forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

HABERCİLİKTE “İNTİHAL” SUÇU

Aktif .


Bir gazetedeki, dergideki ya da internet sitesindeki herhangi bir haberi, köşe yazısını ya da resmi kaynak göstermeksizin yeniden yayımlamak suç mudur? Kaynak göstererek yayınlamak bizi bu suçtan kurtarır mı? Ne kadarını yayınlamak suç, ne kadarını yayınlamak suç değildir? Kaynak göstermenin biçimi nasıl olmalıdır?

 

“ATLATMA” YA DA “ÇALINTI” HABERCİLİK

 

Habercilikte özel ya da “atlatma” haber nasıl bir “başarı” göstergesi ise, “başarısızlığı” örtmenin yolu da ahlak ve hukuk dışı olarak “çalmaktan” geçer. Bu nedenle birinin atlatma haberi, diğerinin bilmeyenler için atlatma gibi görünen çalıntı haberi olabilir.

 

Bu konudaki medyada görünen tartışmaya bakıldığında kimi durumlar dikkati çeker. Birinin özel haberini, diğeri özetleyerek “sanki kendi haberiymiş” gibi yayınlar. Birinin fotoğrafını ya da karikatürünü diğeri izin almadan ve kaynak göstermeden “hiç çekinmeden” yayınlar. Birinin video görüntüsü, diğerinin ya da diğerlerinin haber malzemesi olur, tekrar tekrar yayınlanır. İnternet haber sitesinde yayınlanan “özel haber”, ertesi gün bütün gazetelerin sayfalarını süsler. Günlük gazetelerdeki haber konuları bir hafta sonra dergilerde sayfa sayfa yer alır. Ve bütün bunlar olurken, ilk yayınlayanın kim olduğu, eser sahibi ve yayıncının adı duyurulmaz.

 

Bir yayın organında çıkmış ya da bu sayede gündeme düşmüş herhangi bir konuyu işlemekle, birinin eserini çalmak ya da çabasına saygı duymak ve atıfta bulunmak arasında ince bir ayrım vardır. Bu “incelik” daha çok akademik çalışmalarla gündeme gelen “kaynak göstermeme” ya da “intihal” sorununun habercilik mesleğinde de tartışmalı hale getirir.

 

Haber, fotoğraf ya da görüntü hırsızlığı olarak özetlenebilecek bu suç, haber ajanslarından, internet haber sitelerinden, televizyonlardan, radyolardan, gazetelerden ya da dergilerden alınan içerik ya da eserlerin “mahreç kullanılmadan” ya da kaynak gösterilmeden ve de izinsiz bir şekilde yeniden yayınlanmasını kapsar.

 

“İNTİHAL” NEDİR?

 

Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde “intihal”, “aşırma” anlamının dışında, “Bir kişinin eserinde başka kişilerin ifade, buluş ya da düşüncelerini kaynak göstermeksizin kendisine aitmiş gibi kullanması” şeklinde tanımlanmaktadır. Bu nedenle intihal, bir tür “sahtekârlık” ya da “hırsızlık” sayılmaktadır.

 

İntihal suçunun üç türü; “aynen kopyalamak”, “değiştirerek yazmak” ve “düşünceyi çalmak” şeklinde açıklanmaktadır. Örneğin herhangi bir yerde yayınlanmış başkasına ait bir yazıyı “tümüyle” ya da “kısmen” kaynak belirtmeksizin “kelimesi kelimesine” aynen kopya etmek aşırmanın en bariz uygulamalarından biridir. Yine, başka bir kaynakta yayınlanmış bir açıklama ya da düşünceyi dilsel ve yapısal anlatımını değiştirerek, kaynak göstermeden kullanmak da “değiştirerek yazmak” şeklindeki intihal suçudur. Üçüncü tür ise, “fikri haklar” çerçevesinde de değerlendirilebilecek “düşünceyi çalma” şeklinde karşılığını bulmaktadır. Başka birinin düşüncelerini temel alıp, onun üzerine yazı yazmak ve o görüşe ilişkin kaynak göstermemek intihal suçu sayılmaktadır. Başka bir deyişle, yazıdaki dil ve anlatım yazan kişiye ait olsa bile, temel alınan düşünceler başkasına ait olduğu için onlara dipnot verilmemesi ve kaynak gösterilmemesi intihal suçu olarak kabul edilmektedir. Aynı şeklide, başka bir çalışmaya özgü istatistik, grafik ya da şekillerin, tabloların ya da herhangi bir içeriğin kısmen ya da tamamen alınarak kaynak gösterilmeksizin kullanılması da fikir ya da düşüncelerin alınması ile eş değerde “intihal suçu” olarak değerlendirilmektedir.

