forkredit.com | Îôîğìëåíèå ó÷àñòêà | vivaspb.com | finntalk.com
Hata
  • XML Parsing Error at 1:456. Error 9: Invalid character
  • XML Parsing Error at 1:442. Error 9: Invalid character

Aktif .

ET?KETLER:Ahmet Altan

ahmetaltan-650Ba??ms?z Gazetecilik Platformu’nun Dünya Bas?n Özgürlü?ü Günü'nde ba?latt??? Mehmet Ali Birand Konu?malar?'n?n ilkini yapan Taraf Gazetesi'nin eski Genel Yay?n Yönetmeni Ahmet Altan ilginç aç?klamalarda bulundu. 

19 Eylül 2013'te Hasan Cemal'in ba?kanl???nda kurulan Ba??ms?z Gazetecilik Platformu (P24), geçen y?l hayat?n? kaybeden gazeteci Mehmet Ali Birand an?s?na özel bir konu?ma serisi ba?latt?.

"GAZETEC?L?K ALÇAKLIKTIR"

Konu?malar?n ilkini, 3 May?s Dünya Bas?n Özgürlü?ü Günü'nde, edebiyatç?l???n?n yan? s?ra gazetecili?in de her kademesinde çal??m?? bir yazar olan Ahmet Altan gerçekle?tirdi.

Ahmet Altan'în konu?mas?nda "Gazetecilik nedir?" sorusuna verdi?i cevap ve babaannesi ile ilgili anlatt??? örnek dikkat çekti. ??te Altan'?n o konu?mas?;

"Bana sorarsan?z yüzde doksan dokuzu alçakl?k ve korkakl?k, yüzde biri ise dürüstlük ve cesaret olan bir meslektir. Ve o yüzde birlik k?sm?yla dünyay? da hayat? da de?i?tirmekte büyük rol oynar. (...)

"BABAANNEM?N GENELEVDE ÇALI?TI?INI YAZDILAR"

(...)Peki, hep bildi?iniz ?eylerden söz etmeyeyim, biraz da bilmediklerinize de?ineyim.

Daha az dramatik bir iki örnek vereyim.

Kendi ülkemde olanlardan, kendi ba??ma gelenlerden, bizzat ya?ad?klar?mdan.

Benim babam çok ünlü bir solcu yazar, ayr?ca ?stanbul'un ilk sosyalist milletvekillerinden.

Babam?n sosyalist kavgan?n tam göbe?inde oldu?u, benim çocukluktan gençli?e geçti?im y?llarda bir gün eve gelen gazetelerin birinin man?etinde kocaman bir yaz? gördüm.

Babaannemin genelevde çal??m?? oldu?unu ve "vesikas?" bulundu?unu yaz?yordu.

"HABER? GÖRÜNCE BAYILMI?"

Babaannem, Türkiye'nin ikinci cumhurba?kan? olan ?smet Pa?a'n?n topçu okulundaki komutan? olan bir generalin k?z?yd?.

Zavall? kad?na gazeteyi o sabah giti?i bankada göstermi?ler, o da dü?üp bay?lm??t?. O s?ralarda altm??l? ya?lar?nda olan babaannem ay?ld???nda ilk sözü küçük bir k?z çocu?u gibi "ya babam bunu görseydi" olmu?tu.

Büyüdü?ümde ben de bu gazetecili?e ve kavgalara kar??t?m. 

AHMET ALTAN'IN KONU?MASININ TAM METN? 

Ahmet Altan'?n konu?mas?n?n tam metni ?öyle:

