forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

BARACK HÜSEYİN OBAMA, KOLAYSA SEN LAF ANLAT ADAMA!

Aktif .

ahmet_tezcan_1500AHMET TEZCAN 

Telefonum çaldığında ekranda White House yazdığını görmesem açmayacaktım.Kulağımdaki ses Victoria Secret Show modunda idi. "İyi akşamlar Mister Tezcan!" dedi Beyaz Saray'ın çakma Victoria'sı. "Bay Başkan Obama görüşmek istiyorlar, uygun musunuz?"

Sabahın köründe 'iyi akşamlar' diyen bir sekreterin saat farkı gözetmeden sağı solu araması kadar sinirime dokunan bir şey olamaz. Fakat ne çare arayan yabancı değildi.

"Bağla bebek!" dedim. "Hüseyin olsun çamurdan olsun, ona telefonumuz her zaman açık!"

Çakma Victoria'nın "Bay Başkan"ı her zamanki gibi samimiydi.

"Kusura bakma abi!" dedi. "Orda sabahın körü olduğunun farkındayım ama bir mesele var, sormazsam çatlarım!"

İçimden bir ses, "Bu adama sabahın körünü öğreten, elinin körünü de öğretmiş demektir, konuşurken dikkatli ol Wikileaks'e malzeme olacak şeyler söyleme" diye uyardı.

"Sor bakalım Hüseyin!" dedim. "Ama vereceğim cevaptan Julian Assange'in haberi olmasın. Off the record tamam mı?"

"Merak etme Julian da bizden sayılır." dedi Bay Başkan. "Kafa adamdır, bize uyar. Yalnız benim merak ettiğim bir şey var; Hillary ile iddiaya girmiştik, kazanamazsam ona yeni bir pantolon alacağım, o kazanırsa bana kehribar tesbih hediye edecek!"

Tepem attı.

"Yav Hüseyin hakkaten saf adamsın!" dedim. "Hillary ile tesbihine iddiaya girilir mi oğlum? Adın zaten Müslüman'a çıkmış, Hillary kehribar tesbihle sana zarf atıyor farkında değilsin. Bu kadının senin yerinde gözü var anlamadın mı hâlâ? Bunu görmen için ille de Akif Beki'ye Hillary'nin Ben Sorunu diye makale mi yazdırmak lazım?"

Hüseyin gevrek gevrek güldü.

"Laf aramızda Hillary bugünlerde pek munis abi!" dedi. "Wikileaks belgeleri yayınlandığından beri, sabah akşam pazar bulmacası çözüyor. Aklı sıra belgelerdeki xxxx adlı adamların kim olduğunu bulacak. Bu kız bizim Edelman'ın ne uyanık bir yanki olduğunun farkında değil hâlâ."

Saate baktım. Tam da 8. REM uykusunda olmam gereken vakitti.

"Peki, uzatma da sor bakalım!" dedim "Telefon faturası fazla gelmesin, Kongre zırt pırt Türkiye'yi arıyor diye Beyaz Saray bütçesinde kesinti yapabilir. Hem Bibi zaten bunalımda, 'Bir Obama'ya hakim olamadın' diye Dorberman'dan fırça yiyebilir."

"Doberman değil abi Liberman!" diye düzeltti güya. "Bak şimdi merak ettiğim şu: Engin Ardıç 2011'de Taksim'e çıkacak mı çıkmayacak mı?"

Allah'tan ben İngilizce küfretmeyi bilmiyorum, Obama da Türkçe bilmiyordu. Dilimle dişim arasında söylediklerimi anlasa anlasa bir tek Mossad anlardı. O da umurumda değildi. Mavi Marmara olayından beri bu konuda kulaklarının pası hayli silinmiş hatta nasır bağlamış bile olabilirdi.

"Ne ayak?" dedim kısaca. "Engin Ardıç, sen başkan seçildikten sonra bırak Taksim'e çıkmayı içinde Hüseyin geçiyor diye Kerbela ağıtları bile dinlemez oldu haberin yok mu?"

"Hadi ya!" dedi. "Ama bu adam Amerika'da adı Hüseyin olan biri başkan olursa Taksim'e çıkıp anıracağım diye okurlarına söz vermedi mi?"

"Söz mü?" dedim. "Burası Türkiye Hüseyin, burada en kolay verilen şeylerden biri söz, öteki ise candır. Bak artık dünya politikasını etkileyen bir ülkeyiz, öğren artık bunları."

Bizimkinin kafası hâlâ basmıyordu:

"Olur mu ama?" dedi. "Bir yazar okurunu nasıl aldatır? Bak Ertuğrul Özkök'e hiç yalan söylüyor mu? Yanlış da yapsa yanlış yaptım diyor, inkar etmiyor, üstüne yatmıyor?"

Kahkahayı patlattım:

"Yahu sen ne biçim Amerikalısın?" dedim. "Bedenin Amerika'da ama ruhun hâlâ Kenya'da. Warner Bross diye bir şirketten haberin yok galiba. Ertuğrul Özkök, hiçbir zaman Engin Ardıç'la kıyaslanamaz. Engin Ardıç elle tutulur, gözle görülür biri. Sen damarına basarsan, o da kalayı basar. Halbuki Özkök öyle biri değil. Neresine basarsan bas, ne yaparsan yap, hiçbir sonuç alamazsın. Çünkü o bir Bugs Bunny!"

"Bugs Bunny mi?" diye sordu bizimki. "O da ne demek?"

Hadi buyur burdan yak. Kenya'nın en küçük kabilesinden çıkıp Amerika Birleşik Devletleri başkanı olmuş birine Bugs Bunny'nin Tavşan Kardeş demek olduğunu anlat bakalım kolaysa.

Anlatamadım tabii. Çünkü tam o sırada Hillary içeri girmiş, Obama'yı benden tüyo alırken yakalamıştı. Duyduğum kadarıyla feci bir şekilde kavga edip, mızıkçılık yaptı diye Hillary, Obama'yı karısına şikâyet etmiş. Bizim Hüseyin de Hillary'nin kocası Bill'den yeni tüyolar almak için onun çiftliğine gizli bir ziyaret gerçekleştirmiş.

Şayet suçüstü yakalanmasaydık, Barack Hüseyin Obama'ya Tavşan Kardeş'in üstünden silindir geçse bile canlı kalabilen bir çizgi film kahramanı olduğunu, Engin Ardıç ile Hıncal Uluç literatür farkını, Robenson Cruse'deki Cuma ile Ahmet Hakan arasındaki 7 benzerliği anlatacaktım.

Olmadı.

Şimdi fırsat kolluyorum. İlk kıstırdığım yerde kenara çekip müstakbel ABD başkanları için hazırladığım 100 Karede Türk Basını isimli çizgi-bilm kitabını eline tutuşturacağım.

Okursa kendisine fayda, okumazsa umurumda değil.

Onlar hâlâ Türkiye'de gerçekten bir medya var zannedip, satın almak için milyarderlerini Aydın Doğan'ın kapısına gönderebilirler.

Para onların, dert mi bana?

Not: Ahmet Tezcan'ın bu yazısı Zaman Gazetesi'nin Pazar Eki'nde yayınlanmıştır.

DKM ARŞİVİNİ GOOGLE'DA ARAYIN

DKM'NİN 1998-2001 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2001-2003 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2003-2009 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN