forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

YALAN MI?

Aktif .

ETİKETLER:Hasan Özsan
hasanozsanHASAN ÖZSAN 

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği(TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi(YİK) toplantısının Bodrum’da yapılması planlanmışken YİK Başkanı’na göre “teröre kurban verdiğimiz şehit evlatlarımızın acılarıyla sarsılırken, bu konuya hak ettiği şekilde odaklanabilmek için” İstanbul’da yapıldı.  


Hoş, toplantı Bodrum’da yapılsaydı ne değişirdi onu anlamış değilim.

Neyse, gerçekten de  dedikleri gibi konuya odaklanmış vaziyette  - gene siyasi bir parti imişler gibi- siyasete ve siyasetçilere akıl verme hatta onları yönlendirme haklarını (!) rahat rahat kullanmış oldular.
Bu toplantıda çarpıcı söylemler de vardı.
Örneğin üyelerden biri şöyle demiş:

1-    Çözüm aşamasında İmralı’nın görüşmelere katılması.
2-    Anayasa’ya “bu ülkeyi Türkler ve Kürtler kurdu” maddesinin eklenmesi tartışmaları
3-    Bölgesel özerklik. Bunların kusulması lazım ki pislikler temizlensin. Kabullenilmesi zor olan konuşmalar yapılmalı, önerisinde bulunabilmiş…

Toplantıda TÜSİAD Başkanı’nın , “Devletin en önemli gelir kaynaklarından kurumlar vergisinin yüzde 90’ını üyelerimiz ödüyor…” gerekçesiyle siyasete karışmalarının hakları olduğunu söylemesi basında tartışıldı tartışılmasına ama, sadece Habertürk TV kanalında Yiğit BULUT’un sunduğu Sansürsüz programında enine boyuna ele alındı.  

Program konuklarından biri olan Prof Dr Osman ALTUĞ’a,  “Toplam verginin
% 90’ının TÜSİAD üyeleri tarafından verildiği” iddiası hakkında görüşü soruldu. ALTUĞ, bu iddianın gerçek dışı, düzmece bir beyan olduğunu belirterek, aslında toplam verginin % 70’inden fazlasını çaktırmadan halkın, garibanın cebinden alındığını; Toplam Bütçe Gelirleri içinde gelir ve kurum kazancı üzerinden alınan vergi oranının % 2.25 olduğunu, bunun % 90’ını kastediyorlarsa eğer onun da  toplam vergi içindeki payının ancak % 2 olabileceğini, bu yüzden kimsenin Türkiye’de verginin % 90’nını ben verdim diyemeyeceğini, derse  alnını karışlayacağını, TÜSİAD’ın bu iddiasının illüzyon olduğunu, TÜSİAD üyelerinin verdikleri verginin Toplam Bütçe içindeki paylarının % 2’yi bile bulmadığını söyledi…

Bu arada teröre çözüm için Doğu ve Güneydoğu’ya acilen yatırım yapılması için çağrı yapan TÜSİAD’ın devlet eliyle elde ettiği kredilerle ancak %5 oranında bu bölgeye yatırım yaptığı,  bu işyerlerinde ancak 3500 kişiyi istihdam ettiği ortaya çıktı. Kaldı ki bu komik istihdamın % 70’i sadece Gaziantep’e ait… Orada da zaten terör yok…
Yanlış anlaşılmasın benim muradım burada özel sermayenin dedikodusunu yapmak değil…  İşadamlarının sorunları sabah akşam tartışılırken, onların sorunlarını gidermek için hükümetler çareler üzerine çareler ararken, zorda olan banka ve holdingleri nasıl kurtarırız diye  uğraş verirlerken, onların siyasal ve ekonomik sorunlar üzerine istemleri ciddiye alınırken nedense çalışanların sorunlarını, sıkıntılarını dile getirmeleri, ülke geleceği hakkında düşüncelerini ve istemlerini dile getirmeleri pek hoş karşılanmaz…  
İçinden bir türlü çıkamadığımız şu lanet işsizlik ortamında hasbel kader iş bulabilmiş olanlardan çoğunun işverenlerce haklarının göz göre göre gaspedilmesi karşısında işsiz kalma baskısı yüzünden elleri kolları bağlıdır. Bunların içinde yüzlerce mühendis, doktor, avukat, mimar var…  Vasıflı ve vasıfsız işçilerin hali ise tam bir perişanlık… Ellerinden alınan, verilmeyen yasal iş haklarının ne durumda olduğuna aldırış eden yok. Ne sendikaları var, ne de başvuracakları herhangi bir kurum ve kuruluşları. Evet, belki haklarını arayacakları mahkemeler, bakanlıklar, sosyal güvenlik birim yetkilileri vardır mutlaka. Ama, böyle bir hak arayışına girişmeleri sonrasında  kendilerini kapı önüne konulmaları yüzde yüzdür. Çünkü iş akitleri tek taraflıdır ve iş güvenceleri yoktur
Aldıkları ücretler, üyesi olduğumuz OECD ülkelerindeki emsalleri yanında çok komik kalır. Çoğunun sosyal sigorta primi ya yatırılmaz, ya da eksik yatırılır. İçlerinde primleri düzenli yatırılanlar varsa da almakta oldukları reel ücretleri üzerinden değil, alıyormuş gibi gösterilen en düşük ücret üzerinden kesilir. Kimilerine her ay işten çıkarılıp, yeniden işe alınmış gibi işlem yapılır. Ücretlerini iki ay, üç ay gecikmeyle alanlar vardır. Hatta ücretlerini alamadan işten çıkan, çıkarılanlar da… Hemen hemen hiç birine fazla mesai ücreti ödenmez. Buna hafta sonu çalışmak zorunda bırakılanlar da dahildir… Yıllık izin hayaldir…
Bütün bunlara rağmen gıklarını çıkaramazlar. Çünkü ülkeye hakim olan işsizlik ve işsiz kalma korkusu bir baskı olarak kendilerine karşı kullanılmaktadır.  Bu baskı şöyle böyle bir baskı değildir.  Bunu yaşayanlar bilir…
Gerçek olan şudur, bu güne kadar devlet şımartırcasına patronlara her türlü kolaylığı, fedakarlığı, teşviki esirgememiştir, esirgemez de…  Onlar da, bu toplantıda olduğu gibi bir siyasi parti imişler gibi, devlet sadece onlar için varmış gibi ülke üzerinde siyaseti yönlendirme, siyaseti işlerine geldiği gibi dizayn etme yetkilerini kendilerinde görürler. (Gazete ilanlarıyla hükümet bile devirmişlerdir) .
Belki haklılar…
Çünkü her seçim çalışmasında maddi ve manevi yardımlarını siyasi partilerden esirgemezler.

Ama işçinin, memurun, dar gelirlinin;  siyasete yön vermek için çıkış yapmalarını bırakın bir yana, en doğal demokratik taleplerini bildirmeye, haklarını aramaya kalkıştıklarında bile başlarına neler geldiğini, nasıl ağır bir muameleyle karşılaştıklarını hep görmüşüzdür…
Yalan mı?

hasanozsan@gmail.com

DKM ARŞİVİ