forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

ÇOCUĞUNUZ TELEVİZYON İZLERKEN SİZ NE YAPIYORSUNUZ?

Aktif .

 ERKAN YÜKSEL

İki yıl kadar önceydi. Biri ilkokul, diğeri anaokulu öğrencisi iki çocukla bir otomobilin içindeydik. Büyük olana “büyüyünce ne olacaksın?” diye sordum. “Polat Alemdar olacağım” karşılığını verdi. Sonra da küçük kardeşini işaret ederek “Bu da Memati olacak” dedi.

Küçük kardeşi bu yanıta itiraz etti. Ardından Kurtlar Vadisi dizisinin şiddet içeren sahnelerini tartışmaya başladılar. Çocuklar televizyonda gördüklerini “normal” olarak algılıyor ve birbirlerine de öyle davranıyorlardı. 

Sonra başka gözlemlerim de oldu. Erkek çocuklar Spider Man, Süperman ya da Ben 10 kılığına giriyor, kızlar ise Barbie ya da Wings kızlarından biriyle kendini özdeşleştiriyordu. Kimi gazete haberleri ise televizyonda gördüklerini gerçek yaşamda uygulamaya kalkan ve bu davranışlarıyla yaralanan ya da hayatını kaybeden çocukları konu alıyordu… 

Doktora tez öğrencim Filiz Bilgin Ülken’e bu konuyu anlattım. Çocukların televizyon içeriklerinden nasıl etkilendikleri sorusu üzerine başlayan araştırma, çocukla birlikte televizyon izleme alışkanlığına yönelik geçtiğimiz günlerde tamamlanan tezi ortaya çıkardı.  

Eğitimli aile çocuklarının televizyon izleme alışkanlıkları sorgulandığı, “Televizyon İzlemede Anne-Baba Aracılığı ile Çocukların Saldırgan Davranışları Arasındaki İlişki” başlıklı betimleyici türdeki çalışmada, kimi çarpıcı sonuçlara ulaşıldı. 

Araştırmada, öncelikle bir anaokulunun iki ayrı sınıfında çocuğu bulunan ailelere anket uygulandı. Televizyon izlemede farklı “aracılık türü” uyguladığı belirlenen dokuz aile belirlendi. Anne-babalar ve öğretmenlerle görüşmelerde bulunuldu ve çocukların oyun saatlerindeki davranışları videoya kaydedilerek gözlemlendi. 

Bulgular, öncelikle çocukların anne-babalarının söylediğinden daha fazla televizyon izlediğini ve daha fazla televizyon içeriğinden etkilendiğini ortaya koydu. Anne-babaların, çocukların televizyon izleme alışkanlıkları konusundaki düşünce, söylem ve uygulamaları büyük ölçüde birbiriyle çelişmekteydi. Çoğu aile için ise televizyon “bir tür çocuk bakıcısı” konumundaydı.  

Dikkat çeken, belli başlı  diğer bulgular ise şöyle: 

  • - Çoğu eğitimli anne-baba, çocuğun televizyon izleyeceği saat ya da programları belirleyerek, televizyonu kapatarak ya da kanalı değiştirerek “kısıtlayıcı aracılık” uyguluyor.
  • - Eğer “kısıtlama nedenleri” çocuğa anlaşılır ve mantıklı bir şekilde açıklanırsa, çocuk başka bir yerde “kısıtlandığı” içerikle karşılaşırsa, olumsuz içeriklerden daha az etkileniyor.
  • - Anne-babaların çocuklarıyla birlikte televizyon izlemeleri durumunda ise; eğer çocukla konuşulmazsa, çocuk “birlikte izlenen” her türlü programı “bu iyidir” diye izliyor ve “meşru” görüyor. Böyle olunca da bu tür televizyon içeriklerini rahat bir şekilde davranışlarına yansıtabiliyor.
  • - Kız çocuklar, erkek çocuklara oranla televizyondaki şiddet gösteriminden daha az etkileniyor.
  • - Erkek çocuklar ise televizyondan öğrendikleri saldırgan davranışlarla birlikte, özellikle fiziksel ve sözel saldırganlık örnekleri de sergiliyorlar.
  • - Çocukla birlikte televizyon izlerken konuşmak, programlar hakkında yorumda bulunmak, gerçeklik payı hakkında açıklama yapmak ve eleştirmek; yani aktif aracılık uygulamak çocuğun hayalle gerçeği ayırabilmesine ve kabul edilebilir davranışları öğrenmesine yardımcı oluyor.
  • - Anne-babalar çocukların televizyon izlemekten sıkılmayacağına ilişkin kanaat belirtseler de çocuklar oyun oynamayı ve gezmeyi televizyon izlemeye tercih edebileceklerini ifade ediyorlar.

Betimleyici türdeki bu tez Ülken’e “doktor” unvanı kazandırdı. Umuyorum ki çalışma, ilerleyen günlerde daha büyük bir projeye dönüşür ve daha ileri aşamalara ulaşır.  

Ancak şimdilik altını  önemle çizmek gerekiyor ki, çocukların televizyon içeriğinden olumsuz yönde etkilenmemesi için anne-babalara önemli roller düşüyor.  

Çocukla birlikte nasıl televizyon izlendiği, çocuğun televizyon içeriğinden nasıl etkilendiğini yakından ilgilendiriyor.  

Dolayısıyla çocuğunuzu “televizyon adlı bakıcıya” emanet ettiğinizde ya da çocuğunuzla birlikte televizyon izlediğinizde, sizin “ne yaptığınız”  ya da “ne söylediğiniz” çocuğunuzun televizyondan etkilenme derecesini yakından etkiliyor. 

Televizyon içeriğine karşı  “sessiz kalmamak”, çocuğa mantıklı açıklamalarda bulunmak ve eleştirel olmak gerekiyor.  

Aksi halde çocuklar, hayalle gerçeği birbirine karıştırabiliyor ve televizyonda gördüğü olumsuz söz ya da davranışları “meşru” kabul edebiliyorlar.

Doç. Dr. Erkan Yüksel
Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi

DKM ARŞİVİ