forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

İLETİŞİM EĞİTİMİNDEN KİMSE MEMNUN DEĞİL!

Aktif .

 “Türkiye’deki iletişim eğitiminden tarafların hiçbiri tam anlamıyla memnun değildir.” Bu çarpıcı ifadeyi dokuz ayda tamamlanan oldukça kapsamlı sayılabilecek bir akademik çalışmanın sonuç raporundan sizlere aktarıyorum.  
 

Raporda çarpıcı başka bulgular da mevcut. Örneğin satır başları ile şunlar yazıyor:  

  • “İletişim eğitimi konusunda üniversite-sektör işbirliği istenen düzeyde değildir. Hatta, belli ölçülerde gizli bir çatışma yaşanmakta ve bu çatışma bazen kamuoyuna da yansımaktadır…
 
  • İletişim eğitimi programlarındaki kuramsal ve uygulamalı ders oranlarında tutarlılık yoktur… 
 
  • Verilen kuramsal dersler, iyi bir iletişimci olmak için gereksinim duyulan genel kültürü  ve mesleki yeterlikleri kazandırmaktan da uzaktır. İletişim Fakültelerinin sayısı hızla artmakta, buna bağlı olarak öğrenci ve mezun sayısı da artış göstermektedir…
 
  • Türkiye’nin bu kadar çok İletişim Fakültesine gereksinim duymadığı ve açılan her yeni fakültenin niteliği biraz daha düşürdüğü  gözlenmektedir…
 
  • İletişim Fakültelerindeki geleneksel bölümler alana hizmet vermek için yeterli değildir… 
 
  • İletişim alanında yapılan araştırmalar yetersizdir… 
 
  • İletişim eğitiminde yararlanılan fiziksel tesis, ortam ve donanımların çoğu eskidir ve günümüzün teknolojik gelişmelerini yansıtmaktan uzaktır…
 
  • Çoğu fakültede iletişim eğitiminin gerektirdiği tesisler yoktur. Bazıları da bu konuda gereksiz ya da verimsiz denebilecek ölçüde büyük yatırımlar yapmaktadırlar…”
 

Bu raporu, “İletişim fakülteleri biraz da insanlar arası iletişime eğilmeli” başlıklı yazımın ardından görüştüğüm Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi İletişim Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ahmet Haluk Yüksel’den aldım.  

Yazıda vurguladığın  “insanlar arası iletişim” boyutundaki eksikliğin önemine işaret ederek, Türkiye’deki iletişim fakültesi sayısının 40’ı aştığını ancak, “iletişim” bölümü sayısının bir elin parmaklarını aşmadığını söyledi. “İletişim bölümü” hakkında getirdikleri önerileri sıraladı… 

RAPORUN AYRINTILARI 

İsterseniz öncelikle rapordan ve raporun nasıl hazırlandığından söz edeyim. Çünkü böylesi raporlara fazlasıyla ihtiyaç duyulduğunu düşünüyorum. O nedenle ne raporun nasıl hazırlandığının önemli olduğu kanaatindeyim.  

“İletişim Bölümünün Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Bölüm Kurulu Raporu” adını taşıyan rapor, aslında, daha önceki adı “Eğitim İletişimi ve Planlaması” olan bölümün “İletişim” adını almasının ardından 2005 yılında tamamlanmış…  

Söz konusu değişikliğin ortaya çıkardığı yeni durumun değerlendirilmesi ve yeni bir yapılanmanın önerildiği rapor, iletişim fakültelerinin durumuna da ışık tutmuş…  

Raporun hazırlanmasında tüm iletişim bölümü öğretim elemanlarının emeğinin geçtiğini de belirtmek gerekiyor. 

“Yeniden yapılanma” adı altındaki çalışma temel olarak beş boyutta ele alınmış. İlk olarak Türkiye’deki ve yabancı ülkelerdeki üniversitelerin iletişim eğitimi programları incelenmiş…  

İkinci aşamada alanyazında iletişim eğitimi konusunda yazılan kitap, makale, bildiri ve raporların çözümlemesi yapılmış…  

Üçüncü aşamada iletişim alanındaki önemli akademisyenlerle yüz yüze görüşmeler yapılarak görüşleri alınmış…  

Dördüncü aşamada iletişim sektöründen seçilen temsilcilerle derinlemesine görüşmeler yapılarak iletişim eğitimi konusunda dile getirdikleri sorunlar ve öneriler saptanmış… 

Son olarak, İletişim Bilimleri Fakültesi’nin mezunlarına uygulanan bir elektronik anket yoluyla, mezunların bölümdeki yeniden yapılanmaya katkı sağlayabilecek görüşleri belirlenmiş… 

Yaklaşık dokuz ay süren çalışmalar büyük ölçüde komisyonlar yoluyla gerçekleştirilmiş, ortak rapor Bölümü Kurulu’nda tartışılarak dekanlık ve rektörlüğe iletilmiş… 