Habercilik açısından yorumlandığında ise bir yayın organında çıkan her türlü içeriğin; eş deyişle haber, köşe yazısı, karikatür, fotoğraf, ses kaydı, görüntü kaydı vs. başka bir yayın organı tarafından yeniden aynen ya da bir kısmının yayınlanması ya da kimi değişiklikler yapılarak yayınlanması ya da esere ait düşüncenin kullanılması intihal suçunun unsurlarını oluşturmaktadır.

 

İntihal konusuyla ilgili olarak daha ayrıntılı bilgi sahibi olmak için daha önce yayınlanan “İntihal nedir biliyor musunuz?” başlıklı yazıma bakabilirsiniz.

 

HABERCİLİKTE İNTİHAL SUÇU

Ortada bir “suç” varsa, başvurulacak kaynak elbette hukuk mevzuatıdır. O nedenle bu konuda yanlış yapmamak için medya hukuku konusunda çalışmalarda bulunan Avukat, Araştırma Görevlisi Barış Günaydın’a konuyu açtım. Ondan da aldığım yardımla edindiğim bilgileri sizlere aktarayım…

Habercilikte intihal konusunun yerini anlamak için başvurulabilecek ilk hukuk mevzuatı 5187 sayılı Basın Kanunu’dur. Ancak öncelikle kanunda yer alan tanımlar bağlamında “basılmış eser” kavramını açıklamak gerekir. Kanun’un 2’nci maddesine göre basılmış eser, “Yayımlanmak üzere her türlü basım araçları ile basılan veya diğer araçlarla çoğaltılan yazı, resim ve benzeri eserler ile haber ajansı yayınlarını” ifade etmektedir.

Kanun’un intihal konusu ile ilişkilendirilebilecek “yeniden yayım” başlıklı 24’üncü maddesinde ise şöyle denilmektedir: “Bir süreli yayında yayımlanmış haber, yazı ve resimleri kaynak göstermeksizin yeniden yayımlayanlar beşmilyar liradan onmilyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır”. Bu hüküm, herhangi bir gazete, dergi gibi basılı süreli yayınlar ile haber ajanslarının yayınlarında yer alan haber, yazı ya da resimlerin kaynak gösterilmek suretiyle herhangi bir yerde yeniden yayımlanmasında herhangi bir suç olmadığını ifade etmektedir.

Kanunun ikinci fıkrasında ise şöyle denilmektedir: “Bu eserleri, yeniden yayım hakkı saklı tutulmuş olmasına rağmen, süreli yayın sahibinin izni olmadan yeniden yayımlayanlar yirmimilyar liradan kırkmilyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır”. Bu hüküm de “yeniden yayım hakkı saklı tutulmuş” haber, yazı ya da resimleri kapsamaktadır. Bu gibi durumlarda da “süreli yayın sahibinin izni”nin alınması koşulu aranmaktadır.

Başka bir deyişle yeniden yayım hakkı saklı tutulmuş haber, yazı ya da resimler ancak süreli yayın sahibinden izin alınmak suretiyle yeniden yayımlanabilir. Eser sahibinden alınmış herhangi bir izin bu anlamda geçerli kabul edilmemekte, süreli yayın sahibinin izni esas alınmaktadır.

Ayrıca burada yeniden yayım hakkının nasıl saklı tutulmuş olacağına ilişkin ya da süreli yayın sahibinin izninin nasıl alınması gerektiğine ilişkin net bir ifade bulunmamaktadır. Haber, yazı ya da resmin bir bölümünün yeniden yayımlanmak istenmesi durumunda nasıl bir uygulamanın yapılması gerektiği konusu da net değildir.

Örneğin yazının bir bölümüne yapılacak herhangi bir atıf için “izin şartı” aranmakta mıdır, sorusu akla gelebilmektedir. Ancak kanun bu konuda net bir ifadede bulunmamaktadır.

FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU

Öte yandan 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na da bakılabilir. Ancak kanunda “eser” tanımı Basın Kanunu’ndaki anlamdan farklı bir yapıdadır. Kanuna göre eser, “Sahibinin hususiyetini taşıyan ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri (Madde 1/b)” şeklinde tanımlanmaktadır.

Dolayısıyla Basın Kanunu’nda tanımlanan süreli yayımlarda yer alan “yazı, resim ve benzeri eserler ile haber ajansı yayınları”ndan farklı olarak, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda bu eserin “fikir ve sanat mahsulü” olması şartı dikkat çekmektedir.

Bu eserin kaynak ya da kategorisinin “ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema” olarak tanımlanması ise ayrı bir konudur. Çünkü medya içeriklerinde; yani gazete, dergi, internet siteleri, radyo ve televizyon yayınlarında yer alan eserler, bu kanun kapsamında değerlendirilecek midir, değerlendirilmeyecek midir?” sorusu bu tanım gereğince belirsizdir. Medya içeriklerini “ilim ve edebiyat” eserleri olarak yorumlamak mümkün müdür? Köşe yazarlarının yazıları ilim ve edebiyat eserleri midir? Bir eserin ilim ve edebiyat eseri olmasının koşulu nedir? Bu sorular yoruma bağlı olarak yanıtlanabilecek niteliktedir.

