forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

AHMET TEZCAN: "GÜLİSTAN ANA'NIN DUASI"'

Aktif .

ahmet_tezcan280

Meslek hayatımın otuz yılı içinde çok ilk heyecan var. Yeni bir gazetenin fikir planında oluşumu, hazırlanışı, baskıya girdiği günün telaşı, sabah namazı sokaklara fırlayıp bayilere balyalar halinde indirilişini seyredişler çok oldu.

 

Ancak hiç biri Pusula kadar heyecanlandırmadı.

Genel Koordinatörümüz Sevda Güneş telefon açıp da “Düşünür müsün abi?” dediğinde tereddütsüz kabul ettim. Çünkü bu teklif anında, Van-Erciş Depremi’nden sonra ecdada rahmet, başıma tâc olmak üzere İstanbul’daki evime yerleşen 11 kişilik Vanlı ailenin en yaşlı kişisi Gülistan Ana’nın dua eden sesi kulaklarımda çınlamıştı.

Hayır diyebilmem mümkün değildi.

Pusula; benim için sadece bir gazete değil, Gülistan Ana’nın duasıydı.

Sadece onun mu?

İstanbul’da kardeşten öte can dostum Ayşe Acar; “Erzincanlı Kemter Dede gelmiş, gidelim mi?” dedi bir gün. Ayşe, Kemter Dede’yi iyi tanıyordu. Ben de baş gözü görmeyen bu yaşlı çınarı çok merak ediyordum. Sevinçle gittik.

İncecik, elif boylu, nur sakallı bir dede. Eli de boynu da misk kokulu.

Ben dilimi değil, arifin yanında gevezelik etmesin diye gönlümü bağlamaya çalışırken Ayşe, Kemter Dede’den söz aparma gayretindeydi.

“Gürûh-u Nâciye kimdir Dede?” diye sordu.

Tepeden tırnağa kulak kesildim cevaba.

Alevi-Bektaşi canların Gürûh-u Nâciye, Sünnilerin ise Fırka-yı Nâciye dediği bu sıfat; Kemter Dede’nin dilinde nasıl vasfedilecekti? Kemter Dede de Alevi olduğuna göre “Ehl-i Beyt, Pençe-yi Âl-i Abâ” derdi herhalde, “Ehl-i Sünnet ve’l Cemaat” diyecek hali yok a!

Fakat “Şit!” dedi Kemter Dede. “Hazret-i Adem’in 73 oğlu var idi. Nübüvvet nuru sadece Şit’e verildi. Bütün peygamberler Şit’ten gelir. Gürûh-u Nâciye Şit Aleyhisselam’dır!”

Başım döndü. Zaten ağlıyordum, pınarım sel oldu.

İşin enteresan tarafı, koyu Sünni olarak bilinen Muhyiddin İbn-i Arabi’nin Füsus’ül Hikem adlı eserinin Hz. Şit bölümünde, bu meselenin Kemter Dede ile neredeyse birebir bakış açısıyla anlatılıyor oluşuydu.

Kemter Dede’den ayrıldık, ben gönlümü onunla birlikte Erzincan’a gönderdim. Kalbim, Doğu’da kaldı. Zaten oradan kopmamıştı ki…

Vanlı Kadiri Dervişi Kör Bayro, Kemter Dede’den yıllar önce tanıyıp sevdiğim ve rehber edindiğim gül güzellerinden biriydi. Dilim susarken gönlümün gevezeliklerine gülerek cevaplar yetiştirirdi Vanlı Kör Bayro.

Bir ara garip haller yaşamıştım, hoştu, içmeden sarhoş olmaktı. Sonra kesildi. O halin kenarında gezmek için yapay yollara başvurdum. Fakat aynı değildi, nâhoştu.

Kör Bayro ile iki yıl olmuş hiç görüşmemiştik. Bir gece telefonum çaldı. Açtım. “Âmedbaba sen misin?” dedi Kör Bayro. Sonra ne bir kelime eksik ne bir kelime fazla, şöyle dedi:

“Âmedbaba bir şey Hak’tan gelirse iyidir, hoştur, hoşluk verir. Amma bir şey kendinden gelirse sıkıntı verir, incik verir, incinirsin. Dağlar yerinde sabittir Âmedbaba! Dağlar yerinde sabittir amma her yana bereket saçar. Sakın ha sahibinden hızlı koşmaya çalışmayasın! Nene lazım baba, tökezler düşersin, üstün başın berelenir. Bırak o seni sırtına alsın, dağlari aşırsın. Anladin?”

“He!” dedim. “Mesaj alındı!”

“Hadi iyi geceler” deyip kapattı ve içimdeki sıkıntı o ahizeyle birlikte kapandı.

Kalıbını göçüreli yıllar oldu Kör Bayro. Bedeniyle birlikte kalbimi de gömdü Van toprağına.

Sevda kardeşim beni aradığında, kulağımdaki Gülistan Ana’nın duasıyla, gözümün önünde Kemter Dede ve Kör Bayro’nun hayali vardı.

Pusula onların da duasıydı!

Heyecanım bundandır, hoş görünüz!

http://www.gazetepusula.net

DKM ARŞİVİ