forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

İLETİŞİM FAKÜLTELERİ BİRAZ DA İNSANLAR ARASI İLETİŞİME EĞİLMELİ

Aktif .

erkanyukselİletişimin en genel dört kullanım biçimi kişinin içsel iletişimi, kişiler arası iletişim, grup iletimi ve kitle iletişimi başlıklarıyla sınıflandırılır.
 
 Ülkemizdeki iletişim fakültelerinin genel yapısı ise daha çok kitle iletişimi ağırlıklıdır ve hatta “insanlar arası iletişimin” pas geçildiği söylenebilir. 

Dünyadaki iletişim araştırmalarının tarihine bakıldığında da kitle iletişiminin insanlar üzerindeki etkilerini araştıran çalışmaların ağırlığı dikkat çeker. Bu ağırlık nedeniyle de bir anlamda “iletişim” demek, neredeyse “kitle iletişimi” demekle özdeş hale gelmiştir. Sanki kitle iletişimi olmasa, iletişim de olmayacakmış gibi izlenim ortaya çıkmaktadır.  

Belki biraz da bu nedenle ülkemizdeki iletişim fakültelerinde şu türde bölümler görülür: “sinema ve televizyon”, “radyo ve televizyon”, “basın ve yayın”, “gazetecilik”, “reklam ve halka ilişkiler”, “görsel iletişim tasarımı”... Bunların tümü de kitle iletişiminin çeşitli biçimlerine yönelik bölüm adlarıdır. 

Oysa başta da söylediğim gibi iletişimin başka boyutları da vardır ve iletişim tarihi insanın “hırıltılarla” ses çıkarmasına dek uzanır ve büyük ölçüde yazının icadına dek sözlüdür. Kitle iletişim araçlarının bulunması ve yaygınlık kazanması ise insanlık tarihi ile kıyaslandığında “oldukça yeni”dir. Ulaştığı son nokta ise internet teknolojisi ve 3G teknolojisi gibi yeniliklerdir… 

Belki de en cazip ve işin ekonomik boyutlarını da içinde barındıran bir alan olarak kitle iletişimi bu kadar ilgi görmektedir. Oysa iletişimin başka yönlerinin de olduğunun altını çizmek için bu yazıyı yazıyorum! 

ASIL UNUTULAN…. 

Unutulan, atlanan ya da gözden kaçan iletişimin diğer kullanım biçimleri; yani kişinin içsel iletişimi, kişiler arası iletişim ve gruplar arası iletişim boyutları, belki de bugün içinde bulunduğumuz, her nefes alışımızda yaşadığımız iletişimle ilgili sıkıntılarımızın başlıca nedenleri… 

Siyaset arenasında son günlerde “iletişimsizlik” ya da “diyalogsuzluk” en popüler kavramlarından biri... Aslında bu kavramı ülkenin siyasi tarihinin derinliklerinde de görmek mümkün. Bırakın ülke tarihini ve siyasileri, yakın arkadaşlarınızla, eşinizle, çocuklarınızla, büyüklerinizle iletişiminizde de en temel sorun; iletişimsizlik ya da doğru bir şekilde iletişim kuramamak, konuşamamak, konuştuğunun ne olduğunu anlamamak, anlatmak istediğini dile getirememek, anlaşılamamak ve anlaşılır olamamak. Yeşilçam filmlerinin de ana temalarından biri iletişimsizlik, yanlış anlaşılma ya da anlaşılama üzerine kurulu… 

İnsanlar arasındaki iletişimi ya da iletişimsizliği konu almayan ülkemizdeki iletişim fakültelerinin önemli bir bölümünün bu anlamda eksik kaldıklarını söylemek istiyorum.  

AMERİKA’YI YENİDEN KEŞFETMEK 

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki iletişim fakültelerine ya da dengi okullara bakıldığında iki türde yapılanma görüyoruz. Bunlardan ilki bizdeki gibi “kitle iletişimi ağırlıklı” okullar. İkincisi ise iletişimin diğer boyutlarına eğilen okullar… 

Bizdeki gibi olanları  bir yana bırakıp St. Cloud State University’nin “Communication Studies Undergraduate Programı” hakkında ayrıntısına girmeden kısa bir bilgi vereyim.  

“Bachelor of Arts” derecesinde verilen bazı ders isimleri şöyle: “İlişkisel İletişim”, “Kültürlerarası İletişim”, “Retorik ve Performans Çalışmaları”, “Liderlik ve Kurumsal İletişim”, “Kapsamlı İletişim Çalışmaları”.  