Gazetecilik nedir?
Bana sorarsan?z yüzde doksan dokuzu alçakl?k ve korkakl?k, yüzde biri ise dürüstlük ve cesaret olan bir meslektir. Ve o yüzde birlik k?sm?yla dünyay? da hayat? da de?i?tirmekte büyük rol oynar.
“Niye alçakt?r” sorusunun cevab?n? vermeden önce, bu korkunç alçakl?klara birkaç tane sizin de çok iyi bildi?iniz tarihi örnek vermek istiyorum.
Sacco ile Vanzetti 1927’de cinayetten mahkum olarak idam edilen iki ?talyan anar?istiydi bildi?iniz gibi.
Suçlar? hiçbir zaman kesin bir ?ekilde kan?tlanamad? ama bu belirsizlik onlar? ölümden kurtarmaya yetmedi.
Niye?
Ünlü bir tarih profesörü olan Arthur Schlesinger, bu korkunç olayla ilgili çocukluk an?s?n? anlat?rken bu “niye”nin de cevab?n? veriyor asl?nda.
“O yaz New Hampshire’daki bir kamptayd?m ve gazeteleri beyzbol sonuçlar?n? ö?renmek için okurdum. 1927 yaz?nda dokuz ya??ndayd?m. Maç sonuçlar?na bakmak için bir Boston gazetesi ald?m ve anlatamayaca??m bir ?okla ‘Sacco ve Vanzetti idam edildi’ ba?l???n? okudum. Kamp yöneticilerinden birinin di?erine o s?rada ‘Allaha ?ükür bu piçleri hallettiler sonunda’ dedi?ini duydum.”
O kamp yöneticisini böyle insafs?zca, vicdans?zca, rezilce konu?turan i?te o sözünü etti?im bas?n?n alçakl???d?r.
S?radan bir ö?retmen olan o Amerikal? adam, davan?n detaylar?n? bilmiyordu, bugün bile belirsizli?ini koruyan bu davayla ilgili aç?k noktalar hakk?nda bir bilgisi yoktu ama o iki anar?ist ?talyan?n idam edilmesi gerekti?ine inan?yordu.
Bu inanca nas?l ula?m??t?, belki de dürüst bir adam olan o kamp yöneticisini, haks?z bir idam?n vicdani sorumlular? aras?na kim sokmu?tu?
Tek bir cevab? var bunun.
Gazeteler ve gazeteciler.
Sacco ile Vanzetti davas? s?ras?nda “göçmen i?çiler” hakk?nda korkunç yaz?lar ç?k?yordu Amerikan bas?n?nda.
Sacco ile Vanzetti yakaland?ktan bir y?l sonra 1922’de Saturday Evening Post’ta Kenneth Roberts, “açl?k s?n?r?nda ya?ayan çok say?da insan Amerika’ya gelip dü?ük ücretlerle çal???yor. Para biriktirmek kararl?l???yla pislik ve karanl?k içinde ya??yorlar. Amerikan i?çilerinin düzgün bir hayat sürmelerini sa?layacak paralar?n bir parças?n? al?yorlar. Bu, Amerika’da hayat standard?n? dü?ürüyor” diye yazm??t?.
Ve, bu inanç Amerikan kamuoyu taraf?ndan benimseniyordu.
E?er böylesine bir kamuoyu olu?masa o iki ?talyan? elektrikli sandalyeye o kadar kolay oturtamazlard?.
Peki, bir bilinen örnek de Almanya’dan verelim.
?u ünlü Reichtag yang?n?.
Hitler fa?izminin önünü açan bu büyük k?r?lma noktas?nda, Meclis’i komünistlerin yakt???na Alman halk?n? kim inand?rd??
Kim bu yang?n? bahane ederek Hitler’in fa?ist diktatörlü?ünün yolunu açt??
Cevab?n? benden daha iyi bildi?inize eminim.
Alman bas?n?.
Bir de Fransa’ya bakal?m.
?u zavall? Yüzba?? Dreyfus.
Yahudi Yüzba?? Dreyfus.
Alman casusu olmakla suçlanm??t? ama casuslukla alakas? yoktu.
Bile bile mahkum ettiler s?rf o s?rada Fransa’daki Yahudi dü?manl???ndan yararlanarak.
Yahudi dü?manl??? nas?l topluma yay?lm??t? peki, kim yaym??t? bu dü?manl????
Cevab? biliyorsunuz.
Peki, hep bildi?iniz ?eylerden söz etmeyeyim, biraz da bilmediklerinize de?ineyim.
Daha az dramatik bir iki örnek vereyim.