Kanunun 7’nci maddesinde “alenileşmiş ve yayımlanmış eserler” konu alınmakta ve şöyle denilmektedir: “Hak sahibinin rızasıyla umuma arz edilen bir eser alenileşmiş sayılır. Bir eserin aslından çoğaltma ile elde nüshaları hak sahibinin rızasıyla satışa çıkarılma veya dağıtılma yahut diğer bir şekilde ticaret mevkiine konulma suretiyle umuma arz edilirse o eser yayımlanmış sayılır. 5680 sayılı Basın Kanunu’nun 3’üncü maddesinin 2’nci fıkrası hükmü mahfuzdur.”

Bilindiği gibi 5680 sayılı kanun, 5187 sayılı kanunla değiştirilmiştir. Eski kanunun ilgili maddesinde ne olduğunu merak edenler için oradaki ifade verilebilir: “Basılmış eserlerin herkesin görebileceği veya girebileceği yerlerde gösterilmesi veya asılması veya dağıtılması veya dinletilmesi veya satılması veya satışa arzı "neşir" sayılır.” Dolayısıyla söz konusu madedde yayının nasıl gerçekleştiği tanımlanmaktadır.

Türekul, Turhan ve Güçlü’nün (2004: 48) açıklamasına göre, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre herhangi bir eserin aslını ya da kopyalarını herhangi bir şekil ya da yöntemle tamamen ya da kısmen, doğrudan ya da dolaylı, geçici ya da sürekli olarak çoğaltma hakkı münhasıran eser sahibine aittir. Eserin aslını ya da çoğaltılmış nüshalarını kiralamak, ödünç vermek, satışa çıkarmak ya da diğer yollarla dağıtmak hakkı da münhasıran eser sahibine aittir. (Madde 22; Madde 23)

Öte yandan bir eserin aslının ya da çoğaltılmış nüshalarının radyo-televizyon, uydu ve kablo gibi telli veya telsiz yayın yapan kuruluşlar aracılığıyla ya da dijital iletilim de dahil olmak üzere işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayınlanması ve yayınlanan eserlerin bu kuruluşların yayınlarından alınarak başka yayın kuruluşları tarafından yeniden yayınlanması suretiyle umuma iletilmesi hakkı münhasıran eser sahibine aittir (Madde 25). Kanuna göre internet ortamında eserlerin yayımı ve eserden yararlanılması hakkı da yine münhasıran eser sahibine aittir. (Türekul, Turhan ve Güçlü, 2004: 50).

Bu hüküm çerçevesinde Yargıtay 11’inci Hukuk Dairesi’nde görülen iki ayrı dava dikkati çekmektedir. Her iki dava da “futbol maçı görüntülerinin yayınlama hakkına sahip olan firmadan izin almadan yayınlaması” konuludur. Bunlardan ilkinde bir futbol maçına ait görüntüleri 48 saniye izinsiz ve ücretsiz olarak yayınlayan kuruluş tazminat ödemek zorunda kalmıştır (E. 1999/4188; K. 1999/5854; T. 28.6.1999). İkincisinde de görüntüleri 1 dakika 24 saniye süre ile ücreti ödenmeksizin ve izin alınmaksızın yayınlayan kuruluşa verilen tazminat cezası yine onanmıştır (E. 1999/4776; K. 1999/6722; T. 13.9.1999).

GAZETE İÇERİĞİ

Kanunun 6’ncı bölümünde “Gazete Münderecatı” konu alınmaktadır. 36. madde şu şekildedir: “Basın Kanununun 15 inci maddesi hükmü mahfuz kalmak üzere basın veya radyo tarafından umuma yayılmış bulunan günlük havadisler ve haberler serbestçe iktibas olunabilir.”

Ancak burada sözü edilen kanun, 5680 sayılı eski Basın Kanunu’dur. Söz konusu eski metinde ne olduğunu merak edenler için ifade edelim; metinde şöyle denilmektedir: “Bir mevkutenin hususi fedakarlık ihtiyariyle elde edip yayınladığı haber yazı ve resimler mevkute sahibinden müsaade alınmadıkça neşirlerinden 24 saat geçmeden başka mevkuteler tarafından yayınlanamaz. Hususi fedakarlık ihtiyariyle elde edilen yazı ve resimler için mevkute sahibinden izin almak mecburidir.” Ancak 5187 sayılı yeni Basın Kanunu’nda bu doğrultuda değerlendirilebilecek madde, daha önce açıkladığımız 24’üncü maddedir. Orada da kaynak göstermeksizin ya da izin almaksızın yeniden yayınlamanın suç olduğu açık bir şekilde ifade edilmektedir.

