forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

DARWİN’İN EVRİM TEORİSİ YOKSA İNTİHAL Mİ?

Aktif .


Hasan Özsan
UNESCO, Darwin’in 200. doğum yıldönümü ve “Türlerin Kökeni” adlı kitabının yayımlanmasının 150. yılı nedeniyle 2009 yılını “Darwin yılı” ilan etti. Bu nedenle TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi mart sayısı için Evrim Teorisi ile ilgili özel bir dosya hazırlamış ve bu teorimin kurucusu Charles Darwin'i kapak yapmış.

Ancak, dergi basılırken, yayın kurulu üyesi de olan başkan yardımcısı son anda bu yazıları dergiden çıkartmış, yayın yönetmeni ve sorumlu yazı işleri müdürünü görevden almış. Dergi yeniden ele alınarak Darwin’in yerine, “Küresel İklim Değişikliği” kapak yapılmış ve Darwin yazıları dergiden çıkarılmış...

 

İşin doğrusu 2009 yılının Darwin yılı olduğundan sınırlı bir çevrenin dışında kimsenin haberi yoktu. Bu sayede cümlenin haberi oldu. (Bizde bu işler böyledir. Bir şeye şiddetle karşı çıkarken, onun şiddetle tanıtılmasına vesile olunur...)

 

Evet ülke gündemine, eski ve eski olduğu kadar bitmeyecek olan bu tartışma bir kez daha 'pat!..' diye kucağımıza düştü. Bilim ve Din düşman iki kardeşmiş gibi yine karşı karşıya getirilecek. Bilim adamlarından daha çok ilahiyatçılar sabah akşam bu konuyu tartışırlar artık... Hatta bir takım bilimadamı konu hakkında ilahiyatçıdan daha çok ilahiyatçı kesilerek, 'sansüre karşı çıkacaklar' ama Darwin Teorisi'nin ispatlanamadığı için teori olarak kaldığını; buna rağmen bazı çevrelerin ispatlanmış gibi ateist ideolojilerine bahane ettiklerini söyleyeceklerdir. Nitekim ilahiyatçılarımızdan Yaşar Nuri Öztürk Hoca, Evrim Teorisi'ni Darwin'den 850 yıl önce müslüman bilim adamlarının ortaya attığını söylerken, Süleyman Ateş ise Evrim sürecinin İslama aykırı olmadığını, lakin dinen insan soyunun maymundan geldiğinin kabul edilemeyeceğini öne sürmüştür...

 

Bakın bu konuda bundan tam 3 yıl önce neler yazmışım. :)

 

Hakim, ifade vermeye gelen bilim adamına sormuş: ‘Bilimsel yayınlarda akıllı tasarımla ilgili bir makale çıktı mı hiç?’ Bilim adamı yanıtlamış: ‘Mahkemeye gelmeden önce, bir bilgisayar taraması yaptım. Rastladığım tek akıllı tasarım makalesi ergonomik sandalyelerle ilgiliydi. Ama onları da Tanrı’nın yaptığını zannetmiyorum.’

 

Bu konuşma ABD’nin Pennsylvania eyaletindeki Federal Mahkemede görülen ‘Liselerde Evrim Teorisi mi yoksa Akıllı Tasarım mı öğretilmelidir?’ davasının duruşmasında geçmiş..

 

Ötedenberi ilgimi çeken huylarımızdan biri de şudur: Garb-i memleketler hangi proplemlerle iştigal eyliyorsa, “Destur!.. Bizde de bu neviden mevcut çokcadır… Hem de âlâsından…” deyup hasetten midir yoksa hevesten midir bilinmez; derhal aynısıyla teşne olmaktan beri durmamaktayız. ABD’de birileri Evrim Teorisi’nin karşısına “Akıllı Tasarım”ı koymaya kalkıştı ya, eksik olmasın, İslamcı neo liberal entellektüellerimiz bu görüşü çok sevdi ve anında ülkemize yaymaya kalkıştı. Onları tanırsınız; hani canım, İslama Weber’le, Kalvinizmle filan protestan bir hava vermeye kalkışmışlardı ya… Hah işte onlar! Ama, neyseki müslüman vatandaşlarımız Allah’ın bir ‘Akıllı Tasarımcı’ olarak nitelenmesinden hoşlaşmadı. Çünkü: bir Hristiyanın ‘Tanrı’ anlayışı ile bir müslümanın ‘Allah’ anlayışı arasında derin farklılıklar vardır. Hristiyanlar Tanrı'yı işte bu tasarımda olduğu gibi biraz faydacı bir anlayışla zikrederler ve bazı insani özellikler (baba, oğul, kutsal ruh) yakıştırarak yaklaşırlar. Müslümanlar ise Allah'ı daha mistik algılayarak sadece merhametine sığınırlar ve O’nu alemlerin (tüm evrenin) yaratıcısı olarak kabul ederler. (Bu nedenle) O'nun erişilmez yüceliği karşısında Akıllı tasarımcı nitelemesini dünyevi olarak algıladıkları için bu terimden zerre kadar hazetmediler.

 

1982 ve 1987 yıllarında ABD Anayasa Mahkemesi’nin: "Yaratılış Teorisinin okullara girmesi laiklik ilkesine aykırıdır" kararına rağmen, sayın Bush’a ne olduysa, 2005 yılının Ağustos ayında: "Evrim teorisinin bilimsel bir gerçek olduğunu kimse söyleyemez. Bu nedenle okullarda evrime karşı çıkan ve evrenin üstün bir varlık tarafından yaratıldığını öne süren diğer teorilerin de okutulması gerekir..." gibisinden sözler etmişti. Hemen ardından 20 eyalet meclisi Başkanlarının görüşünü önergelerle desteklemeye kalkışınca ortalık karışıvermişti. "Bu teori modern biyolojinin ve varoluşun en temel dayanağıdır. Bilimsel olmayan görüşlere okullarda yer verilemez" diyen evrimciler ile, "Evrimi yıllardır gerçek gibi okutanlar, karşılarına bu teorinin imkansızlığını kanıtlayan istatistiksel veriler çıkınca işi yaygaraya boğmaya çalışıyorlar" diyen akıllı tasarımcılar karşı karşıya geliverdilerdi. Sonunda mahkemeler, Bush’un aksine karar verince ‘Akıllı tasarım’ hikayesinin ABD okullarında okutulması konusu kapanmış oldu.

 

Bakın, tipik bir paranoyaklık olsa bile şuna inanıyorum: ABD ve dahi özellikle sayın Bush, ortaya bir mesele atmışsa üzerine balıklama atlamadan önce iyice düşünmek gerekir. İşte bakın: “ABD’de durduk yerde bu Evrim Teorisine neden taktı, nereden çıktı bu ‘Akıllı Tasarım’ hikayesi…” demeye kalmadan aynı minval üz’re bizde de ortalık karışıverdi. Milli Eğitim Bakanı Sayın Hüseyin Çelik, evrim teorisinin okullarda yeteri kadar işlenmediğini öne süren bilim adamlarına: "Bu müfredatı da bilim adamları hazırladı, pazardaki vatandaşlara hazırlatmadık" diye geleneksel bir uslûpla karşı çıktıktan sonra şunları söyledi: ''Evrim teorisini anlatıp da evrim teorisine karşı teorileri anlatmamak bilimsel bir tavır mı? Bugün dünyada evrimi savunan biyologlar da var. Darwin'in söylediklerini, Lamark'ın söylediklerini kabul eden bilim adamları da var, ama buna taban tabana zıt görüşler ileri sürenler de var. Siz eğer öğrencilere bütün görüşleri verip de ondan sonra onun bir değerlendirme yapmasını temin etmezseniz, siz ona sabit doğrular verirsiniz, bu da dogma olur…” falan falan…

 

On-onbeş gün kadar önce Ankara Beşevler’de bir takım gençler ağır gramajlı, nefis kağıtlara basılı dört kalın kitabı birden elime tutuşturuverdiler. Otolarının bagajı silme doluydu. Gelen geçene bedava dağıtıyorlardı. Bu kitap ve dergiler Darwin kuramını çürütme gayretinde olan bir vakıf tarafından basılmıştı. Üzerlerinde fiyatları da vardı. Hepsini okudum. Ne yalan söyleyeyim, Darwin’in Evrim Teorisi kadar heyecan ve tad vermedi. Hâttâ, sanki bir gerçeğin üzeri örtülmeye çalışılıyormuş gibi bir duyguya kapıldım.

 

Bir Katoliğin, bir Musevi’nin Evrim teorimi karşısındaki telaşını anlarım. Çünkü Darwin, onların ‘Yaratılış’ öğretisini zora sokan bir görüş ortaya attı. Ama ben müslümanım ve müslüman bir birey olarak Evrim teorisi inancıma ve görüşüme hiç de ters gelmiyor. Neden gelsin? Bu türden görüşler benim sahip olduğum din kültürümün içinde zaten var. Hâttâ, Darwin denen müellifin sözü edilen teorisini İslam mütefekkirlerinden aşırmış olduğunu bile ciddi ciddi düşünmekteyim. Eğer yetkin bir bilim adamı olsaydım uluslararası bir mahkemede Darwin aleyhine ‘intihal’ suçlamasıyla dava bile açabilirdim yani… Çünkü batı müelliflerinin çoğu bunu hep yapmıştır ve sonra da bunları kendi fikir ve buluşları diye bize satmışlardır. Yani diyeceğim, kaliteli kağıtlara basılmış olan bu kitapları sokaklarda dağıtarak hristiyanlarla musevilerin rahatsız olduğu evrim teorisini İslam adına çürütme gayretkeşliğini anlamış değilim. Batı kökenli din kültüründe doğada ve evrende süre gelen evrim, gelişim, değişim, başkalaşım gibi konulara pek rastlayamazsınız. Ama İslam kültürü içinde bu konularla ilgi dolu örnekler bulabilirsiniz. Meraklısı için işte bir kaç örnek:

 

(*) Cabir bin Hayyan (200-815) bilinen en eski kimya kitabının (summa perfectionis adıyla latinceye çevrilmiştir. "Yunanlılar atomun parçalanmayacağını iddia ediyor. Oysa parçalanabilir. ve parçalanırsa Bağdat'ın altını üstüne getirecek kadar çok enerji açığa çıkar" dediği rivayet olunur. Cabir’e göre Allah ilk önce dört unsuru yarattı: Hava, su, ateş, toprak. Sonra da bunlardan maden, bitki, hayvan ve insan varlıklarının oluşumunu ve üremesi irade oldu. Cabir minerallerin, bitkilerin, hayvanların ve insanların suni olarak laboratuvarlarda üretilebileceğini bile iddia etmiş.

 

(*) Nazzam (232/845) Şair, düşünür, kelamcı... Aristo eleştirisiyle ünlüdür. Nazzam bir nevi kozmolojik evrim diyebileceğimiz bir teori geliştirmiş. Kuran’daki bazı ayetlere dayanarak ‘kumun’ ‘buruz’ ve ‘tecdid’ kavramlarıyla izah ettiği ‘kozmolojik yaratıcı tekamül görüşü’ çok ilginç ve çağının çok ötesinde bulunuyor. Kısaca görüşü şöyle: Varoluş süreçleri aşamalar halinde gelişme göstermektedir… ”

 

(*) İbni Miskeveyh de (421/1030) İlk İslâm ahlakçılarındandır. Aktif politik kişiliğini filozof rolüyle birleştirdi.Psikolojik evrim diyebileceğimiz bir görüşü savunmaktaydı. Ona göre varlığın hiyerarşik mertebelenişi, ana hatlarıyla en aşağıdan başlamak üzere inorganik cisimler, bitkiler, hayvanlar, insanlar ve melekler şeklindedir. Dolayısıyla basitten karmaşığa, inorganik olandan organizmaya, fiziki olandan metafizik olana doğru yükselen hiyerarşik bir yapı söz konusudur. Her mertebe ayrıca kendi içinde çok sayıda katmanlara ayrılmaktadır. Mesela hayvanlar mertebesi, kendi içinde en basit türlerden yükselen katmanlar halinde bir hiyararşi oluştururlar. Hayvanların en yüksek katmanı maymunlardır. Maymunlar mertebesinin bittiği yerden itibaren insan katmanı başlar. İnsan katmanının bittiği yerden itibaren de meleklerin katmanı başlar.

 

(*) İbni Tufeyl (581/1185) ve İbni Sina (980/1037)) aynı adlı romanları Hay bin Yakzan ise insanın menşei hakkında tabiatçı bir teoriyi savunmaktaydı. İbni Tufeyl yaratılış ve evrim konusunda çağının çok ötesinde görüşlere sahipti,

 

(*) İbni Haldun’a ise (808/1406) bir anlık (tafra, mutasyon) için de olsa insanların fiilen melek haline gelebileceklerini göstermek, dolayısıyla nübüvvet ve vahiy meselesini izah etmek için evrim (tekamül, insilah) konusunu girer. İbni Haldun, Mukaddime’de Farabi ve İbni Sina’nın nübüvvet teorisini, Cahiz, İbni Miskeveyh ve İhvan-ı Safa’nın evrim/tekamül düşünceleriyle meczetmiştir. İbni Haldun açıkça “Hurma ve üzüm ağacı sedef ve salyangoza, maymun insana, insan meleğe insilah edebilir” demektedir. Buradaki “insilah” kelimesi daha iyiye geçme, tekamül, dönüşüm, reform, değişim vb. anlamlara gelmektedir.

 

Evet ya işte görüyorsunuz. Darwin, ‘Evrim Teorisini’ İslam mütefekkirlerinden aşırmış derken pek haksızlık etmemişim değil mi? ‘Ey benim Dev memesinde cüceler emziren acayip memleketim!..’ Dine ‘protestan’ bir ivme kazandırmak isteyenler bir yanda, bilime katolik pranga vurmaya çalışanlar bir yanda… Sonra oturup niye bir Luther’imiz çıkmamış, neden bir Kalvin’imiz yok diye yazıklanıyoruz. Ha sahi!.. ABD, Evrim Teorisi’in karşısına çıkardığı ‘Akıllı Tasarım’ hikayesinin İslam ülkeleri içinde yayılmasını neden istiyor? Amacı ne ola ki?.. Dilerim akıl ve sağduyu galip gelir.

 

_______________________________________
(*) Ayrıntılı bilgi için bkz http://www.yarindergisi.com/

 

 


HASAN ÖZSAN
E Mail: hasanozsan@yahoo.com

DKM ARŞİVİ