Kendi ülkemde olanlardan, kendi ba??ma gelenlerden, bizzat ya?ad?klar?mdan.
Benim babam çok ünlü bir solcu yazar, ayr?ca ?stanbul’un ilk sosyalist milletvekillerinden.
Babam?n sosyalist kavgan?n tam göbe?inde oldu?u, benim çocukluktan gençli?e geçti?im y?llarda bir gün eve gelen gazetelerin birinin man?etinde kocaman bir yaz? gördüm.
Babaannemin genelevde çal??m?? oldu?unu ve “vesikas?” bulundu?unu yaz?yordu.
Babaannem, Türkiye’nin ikinci cumhurba?kan? olan ?smet Pa?a’n?n topçu okulundaki komutan? olan bir generalin k?z?yd?.
Zavall? kad?na gazeteyi o sabah giti?i bankada göstermi?ler, o da dü?üp bay?lm??t?. O s?ralarda altm??l? ya?lar?nda olan babaannem ay?ld???nda ilk sözü küçük bir k?z çocu?u gibi “ya babam bunu görseydi” olmu?tu.
Büyüdü?ümde ben de bu gazetecili?e ve kavgalara kar??t?m.
On, on iki y?l kadar önce Almanya’da bir roman?m yay?nland???nda oraya gitmi?tim, bir de Türk dinleyicilerin geldi?i bir toplant?da konu?mu?tum.
Türkiye’ye döndüm.
Sabahleyin, kap?n?n önüne b?rak?lan gazeteleri ald?m, gazete tomar?n?n en üstündeki gazetenin dokuz sütuna man?etinde kocaman puntolarla yaz?lm?? iki kelime vard?:
“Frans?z Ahmet.”
Önce anlamad?m. Sonra haberi okudum. Benim hakk?mdayd?. Almanya’daki konu?mamda hiç söylemedi?im sözleri söyledi?imi, Türkleri a?a??lad???m? iddia ediyordu.
“Ben öyle sözler söylemedim” diye aç?klama yapt?m, ertesi gün gazetenin yöneticisi, “bunlar böyle hem söyler hem inkar ederler” diye yazd?.
Gazetenin iki sayfas?n? benim öyle söyledi?imi iddia eden insanlar?n “tan?kl?klar?na” ay?rd?.
Kimse beni savunmad?. Büyük televizyonlara beni ç?karm?yorlard?, ben de küçük televizyonlar? teker teker dola??p gazetenin yalan yazd???n? anlat?yordum ama pek inand?ram?yordum insanlar?.
Sonra bir gün Almanya’dan bir Türk meslekta? telefon etti, “ben o gün sizin konu?man?z? izledim ve Köln Radyosu ad?na kaydettim, isterseniz size band? göndereyim” dedi.
O bant sayesinde ancak kan?tlayabildim gazetenin yalan yazd???n?, özür dilediler.
Bir küçük örnek daha anlat?p sonra neden gazetelerin böyle alçakl?klar yapt???n? becerebildi?im kadar?yla daha genel bir çerçevede de?erlendirmeye çal??aca??m.
Gene o s?ralarda Aldatmak diye bir roman yazm??t?m. Bir sabah gene büyük gazetelerden birinin sürman?etinde “roman? çald???m” iddias? yay?nland?.
?ddiay? ileri süren gazeteci, “benim kitab?m? okumad???n? ama konuyu kar?s?n?n kendisine anlatt???n? ve bunun Arthur Hailey’nin kitab?ndan yürütme oldu?unu” söylüyordu.
Bir bas?n toplant?s? yap?p “bu iddian?n tümüyle yalan oldu?unu” söyledim.
Ertesi gün “benim kitab? çald???m?” iddia eden gazete söylediklerimi çarp?tan bir ba?l?k att?.
Gazetenin yay?n müdürüyle bir gün kar??la?t?m ve ona “neden söylediklerimi çarp?tt???n?” sordum, bana cevab? hiç unutulmaz bir cevapt?.
“O kadar da gazetecilik yapaca??z” demi?ti.
Gazetecilik buydu ona göre. Sadece ona göre de?il birçok gazeteciye göre öyleydi. Gerçekleri çarp?tmak.
Benim kitab?m? okumad???n? ama benim o kitab? çald???m? “anlad???n?” söyleyen gazetecinin ise geçti?imiz günlerde bir ses kayd? yay?nland?, ba?bakan?n adam?na “kamuoyu yoklamalar?ndaki rakamlar? hükümetin i?ine gelecek biçimde çarp?tmay?” öneriyordu.
San?r?m hem dünyadan hem de Türkiye’den yeterince örnek verdim.
?imdi gelelim temel sorumuza, neden gazeteciler böyle alçakl?klar yap?yor?
Gazetecili?in üç büyük dü?man? vard?r.
Devlet, gazete patronlar? ve gazete okurlar?.
Devletler, gazeteleri kendi propaganda araçlar? olarak kullanmaya çal???rlar ve ço?unlukla da kullan?rlar.
“S?rlar?n?n” gazetelerde yay?nlanmas?na engel olmaya u?ra??rlar ve genellikle de ba?ar?rlar.
Biliyorsunuz en ünlü örneklerinden biri, “Domuzlar Körfezi” ç?kartmas?n? haber alan Amerikan gazetesinin bunu “devletin iste?i” üzerine yay?nlamamas?d?r.
Daha sonra Ba?kan Kennedy, “ke?ke yay?nlasalard?, bu felaketi ya?amam?z? önlerlerdi” demi?ti.
Bugün geli?mi? ülkelerdeki gazeteler bir ölçüde bu devlet bask?s?ndan kurtulmay? ba?ard?lar ama hiçbir zaman yüzde yüz kurtulamazlar. Bunun bir nedeni devletle “iyi geçinmek” arzusu ise, di?er ve belki de daha önemli nedeni gazetecilerin birço?unun “devlet ç?karlar?n?” gazetecilik mesle?inin ilkelerinden daha önemli görmesidir.
Bir gazeteci için “devlet ç?kar?” diye bir kavram yoktur, olamaz. “Devlet ç?kar?n?” korumak “devlette çal??anlar?n” i?idir. Gazetecilerin i?i de gerçekleri aç?klamakt?r.
Toplumsal bir i?bölümüdür bu. Toplumlar, gazetecili?i bunun için ke?fetmi?tir, gizli olanlar?, saklananlar? bulup ç?kars?nlar, halka anlats?nlar diye. E?er gazeteciler de devlet görevlileri gibi dü?ünmeye ba?larsa bu toplumsal i?bölümü aksar.
Neyin “devletin ç?kar?na” oldu?una devleti yönetenler sadece kendileri karar vermek ister. Peki ya devleti yönetenler yanl?? karar veriyorsa, ya “devlet ç?kar?na” sand?klar? ?ey asl?nda devletin ve toplumun ç?kar?na ayk?r?ysa? Gazeteciler olmadan, gerçekler aç?klanmadan bu nas?l anla??lacak?
Gazetecilerin, devlet konusunda kendi mesleklerinden uzakla??p “devlet görevlisi” k?l???na girmesi toplum için en büyük tehlikelerden biridir ve bu büyük tehlike dünyan?n her yerinde, her toplum için vard?r.
Dedi?im gibi geli?mi? ülkelerde gazeteler yava? yava? bu büyük yan?lg?dan kurtuluyor ama Türkiye gibi yeterince geli?memi? ülkelerde bu büyük mesleki ahlaks?zl?k hâlâ devam ediyor.
Bizim ülke, “devletin ç?kar?” için gerçekleri saklamay? gazetecilik sanan gazetecilerle dolu, bir de hiç utamadan bunu övünerek söylediklerini i?itiyoruz.
“Ben bu haberi basmazd?m” diyen gazetecilerle dolu etraf.
“Basmazm??, çünkü bu devletin lehine olmazm??.”
O gazetecilere sormak isterim:
“Sana ne devletten?”
Sen devletten sorumlu de?ilsin, sen sadece toplumuna ve mesle?ine kar?? sorumlusun ve o sorumluluk da gerçekli?ine emin oldu?un her haberi basman? emrediyor.
Basmad???n, gerçekleri saklad???n zaman toplumun sana olan güvenini kötüye kullan?yorsun demektir, ki bu da seni alçak bir sahtekar yapar.
Gazetecili?in ba??ndaki ikinci bela, gazete patronlar?d?r.
Gazete patronlar? hem devletle hem de ilan verenlerle iyi geçinmek ister.
Keskin muhalefetten, ilan verecekleri k?zd?racak haberlerden ho?lanmazlar, sürekli olarak yanlar?nda çal??an gazetecileri frenlemeye çal???rlar.
Gazete yönetenler de gazete patronlar?n?n bu arzular?ndan haberdar olarak, bu istekle çok fazla çat??mamaya u?ra?arak i?lerini yaparlar.
