forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

'YENİ BİR DÜNYA KURULUR, TÜRKİYE DE ORADA YERİNİ ALIR'

Aktif .

ETİKETLER:Hasan Özsan
hasan_ozsan_ HASAN ÖZSAN  

Aradan bu kadar zaman geçmiş olmasına rağmen eksen kayma-kaydırma meselesi hâlâ tartışılıyor. Bence, Türk dış siyasetine karşı duyarlılığımızın en verimli tartışması bu oldu Artık, sağcısı-solcusu ile batıya karşı olan soğukluk ve uzaklık duygusu iyice belirgenleşmiş vaziyette. Bu bir gerçek...

Geçmişe bir baktığımızda 1968 yılında dönemin hükümeti tarafından Türkiye’ye davet edilen 6. Filo’nun erlerini denize atan devrimci gençlerin üzerine kimler, ne için saldırmıştı hatırlayın lütfen. Bu gençler, Kıbrıs meselesinde ABD’nin tutumuna, Vietnam Savaşı’na, ABD’nin İsrail-Arap Savaşı’nda İsrail’in yanında yer almasına, ABD’nin yoksul ülkeleri kendi çıkarı için vahşi bir şekilde sömürmesine karşı çıkıyorlardı ki o 6. Filo Kıbrıslı soydaşlarımıza yardım götüren gemilerimizin önünü kesmişti. (Yani bu Mavi Marmara olayı ilk değildir… ) “Bu gün cihat günüdür, Ruslar domuz, Amerika dostumuz…” diyerek conileri denize atan devrimci gençlerin üzerine saldıranlar şimdi yaman bir ABD ve Israil karşıtı olup çıktılar iyi mi? Hayır, bundan dolayı yüksünmüyorum asla; ama, çok anlamlı buluyorum çok…

Atatürk ve arkadaşlarının ekseni tartışmasız bir şekilde netti.

Bağımsızlık ve bu bağımsızlık çizgisi içinde batı uygarlığı…

Bunun ne demek olduğunu daha iyi anlamak için Atatürk’ün vasiyetinin açıklanması gerek… (Atatürk’ün vasiyetinin açıklanması 12 Eylül cuntası generalleri tarafından sakıncalı görülmüştü. Ama şimdi buna ne engeldir bilemem…)

Biliyorsunuz, Türkiye bağımsızlık savaşı pek çok Afrika ve Asya ülkelerine cesaret vermişti. Fransa’ya karşı bağımsızlık savaşı için can veren Cezayirli savaşcıların cebinden Atatürk’ün resimleri ve Türk Bayrağı çıkmıştı. Ama ne yazık, Menderes Hükümeti bağımsızlıktan sonra eksen kaymasın diye batıya karşı hoş görünmek için onlarında yanında yer alarak bağımsız Cezayir’I tanımadı, … (Turgut Özal1985 yılında Cezayir’i resmi ziyareti sırasında Türk devleti adına özür dilemişti.)  Çünkü, Menderes bizi, askeri ve ekonomik olarak ABD’ye göbekten bağlamıştı… Bu öylesine kör bir bağlılıktı ki1956 yılında dönemin en büyük zenginlerinden olan Rockefeller ABD başkanı Eisenhower'e yazdığı mektupta,  Türkiye’ye yapılacak olan yardımın sakıncalar doğuracağını belirterek şöyle demişti: “Oltaya yakalanmış balığın yeme ihtiyacı yoktur…”

Sonraki yıllarda batının Türkiye üzerindeki umursamazlığı ve pervasızlığı artarak sürdü. Biz de çaresizlik içinde el mahkum “Cento’ya ve Nato’ya bağlı” kaldık. Eksenimiz, değirmen taşının bir kutbu (ortadaki mil) gibi ola geldi…

İyi de elimize ne geçti peki?

Kıbrıs sorununda silah ambargosu yedik…

Vatandaşlarımıza Ağır vize koşulları dayatılarak ABD’ye ve Avrupa ülkelerine girmeleri bir anlamda engellendi…

Ege kıyı şeridi sahanlığı sorununda bir yığın engellerle ve haksızlıklarla karşılaştık…

AB kapılarında bir dolu kriterlere zorunlu bırakılarak süründürüldük,

Ağır sanayileşmemiz baltalandı…

Askeri silah, araç ve gereçleri bağımlı kılındı (Nitekim Johnson mektubunda, bizim silahlarımızı kullanarak Kıbrıs’a müdahale edemezsiniz demiştir)

Yabancı sermayenin fena halde şımartılması..

Tarım politikamıza onlara gore yön verilmesi…

vs vs…

(Özelleştirme sonucu ekonominin batı sermayesinin eline geçmiş olmasının sakıncalarını tarih bize çok fena öğretecektir haberiniz olsun…)

İşin aslına bakarsanız ilk eksen kayma teşebbüsümüz bence ünlü Johnson Mektubu’nun gelmesinden sonra olmuştur.

Hatırlayalım:

1963 Aralık ayı..

Rumlar Kıbris’da bir jenoside oluşturmak için soydaşlarımızı katletmeye girişmişlerdi. Türkiye 1960 Garanti Anlaşması’nın verdiği taraf ülke hakkına dayanarak 1964 yılında Kıbrıs’a çıkarma yapmaya karar vermişti.  Ama anında elimize Johnson’un mektubu tutuşturulmuştu ve okunduğunda ilk satırlar ağzımızın payını vermeye yetmişti:

“Türkiye, Garanti Antlaşmasını tam işletmeden adaya müdahale kararı almıştır. Türkiye henüz müdahale hakkını kullanamaz….”

İşte eksen ilk kez bu mektupla yerinden oynamıştır.

Nitekim o tarihte Başbakan İsmet İnönü’nün Kıbrıs işleri danışmanı olan Nihat Erim şöyle yazacaktır: “Bu Johnson Mektubu’ndan sonra Türk kamuoyunda Amerika’ya güven çok sarsılmıştı ve ilk defa olarak Türkiye’de Amerika’ya karşı olumsuz bir kamuoyu meydana gelmeye başlamıştı. Bundan sonraki yıllarda bu daha da kuvvetlenmiştir. (Nihat Erim Ajans Türk Matbaacılık Yayınevi 1975 Ankara Syf: 303)

İşte, İsmet İnönü bu mektup üzerine, “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de orda yerini alır” yanıtını vermişti. Bu söz, eksen kaydırma tarihimizin miladı ilan edilse yeridir. Amma lakin bedeli de İnönü’ye ödetilmiştir. Türk hükümetinin gönlünü ve Türk kamu oyunda oluşan Amerikan karşıtlığının gazını almak için Johnson tarafından davet edilen İnönü, Başbakan olarak bindiği uçaktan … "Demokrat Parti'nin devamıyız" “Türkiye'de Amerikan üssü yoktur, tesisi vardır" diyen Demirel’in koalisyondan ayrıldığını ilan etmesiyle Başbakanlığı düşmüş olarak ABD’ye inmişti… Çünkü eloğlu,  öyle kafana gore eksen değiştirmene izin vermez… Bu yüzden eksen tartışması yaparken bol keseden atanlara uyarım şu olacaktır: Hele bir durun acele etmeyin, bakın işte biz bu filmi daha once görmüşüz…

hasanozsan@gmail.com


DKM ARŞİVİ