forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

YALNIZ BİR ÜLKENİN YALNIZ İNSANI

Aktif .

ETİKETLER:Hasan ÖzsanlErmeni

hasan ozsan_280Fransa daha önce Ermeni tehciri olayını bir “soykırım” olduğunu kabul etmişti. Ermeni tehciri olayını soykırım olarak resmen  kabul eden diğer  ülkeler ise;

 

 

Rusya, Kanada, Arjantin, Yunanistan, Lübnan, Belçika, İtalya, İsveç, İsviçre, Vatikan, Polonya, Venezuela, Litvanya, Slovakya, Almanya, Hollanda, İskoçya, Galler, Şili…

Bu gidişle bu listeye yeni ülkelerin katılırsa hiç şaşırmayın…

Fransa bir adım daha atarak bu kez de “soykırım inkarının suç sayılması”nı içeren yasa teklifini  Ulusal meclisinden geçirdi. "Tarihçilerin, araştırmacıların, bilim adamları…”nın yasa kapsamı dışında bırakılması önergesi de  reddedildi. Böylece tarihçilerin, konuyla ilgili araştırmacıların, bilimadamlarının eli kolu bağlanmış olacak iyi mi?…

Konuyla ilgili biz ayaklanmış vaziyetteyiz, lakin dış dünyadan dişe dokunur bir tepki gelmedi. Bırakın dış dünya siyasetçilerini, dünya üniversitelerinden, tarihçilerinden, bilimadamlarından da ses çıkmadı…

İşte bu dünyanın geleceği için çok daha vahim bir durum…

Bilimsel araştırmalar yasalar tarafından güdülecek, hem de sözde demokrasi gelenekleriyle övünen bir kıtanın, bir ülkesinde…

Şaka gibi…

Yahu, hepinizin anayasasına aykırı bir hüküm bu…

Bırakın onu, yasalarınızda zaten soykırım ile ilgili sürü sepet hüküm varken, bizimkilerin kişiye özel yasa çıkardığı gibi, bir ülkeyi hedef alarak ayrı bir yasa çıkarmak da anayasalarınıza aykırı…

Ne tuhaf, bunları dile getiren yok 

Aklıma, Nuri Bilge Ceylan’ın  2008 Cannes Film Festivali'nde ödülünü alırken söylediği "… yalnız ve güzel ülkem..." benzetmesi geldi  ve içim bir kez daha ezildi.

Oysa biz batının çıkarlarını korumaya, onların yanında yer almaya ta Osmanlıdan bu yana ne kadar istekli ve gayretli olmuşuzdur ve hala oluyoruz…

İşte, üzerinden Fransa’yı vurmaya çalıştığımız, ulusal kurtuluş savaşlarını bizi örnek aldığını, bu uğurda ölen direnişçilerinin ceplerinden bayrağımızın, Atatürk resimlerinin çıktığını söyleyerek gönendiğimiz, Afrika’da bağımsızlığını savaşarak elde eden belkide tek ülke olan Cezayir örneği… Onlar bağımsızlık savaşlarını verirken, onlara karşı kullanılsın diye Fransa’ya silah yardımında bulunmuşuz;  Fransa’nın yanında yer alarak onların bağımsızlığını tanımaya yanaşmamışız…

Şimdi Fransızlar kalkıp bize:

“Bizi Cezayir’de soykırım yapmakla suçluyorsunuz; ama, zamanında siz de bizi onlara karşı yardım etmiştiniz... “ derlerse;

“Cezayir’i tanımadınız ama İsrail’i tanımak için koşa koşa gittiniz“ derlerse,

“Başbakanız bir yandan, - Biz, tarihimizle gurur duyuyoruz. Bizim veya bizi, sıkıntıya düşürecek bir tarihimiz yok.- diyor; bir yandan da, Dersim’de devletinizin resmen katliam yaptığını öne sürerek, -Devlet adına özür dilenecekse, böyle bir literatür varsa ben özür dilerim, diliyorum- diyor, derlerse ne olacak?..

Bu yaman çelişkiler  yakın tarihimizde siyasetimiz içinde sürüp gidiyor ve biz hala kendimizle yüzleşme zamanını erteliyoruz.

1950 yılından beri iç siyasetimizin kısır döngüsü içinde kalmışız; kişiliği ve ilkesi oturmuş bir siyaset geleneğini oluşturamakta isteksisiz. Üstelik haylidir var olan kasaba siyaset geleneği varoşlaşma tehdidi altında. Bunu kimse görmüyor. Sonra kalkıp, “Türke Türkten başka dost yok” diye hayıflanıyoruz.

Dış dünyada bize reva görülenler bir yana; 1970’lerden beri kendi insanımıza yapılan baskılara, zulümlere, işkencelere, idamlara, kitlesel katliamlara bakılırsa “Türkün Türke de dostluğu” tartışılır…

Yazılacak, konuşulacak, tartışılacak çok hallerimiz var.

Sizi bilmem ama ben kendimi yalnız bir ülkenin, yalnız bir insanı gibi hissediyorum…

 

hasanozsan@gmail.com

DKM ARŞİVİ