Zordur gazete patronlar?yla u?ra?mak, insan? i?ten atarlar çünkü.
Bunun yak?nen biliyorum, çünkü çok i?ten at?ld?m.
Ben ilk genel yay?n yönetmenli?im sadece on gün sürmü?tü, san?r?m en k?sa genel müdürlük konusundaki rekor hala bendedir.
Bir keresinde de “Atakürt” diye bir yaz? yazd?m diye at?lm??t?m i?ten. Gazete beni sadece i?ten atmakla kalmam??, bir de ertesi gün birinci sayfaya, tepeden a?a??ya inen iki sütunluk bir yaz? yerle?tirip, beni “okuyucu tepkisinden dolay? kovduklar?n?” yazm??t?.
Dünyan?n her yerinde gazeteciler için gazete patronlar?yla u?ra?mak zor bir dengedir. ??ini kaybetmeden ama ahlaks?zl?k da etmeden yerinde kalmak özellikle de gazete yönetenler için çok zordur.
Hem gazete yönetip hem ahlak?n? korumak yeryüzünün en zor i?lerinden biridir ve “ben bunu aynen böyle yapt?m” diyebilecek çok az gazete yöneticisi bulunur dünyada.
Gazetelerde ne tür ahlaks?zl?klar yap?ld???n? anlamak için sadece “yay?nlanan” haberlere bakmak yetmez, as?l hangi haberleri yay?nlamad?klar?na bakmak gerekir… Ki o haberlerin hangileri oldu?unu, dürüst gazeteciler o haberleri yay?nlamad?kça okuyucular asla bilemez.
Gazetecili?in en büyük alçakl??? ve sahtekarl??? belki de yay?nlad?klar?ndan çok “yay?nlamad?klar?” haberlerde sakl?d?r.
Ben daima “en iyi gazetenin” di?er gazetelerin yay?nlamad?klar? haberleri yay?nlayarak yap?laca??na inand?m, hâlâ da öyle inan?yorum.
Di?er gazetelerin yay?nlamad??? haberleri yay?nlayan “küçük” bir gazete, “büyük” gazetelerden daha etkili olur.
Biz Taraf diye bir gazete ç?karm??t?k, san?r?m o gazete benim bu inanc?m? kan?tlad?.
Gazetenin patronuna, gazete ç?kmadan önce “biz otuz bin satarsak Türkiye’yi sarsar?z” demi?im, böyle dedi?imi unutmu?tum, daha sonra gazetenin patronu anlatt? bana o konu?may?, ben öyle söyledi?imde içinden “benim uydurdu?umu” dü?ünmü?.
Biz daha otuz bin sat??a ula?madan sarst?k Türkiye’yi.
Bunu da bir gerçe?i aç?klamak için de?il, övünmek için söylüyorum. Gazetecilerin övünmekten, “ilk biz yapt?k” demekten ho?lanmak gibi bir zaaf? vard?r ama o ba?ka bir konu?man?n konusu.
Gelelim gazetecilerin ba??ndaki belalar?n en zorlusuna, gazete okuyucusuna.
Toplumlar, bütün canl? organizmalar gibi de?i?mekten ho?lanmazlar ve bütün canl? organizmalar gibi ya?ayabilmek için de?i?meye muhtaçt?rlar.
Garip bir duygusal ikilem yarat?r bu.
Gazetelerin, alçakl?klara hizmet eden yüzde doksan dokuzluk bölümü toplumun “de?i?mek” istemeyen taraf?na hitap eder, yüzde birlik dürüst yan? da de?i?mek zorunda olan taraf?na.
S?radan bir gazete okuru yeryüzünün her yan?nda milletiyle, vatan?yla, diniyle, diliyle ilgili övgüler okumaktan ho?lan?r. Bütün siyasetçiler de bunu bilir, sürekli olarak halk? överler.
“Dünyan?n en ?anl? geçmi?ine” sahip olmayan bir ülke yoktur, bütün ülkeler “dünyan?n en ?anl? geçmi?ine” sahip olduklar?na inan?rlar.
Burada, “nas?l oluyor da ayn? anda bütün ülkeler dünyan?n en ?anl? geçmi?ine sahip oluyorlar” diye sormayan bir ahmakl?ktan söz ediyoruz.
Bu, insanl???n ortak ahmakl??? ve gazetecili?in en büyük belas?.