BULGULAR VE SONUÇ 

Raporda ortaya konan “İletişim Eğitiminde Varolan Durum” konulu bölümü yazının başında özetlemiştim. Bulguların ikinci başlığı ise “Bölüm için önerilen isim” başlığını taşıyor. Bu isimler özetle şöyle: “kurumsal iletişim”, “iletişim yönetimi”, “iletişim tasarımı”, “iletişim çalışmaları”, “sanal iletişim” ve “işletme iletişimi” ve “iletişim bilimleri”, “iletişim tasarımı ve yönetimi”… 

Ayrıntılara ve rapordaki tartışmalara değinmeyeceğim… Bölüm için önerilen alt uzmanlık dallarına değineyim… İletişim Çalışmaları,  İletişim Tasarımı, İletişim Yönetimi ve İletişim Teknolojileri… 

“Değişik çevrelerdeki iletişim çalışmalarını bir bütünlük içinde tasarımlayan ve yöneten iletişim uzmanlarını yetiştirmek” amacını taşıyan bölümün öğrencilere kazandırması planlanan belli başlı yeterlilikler ise özetle şunlar:  

  • Güzel konuşma
  • Etkili dinleme
  • İletişim amaçlı etkinlik düzenleyebilme
  • İletişimin kuramsal ve uygulamalı boyutlarında yetkinlik gösterme
  • Empatik iletişim kurabilme
  • Stratejik düşünebilme
  • Protokol kurallarını bilme ve uygulama
  • Uygun yazışma yapabilme
  • Çalıştığı sektörü ve kurumu tanıma
  • İnsanları doğrudan ve dolaylı yönetebilme
  • Kişisel, mesleki ve örgütsel konularda önderlik yapabilme
 

Raporun “geleceğe ilişkin görüşleri” de dikkat çekici boyutta… 

Örneğin, geleceğe ilişkin öngörülerin birincisi, iletişim eğitiminin lisans düzeyinden lisansüstü düzeye kayacağı yönünde… 

İkinci öngörü, sektörde profesyonel olarak çalışan insanlara mesleki geliştirme eğitimleri vermek üzere yeni oluşumların ortaya çıkabileceği şeklinde… 

Üçüncü öngörü, mezunların istihdamı ve izlenmesiyle ilgili.  Bu bölümde şöyle deniliyor: “Sektör temsilcileri ve mezunların verdiği bilgilere göre, iletişim sektöründeki istihdam kararları genellikle referans sistemine dayanıyor.” 

Son öngörü ise uluslararası  belgeleme ve akreditasyonun önem kazanacağı yönünde...   

Raporun sonuç bölümünde ise “iletişim bölümü” adının çok geniş çağırışımlar yaptığı ve bölümün özgün çalışma alanının belirsiz olduğu ve bölüm adının değişmesine ilişkin öneriler sıralanarak, diğer konularda elde edilen bulgular özetleniyor. 

SONUÇ 

Sözünü ettiğim rapor, geçen yazıda ifade ettiğim, insanlar arası iletişime dönük olarak ülkemizde verilen en yakın eğitim birimine ilişkin bir takım tespitleri ve önerileri içeriyor. Rapordaki iletişim fakültelerinin genel durumuna ilişkin değerlendirmelerin de altını çizmek gerekiyor. 

NE DEĞİŞTİ? 

Rapor 2005 tarihli…  Yani dört yıl öncesine ait. Peki, o tarihten bu yana ne değişti diye baktığımızda, raporda da sayısının fazlalığından şikayet edilmiş olan iletişim fakültesi sayısının o günden bu yana daha da arttığını; 10’un üzerinde daha iletişim fakültesi açıldığını görüyoruz. Bugün toplam sayının 40’ı aştığı ifade ediliyor. 

Raporda her ne kadar “yeniden yapılanması” öngörülse de ülkemizdeki “iletişim bölümü” sayısına bakıldığında bir elin parmaklarını geçmiyor.  

İletişim bölümünün isim değişikliği ve yeniden yapılanma önerisi konusunda da bir değişlik olmadığı görülüyor.  

Sonuç olarak iletişim fakültelerinin insanlar arası iletişim konusuna kısmen eğildiğini söyleyebileceğim “iletişim” bölümüne ilişkin durum bu şekilde…  

Ancak tekrar edecek olursam, “iletişim” bölümü de tam olarak –benim ifade etmeye çalıştığım boyutta- tamamen insanlar arası iletişime ve bu noktadaki sorunlara eğilen, eğilmesi planlanan bir bölüm olarak da tanımlanmıyor. Bence bu konuya daha fazla önem verilmesi ve adı her ne olursa, özel bir yapılanmaya gidilmesi gerekiyor. 

Yazıyı sonlandırmadan önce konuyu gündemde tutmak için yeniden soruyorum: Acaba iletişim fakülteleri daha ne kadar insanlar arasındaki iletişimi görmezden gelerek yollarına devam edecek?

 
Doç. Dr. Erkan Yüksel
Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi

DKM ARŞİVİ