“Bachelor of Science” derecesinde verilen derslerden bazıları da şunlar: “Yazma, konuşma, Dinleme ve Dil”, “Çokkültürlü, Küresel ve Cinsiyet Perspektifleri”, “Medya Okuryazarlığı”, “Teori ve Pratik”, “Pedagoji”, “Mesleki Eğitim”. 

Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi’nin “iletişim” bölümünde verilen bazı ders isimleri de -benim özellikle ağırlık verilmesini istediğim doğrultuda- şöyle: “Bireylerarası İletişim”, “Ailede İletişim”, “Sözlü İletişim”, “Sözsüz İletişim”, “Kurumsal İletişim”, “Yazılı ve Sözlü Anlatım”. 

Bu yapısıyla mevcut “iletişim” bölümünün; belki de amaçları farklı olduğu için, benim tam da vurgulamak istediğim şeyi yine de vermediğini düşünüyorum. Amerika’daki eğitimin de ötesini görmeye çalışıyorum. 

KİŞİSEL GELİŞİM KONUSU VE DİĞERLERİ 

Son yıllarda ülkemizde “kişisel gelişim” konusunda çıkan kitap ve açılan özel kurs sayısında önemli bir artış olduğunu gözlemliyorum. Bunların önemli bir bölümünün içeriğini “iletişim” konusu oluşturuyor. Özel kurslarda eğitim veren kişiler de çoğunlukla ekonomi, eğitim ya da iletişim kökenli. Resmi ve özel firmalara verilen eğitimler ve eğitimciler de öyle. Bir de bunların iletişim fakültelerindeki karşılıklarına bakıyorum: Yok! 

Özel iletişim danışmanlığı veren işyerlerinin açıldığını gözlemliyorum. Aile içi sorunlara, evliliklere ya da kişiler arasındaki iletişimsizliğe çare arayan kişiler televizyon ekranlarından bir şeyler söylüyor. Psikoloji eğitimi alıp almadıklarını merak ediyorum: Yok!  

Birçok özel şirketin en önemli sorunlarından birinin “iletişimsizlik” ya da “doğru anlaşılamama” olduğunu –özel sektörde çalışan- en yakın arkadaşlarım söylüyor. Halkla ilişkiler, kurum içi iletişim ya da kurumsal danışmanlık gibi çeşitli adlardaki birimler bu konulardaki “sorunları” tespit etmeye ve çözmeye çalışıyor. Peki, iletişim fakültelerinde bu alana yönelik özel ve yeterli bir ilgi var mı diye bakıyorum: Yok! 

İşte size kocaman bir eğitim açığı ve o açığı dolduracak eğitimli kişilerin yapabileceği işlere ait bazı ana başlıklar…  

Tabi meseleye mezunlar nerede, nasıl iş bulacak anlamında da bakmıyorum. İyi bir iletişim becerisine sahip bireyin toplumsal bir kazanım olduğunu düşünüyorum ve bu kişinin her şekilde kendini ifade edebileceği, yetiştirebileceği ve iş bulabileceği kanaatindeyim. En azından bugün “iş bulamayan” iletişim fakültesi mezunları ile kıyaslandığında, iletişim kurma becerisine sahip kişilerin daha avantajlı olacaklarına inanıyorum. 

İŞE, İLKÖĞRETİMDE BAŞLAMAK GEREK 

Öte yandan ve belki işin aslı, ben daha fazlasını da düşlüyorum.  

Doğrudan insanlar arasındaki iletişim ya da iletişimsizlik sorunlarına daha fazla eğilen ve bu konularda çalışmalar yürüten belki de adı “kişilerarası iletişim” olabilecek yeni bir bölümün açılmasını hayal ediyorum. İletişim fakülteleri insanlar arasındaki iletişimi unutmamalı diyorum. 

Bununla birlikte, eğitim hayatının her aşamasında “iletişim becerisinin” kazandırılmasının yararlı olacağı kanaatindeyim.  

Daha ilköğretim sıralarında “iletişim becerisine yönelik” derslerin verilmesinin doğru olabileceği inancındayım. Toplumsallaşma sürecinin başındaki çocuklara okuma, yazma ve dil bilgisi öğretirken, “iletişim becerisi” hakkında da bilgi vermek bireysel olduğu kadar, toplumsal ve daha da ileride evrensel bir yarar sağlayacaktır. 

Ne dersiniz? Bu derslerin verilmesini de iletişim fakülteleri sağlayabilir mi?

Doç. Dr. Erkan Yüksel
Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi

DKM ARŞİVİ