forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

İTİRAFÇI RÜZGAR GÜLLERİ...

Aktif .

dilek_yarasDİLEK YARAŞ 

Bu itirafçı  -ve hatta kimi durumlarda iftiracı- rüzgar güllerinin, hakkını yedikleri, dışladıkları, zulmettikleri gazetecilerin -ve  bilumum kurbanlarının- kollektif ruhunun helalliğini almaları o kadar da kolay değil.

***

Dinç Bilgin faktörü ile beraber dizi dizi itiraflar gelmeye başladı ‘’gazeteci’’ milletinden. Şimdiki yeni moda da bu.

Zamanlama da müthiş... ‘’Zamanın ruhunu yakaladık’’ diyorlar ya bu yüzden…

Ve itiraflar geçiyor allı  yeşilli.

Gözümüz kamaşıyor. Dilimiz tutuluyor.

Hayır hayır, yaptıklarına şaşmıyoruz. Biliyorduk zaten. Hiçbirimiz için sürpriz değil bunlar.

Sürpriz olan bu itirafların bu kadar fütursuzca, bu kadar ‘’gerine gerine’’ yapılması.

Bu mahcubiyetsizlik…  Nasıl desem, bu yüzsüzlük…

Problem itirafta değil, itirafın ifadesinde…

Doğru, memlekette ifade özgürlüğü  var. Olmalı en azından...

Hem o etmezse, şu etmezse, itirafını yani, nasıl çıkacak karanlıklar aydınlığa değil mi ama…

Ama cancağızım, itirafın da bir haysiyeti olmalı değil mi?...

Şimdiye kadar duyduğumuz itirafların hiçbirinde haysiyetin ‘’h’’ si yok maaalesef…

Ve bu haysiyetsizlik, sırf duyulmak istenen sözler söylendiği için alkışlanabiliyor.

‘’Paşa emretti işten attım, başka türlü yapamazdım, kah kah….’’

‘’Asker karşıtı yazarları sildim, ne yapsaydım baskı büyüktü, kih kih’’

‘’Onlar emrediyordu, biz yapıyorduk, koh koh…’’

Ton bu, renk bu, üslup bu…

Üslubu beyan aynıyla insan, hah hah…

Şimdi bunlar, şöööyle kasım kasım kasılarak, ama biraz da -sadece işin erbabının anlayacağı kadar- boyunlarını bükerek ‘’devir değişti artık ve biz zamanın ruhunu yakaladık'' havasındalar…

Ha ha ha ve de ho ho hooo….

Zamanın ruhunu yakalamışlarmış. ‘’Rüzgar gülüyüm ben,’’ diyemiyorlar da ağızlarında balçıksı bir hal alan ‘’zamanın ruhu’’ kavramına sığınıyorlar.

Hayır efendiler, hayır... Siz zamanın ruhunu asla yakalayamazsınız. Zamanın ruhu için evvela bir ruha sahip olduğunun bilincinde olmak gerekir çünkü.

Ruhunu şeytana satmış robotlar tutup da zamanın ruhundan bahsetmesinler hiç.

Zamanın ruhuna uymak demek her devrin adamı olmak anlamına gelmez.  

Hangi devir olursa olsun haktan, hakikatten yana olmak anlamına gelir. Bilebildiği, görebildiği kadarıyla en azından.

Yandaşlık, doğruya, hakikate yapılır.

Devrin güçlü görünenine, elinde TMSF bulunduranına, gazete kurma ihtimali olanına değil.

İtiraf kisvesi altında yapılan ''demokrasi'' güzellemelerinin günümüz Türkçesine çevirisi şudur:  

''Bakın ''onlar'' beni zamanında ne güzel kullanmışlardı, şimdi de ''siz'' tepe tepe kullanabilirsiniz.''...


Onların ''itiraf'' dedikleri 
''kullanışlılık kalite belgesi''nden başka bir şey değil esasında.  
... 
Kimsenin kalbini kırmak istemem ama eski günahlardan kurtulmak için ‘’tövbekar’’ ayaklarına yatmak yetmez maalesef.

Tövbe kapısı yol geçen hanı değildir zira.

Tövbesinde samimi olan, ''hellalliğini'' hakkını yediği kuldan ister önce.

Bu itirafçı -ve hatta kimi durumlarda iftiracı- rüzgar güllerinin, hakkını yedikleri, dışladıkları, zulmettikleri gazetecilerin -ve  bilumum kurbanlarının- kollektif ruhunun helalliğini almaları o kadar da kolay değil. Ama  böyle bir dert de yok zaten ortada.

Onların derdi de başka, dermanı  da…

dilek@gmail.com

Not: Bu yazı gazeteciler.com'dan alınmıştır.

DKM ARŞİVİ