forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

BEHZAT Ç. ANKARA BEBELERİNİ POLAT ALEMDAR'DAN KURTARDI!

Aktif .

hasan_ozsan_180HASAN ÖZSAN

Ben iyi bir dizi izleyicisi değilim. Ve bu güne kadar hiçbir diziyi doğru dürüst izlemişliğim yoktu. Behzat Ç.yi, Erdal Beşikçioğlu olduğu için izlemeye başladım. Çünkü E.Beşikçioğlu benim için kendine öz oyuncu tarzıyla dikkate değer bir oyuncuydu. Onun oyunculuğuna şöyle bir bakar, geçer giderim diye düşünüyordum. Ama başlayış o başlayış oldu.


Behzat Ç. karakteri mi ona uymuştu yoksa, o mu Behzat Ç. karakterine bilmiyorum?

“Dizi sevmeyen” biri olarak Behzat Ç.nin sonraki bölümlerini hiç kaçırmadım. Bu arada dizi hakkında basın-yayın ne diyor onu merak etmeye başlamıştım. Ama bir iki cılız haberin dışında pek söz edilmiyordu. Çevreme, “Medya neden Behzat Ç’yi görmezden geliyor?” diye sormaya da başlamıştım.

Belki Harun’un amirine (Behzat Ç'ye):“Abi, sende gizli solculuk mu var?” sorusunda yatıyor bu görmezden gelme. Hani Behzat Ç.nin yapısında dobra dobra sözünü sakınmaz bir muhalefet damar var ya, medyanın uzak durması belki de bundandı.

Aslında Behzat Ç. üzerine yapıştırılacak şablon bir siyasal görüş bulamazsınız ama sisteme ve otoriteye aykırı adam olduğu inkar edilemez. Disipline gelmez biri. Bu yüzden arkadaşlarının hepsi terfilerini etmiş, müdür falan olmuşlar. Behzat Ç. ise Amir olarak kalmış. Diğer polisiye dizilerinde olduğu gibi bir teşkilat yalakalığı yok adamda, tam tersi dikine dikine bir özeleştiri var.

Behzat Ç ve ekibi yaşayan, sıradan insanlardan.... Evlerine ayakkabılarını çıkarıp giriyorlar, odalarında basit çekyat , tüplü televizyon, yerlerde ucuz makina halısı var. Bulaşıklarını kendileri yıkıyor. Bacaklarını sehpaya uzatıp Tekel Birası içiyorlar. Aşkları, kıskançlıkları sıradan ve insanca… Hayattan beklentileri pek büyük değil, öyle aman aman hayalleri de yok,; buna rağmen, her birinin insanın içine acıtan yaşadığı hayalkırıklıkları var. Gittikleri bar-pavyonlar pazarcıların, esnafın gittiği sıradan yerler… Rakı içiyorlar, hem de muhabbetleri birebir rakı muhabbetinin adabına denk düşer tarzında… Dostluklarına kendilerini ateşe atacak kadar önem veriyorlar. Düşünün Behzat Ç.nin arabası eski model bir “Vosvos…”

Hani Parktaki çakallardan biri Hayalet’le Harun’a, “- Ben Ankara bebesiyim, biz de yamuk olmaz... “ deyince Harun, “Sen Ankara bebesisinde biz neyiz lan?” diye çıkışır ya… Gerçekten de kişiliklerinde zaman zaman ortaya çıkan çocuksu haller var. Onca kötülüğün içinde içlerinde o saf delikanlılığı nasıl korumuşlar diye şaşırmamak gerekir. Bu bir zayıflık değil, bence sahiciliktir…

Yani diyeceğim … Sanırım bu nedenlerle medya bir hayli zaman Behzat Ç.’yi görmezden geldi. Ama şimdi baktılar ki bu dizi ve oyuncuları reklamsız, desteksiz almış başını gidiyor, basın-yayının desteği olmadan bir kült haline gelmiş, şehirli küçük insanın sıkışmışlığını, sıkıntısını, isyanını insanın gözüne sokan sosyolojik bir olgunun ipuçlarını veriyor yavaş yavaş ilgilerini bu diziye çekmeye başladı ve bundan böyle. Behzat Ç’yi görmezden gelemeyecekler. Hele filmi yapıldığında ortalığı sallayınca bakalım neler yazacaklar?.. Benim endişem inşallah işi sulandırmaz, inşallah ne dizi ne de oyunucuları magazin malzemesi olmaz…

Behzat Ç. dizisini sevmemin nedeni her bölümünün bir sinema tadında olmasının dışında çok daha önemli bir yönü daha var. Gözlediğim kadarıyla, “Ankara bebeleri” artık Polat Alemdar’ın etkisinden kurtulmuş vaziyetteler. Şimdilerde Behzat Ç.yi model olarak görüyorlar. Bu aşama bence hiç de yabana atılır bir aşama değil. Böylece sahici bir kişiye daha çok yaklaşmış oluyorlar. Az şey değil…

hasanozsan@gmail.com

DKM ARŞİVİ