36’ncı maddenin ikinci fıkrası şöyledir: “Gazete veya dergilerde çıkan içtimai, siyasi veya iktisadi günlük meselelere mütaallik makale ve fıkraların iktibas hakkı sarahaten mahfuz tutulmamışsa aynen veya işlenmiş şekilde diğer gazete ve dergiler tarafından alınması ve radyo vasıtasiyle veya diğer bir suretle yayılması serbesttir. İktibas hakkı mahfuz tutulsa bile sözü geçen makale ve fıkraların kısaltılarak basın özetleri şeklinde alınması, radyo vasıtasiyle veya diğer bir suretle yayılması caizdir.”

Dolayısıyla yayın içeriklerinden alıntı yapma hakkı saklı tutulmadıkça yeniden basımın ya da basın özetinin yayınlanmasında herhangi bir suç olmadığı anlaşılmaktadır. Ancak üçüncü fıkraya da dikkat etmek gerekir. Orada şöyle denilmektedir: “Bütün bu hallerde, iktibas edilen gazete, dergi ve ajansın ve eğer bunlar da başka bir kaynaktan alınmışlarsa o kaynağın adı, tarih ve sayısından başka makale sahiplerinin adı, müstear adı veya alameti zikredilmek icabeder.”

Yargıtay kararlarına bakıldığında ise bu madde ile ilgili olarak 11. Hukuk Dairesi’nde açılan bir davada kimi gazetelerde yer alan haber ve fotoğrafların izinsiz olarak radyoda sayfa sayfa okunarak tasvir edildiği ileri sürülmüş ve tümüyle yayımlanmasının engellenmesi talip edilmiştir (E. 2000/5382; K. 2000/6257; T. 3.7.2000). Kararda ise özetle davanın konu edildiği tarihte yürürlükte bulunan 5680 sayılı Basın Kanunu’nun 15. maddesine atıfta bulunulmuş ve daha sonra şöyle denilmiştir: “… gazete haberlerinin kaynak belirtilerek iktibas edildiği ve yapılan yayında herhangi bir yasa ihlalinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan mahkeme kararının gerekçe ve hükmünde belirtildiğinin aksine, dava konusu haber ve fotoğrafların ayrıntılı biçimde yayınlandığı ispat edilmediği gibi bütün gazete haberlerinin hususi fedakarlık sonucu elde edildiğine dair gerekçenin de kabulü mümkün bulunmamaktadır.”

Kanunun 7’nci bölümünde “haber” konu alınmakta ve 37’nci maddede şu ifade edilmektedir: “Haber mahiyetinde olmak ve bilgilendirme kapsamını aşmamak kaydıyla, günlük hadiselere bağlı olarak fikir ve sanat eserlerinden bazı parçaların işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan vasıtalara alınması mümkündür. Bu şekilde alınmış parçaların çoğaltılması, yayılması, temsil edilmesi veya radyo ve televizyon gibi araçlarla yayınlanması serbesttir. Bu serbestlik, hak sahibinin hukuki menfaatlerine zarar verecek şekilde veya eserden normal yararlanmaya aykırı biçimde kullanılamaz.”

Sonuç olarak gerek Basın Kanunu ve gerekse Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun ilgili hükümleri çerçevesinde bir yayın organında yayımlanmış içeriğin başka bir yayın organınca bir şekilde yeniden yayımlanması belirli şartlara bağlanmıştır. Bunlar izin alınması, kaynak gösterilmesi ve hak sahibinin hukuki menfaatlerine zarar vermeme gibi özetlenebilmektedir.

 

KAYNAKÇA

 

"Aşırma (İntihal)", http://www.fbe.metu.edu.tr/TURKCE/index.php

 

"İntihal", http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0ntihal

 

“Basın Kanunu”, http://www.byegm.gov.tr/basinmevzuati/kanunlar.htm

 

“Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu”, http://www.mevzuat.adalet.gov.tr/html/957.html

 

“İçtihat Bankası” http://www.kazanci.com/kho2/ibb/giris.htm

 

“Plagiarism: What It is and How to Recognize and Avoid It”, http://www.indiana.edu/~wts/pamphlets/plagiarism.shtml

 

Serengil, Y. “İntihal”, http://www.universite-toplum.org/text.php3?id=264.

 

Türekul, E.; Turhan, M. ve Güçlü, F. (2004). 2004 Değişiklikleriyle 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve Fikir Haklarının Korunması ile İlgili Temel Bilgiler. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü.

 

Yüksel, E. “İntihal nedir biliyor musunuz?”, http://www.dorduncukuvvetmedya.com/dkm/article.php?sid=12273.

-------------------------------
Doç. Dr. Erkan Yüksel
eyuksel@anadolu.edu.tr
Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi

DKM ARŞİVİ