu bilimsel bir çalışmanın giriş cümlelerini okuyor olacaktınız.

O bilimsel çalışmanın benim kalemimden çıkacak olması sizi şaşırtacaktı belki. Belki göz ve el yordamıyla çıkışı bulduktan sonra kendinizi balkondan atmaya ya da "Sen de mi Rana?" diyerek karınızı vurmaya kalkacaktınız. Fakat yemin ederim şu anda akıl, beden ve sosyal yapı olarak sizi Serdar Turgut'tan daha sağlıklı tutan şey, editörümün beni arayıp "Pazar Yazarı ol abi!" dediğinde Saatli Maarif Takvimi'ne göre günlerden çarşamba, aylardan Muharrem, mevsimlerden Yaprak Dökümü sonu olmasıdır.

Evet, evet! Son model Iphone'numa yükleyip de Fehmi Koru'nun henüz haberdar olmamasını ümid ettiğim Saatli Maarif Takvimi aplikasyonuna göre durum tam da öyleydi. Günlerden çarşamba idi ve o gün 1714 Osmanlı-Venedik Savaşı başlamış, oturduğum sitenin hemen arkasındaki sokağa ise semt pazarı kurulmuştu.

Editörümün kılıç kadar keskin "Pazar yazarı ol" emri, gazetecilik tecrübelerime dair radikal bir rekabet fikri doğurdu bende ve o anda sepeti kaptığım gibi kendimi semt pazarının ortasında buldum.

Fakat meğer ne aptalmışım!

Meğer radikal bir rekabet falan yokmuş. Üstelik gazetemizin herhangi bir hamle niyeti de söz konusu değilmiş. Editörüm Abdullah Bey'in "Pazar Yazarı ol!" talimatı ile, Radikal yönetmeni Eyüp Can'ın "Sokak Yazarı Ol!" talimatı arasında hiç bir mesleki, etik ve organik bir bağ yokmuş!

Ne yapayım ki o gün günlerden çarşamba, aylardan muharrem, mevsimlerden Yaprak Dökümü sonuydu. Osmanlı-Venedik Savaşı 296 yıl önce başlamış, o gün doğan kız çocuklarına Nesrin, erkek çocuklarına ise Tahsin ismi verilmişti. Günün yemeği ise pirinç çorbası, haşlama et, cacık ve kadayıf idi.

Sizin şu an "Wikileaks Belgeleri Sonrası ABD Büyükelçiliği'nden Sızma Medyadanlıklar" başlıklı makalemin giriş cümlelerini okuyamıyor olmanızın tek suçlusu, cebimdeki Saatli Maarif Takvimi aplikasyonudur, yemin ederim!

Bizim sitenin arkasındaki sokağa çarşamba günleri kurulan Pazar Yeri'nin ortasında, maydonoz kokulu kadınların halimi yadırgayan bakışları altında ne yapacağımı şaşırmış vaziyette bakınırken, beni kendime getiren şey, elindeki Ipad cihazından Borsa'yı takip etmekte olan esmer tezgahtarın bağırışı oldu:

"Ankara'da bir grup öğrenci AKP'li Burhan Kuzu'ya yumurta fırlatmış! Sen de fiyatları fırlat Apo!"

O anda turfanda bir Pazar Yazarı olarak, bütün tezgahlardaki yumurta fiyatlarının gastronomik olarak yükseldiğine, ayakkabı fiyatlarının ise buna paralel olarak ortopedik düşüşüne şahit oldum ve hemen not ettim.

Mükemmel bir yazı konusuydu bu. Üstelik gelişen olaylar yazacağım yazıyı daha da mükemmelleştiriyordu. Bir başka tezgahtan şöyle bir nida yükseldiğini duydum:

"Twitter'da Amedbaba diye biri 'Yumurta atana domates fırlat, sıcak havada melemen olsun' diye yazmış! Etiketi değiştir Nizamettin, domatese de zam geldi!"

O an aklım başıma geldi ve "Allah belamı versin e mi?" diye haykırdım. Bostanlık ürün tezgahındaki hormonlu delikanlının ünlediği Amedbaba bendim ve Ankara'da bir grup öğrencinin AKP'li Burhan Kuzu'ya yumurta fırlattığını duyunca, dayanamayıp Iphone 3G ile twittera girmiş, sırf @ahmethc kod adlı Ahmet Hakan'dan önce davranabilmek için "Yumurta atana domates fırlat, sıcak havada melemen olsun" diye tweet atmıştım.

Beni bu hale koyan cep telefonumdaki Saatli Maarif Takvimi aplikasyonu idi ve ben hala 1714 Osmanlı-Venedik Savaşı havasındaydım. Oysa ki 2010 yılındaydık ve Ankara'da bir grup öğrenci Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde "Kolektif Yumurta Şenliği"ni başlatmıştı bile. Üstelik hiçbirinin adı Nesrin ya da Tahsin değildi. Fakat onlar da telefonlarına Saatli Maarif Takvimi aplikasyonu indirmiş ve "ABD ile İngiltere'nin Japonya'ya Harp İlanı (1941)" cümlesinden sonraki çizginin altında yer alan hadis-i şerifi okumuş olmalıydılar:

"Bir kimse sizi ziyarete gelirse, ona ikramda bulununuz!"

Yani onları bu eyleme sevkeden etken siyasi değil teoteknikti!

Dayanamadım! Twitter'a girip "Süheyl Batum'a Sazan, Burhan Kuzu'ya Koç Yumurtası atmayı düşünemeyen öğrenciler, o zekayla Siyasal'ı nasıl kazanmış? İşte YÖK'ün hali!" diye bir tweet atıp eve koştum. Asansörde 140 karakteri aşmasın diye aradaki virgül ve boşlukları kaldırdım. Editörüm Abdullah Beyi aradım:

"Pazar Yazarı olarak ilk haberimi flaş flaş geçiyorum Apo!" dedim. "Başlığı attım bile: Siyasal Yumurta Eylemi Enflasyon Canavarını hortlattı! Yazdın mı? Tek satır olmuyorsa ikiye böl, sayfa sektreteri karakterleri sıkıştırıp alt satırı üsttekiyle hizalar! Tamam mı koçum? Çabuk yaz, baskıya yetiştir, hat kaçmasın! Hadi göreyim seni!"

Karşı taraftan aptallığıma not düşen bir açıklama geldi:

"Ne enflasyonu abi, ne Siyasal'ı? Ben sana Pazar yazarı ol dedim, pazara çık demedim ki? Yani Ertuğrul Özkök gibi ol, siyasi yazıları bırak, her Pazar aşk yaz, çiçek yaz, börtü böcek yaz, onu kastettim!"

"Allah belamı versin!" diye haykırdım gene!

Manşetlik haberimin çöpe gittiğine hayıflanmıyorum hayır!

O günden beri iyi bir 'Tavşan Kardeş' olmak için pazardan aldığım havuçları hart hart yemekten protez dişlerim yerinden oynadı, ona sinirleniyorum!

NOT: Ahmet Tezcan'ın bu yazısı Zaman Gazetesi'nin Pazar Eki'nde yayınlanmıştır.

DKM ARŞİVİ