E?er söylemek zorunda oldu?unuz gerçek, “dünyan?n en ?anl? geçmi?ine sahip oldu?una inanan” okurlar?n?z?n inançlar?yla ters dü?ecekse ne yapacaks?n?z?
Size hemen fevkalade güncel bir örnek vereyim.
Ermeni soyk?r?m?.
Biliyorsunuz 1915’in yüzüncü y?l?na yakla??rken Türkiye’de bu konu da gündeme girdi. Ba?bakan “soyk?r?m” demeden, ortadan bir ifadeyle Ermenilere taziye diledi.
E?er bugün bir gazete Ermeni soyk?r?m?ndan “soyk?r?m” diye sözeder de ya?anan gerçekleri anlat?rsa, ilk tepkiyi devletten önce okuyucusundan görecektir.
Bu okuyucu bask?s?na direnebilecek çok az gazete vard?r.
Okuyucu, inançlar?na, ezberlenmi? dü?üncelerine, yerle?ik bilgilerine ayk?r? haberler ve yorumlar istemez.
Türk devletiyle Kürt örgütü PKK aras?nda yak?n zamana kadar sava? vard?. Bu sava?la ilgili gerçekleri ne Türk okuyucular okumak isterdi ne Kürt okuyucular. ?kisi de kendi sava?ç?lar?n?n kahramanl???n? ve hakl?l???n? duymak isterdi.
Büyük gazetelerin hepsi Türk gazeteleri oldu?u için hep Türk askerlerinin hakl?l??? ve kahramanl??? yaz?ld?. Kürtlerin u?rad??? haks?zl??? yazan neredeyse bir tek Türk gazetesi yoktu.
Bu sadece devletin, patronun bask?s?ndan de?ildi, bu as?l okuyucu bask?s?ndand?.
Bu bask?ya boyun e?dikleri için, sürekli Kürtleri haks?z gösterdikleri için, devlet bar??maya karar verdi?inde gazeteler okuyucular?na bar???n yarar?n? anlatmakta çok zorland?lar.
Devlet propagandas?n?n, devlet denetimindeki e?itim sisteminin, resmî tarihin yaratt??? ?artlanm?? bir okuyucuyla kar?? kar??ya dünyan?n bütün gazeteleri. Geli?mi? dünyada bu bir parça de?i?mekle birlikte tümden de de?i?mi? de?il.
Üstesinden gelinmesi en zor mesele de budur.
Size gene kendi ya?ad???m?z bir örne?i anlatay?m.
Üç dört y?l kadar önce Kürdistan’?n küçük bir mezras?ndan bir muhtar bizim gazeteyi arad?. Bir askerî birlikten at?lan bir havan topuyla küçük bir k?z çocu?unun parçaland???n? anlatt?.
Olay yerine bir muhabir gönderdik.
Korkunç bir gerçek vard?.
Ceylan ismindeki minicik bir k?z çocu?u annesine “bana makarna yap” dedikten sonra evlerinin önünde oynamaya ç?km??, mezran?n kar??s?ndaki tepeye yerle?mi? askerî birlikten at?lan bir havan topuyla paramparça olmu?tu.
Haberi man?etten yay?nlad?k.
Ertesi gün Türk bas?n?nda tek bir sat?r haber ç?kmad? bu olayla ilgili.
?kinci günü haberi man?etten yeni ayr?nt?larla sürdürdük.
Türk bas?n?nda gene tek sat?r ç?kmad?.
Üçüncü gün haberi gene man?etten devam ettirmek istedi?imizde, yaz?i?lerindeki arkada?lar?m?zdan biri, “bo?una zorlamay?n Ahmet Bey” dedi bana, “hiç bir tepki yaratm?yor bu haber.”
Biz gene de üçüncü gün küçük k?z?n annesinin konu?mas?n? man?etten yay?nlad?k. Annesi, “k?z?m?n parçalar?n? eteklerime doldurdum” diyordu.
Ancak üçüncü haberden sonra Taraf’? kaynak göstererek di?er gazeteler bu habere yer verdi ve o küçük k?z haks?zl???n sembolü haline geldi.
Bu haberi yaynlamakta zorlanan gazeteler sadece devletten, ordudan, patrondan de?il kendi okuyucular?n?n tepkisinden de korkuyorlard?.
Tabii bir ba?ka gerçek daha var burada söylenmesi gereken.
Gazetecilerin ço?unlu?u, o ?artlanm?? halk?n tepkilerine sahipler, ayn? ?artlanm??l???n, ayn? e?itimin, ayn? resmî ideolojinin kurbanlar? onlar da… Onun için halk?n tepkisinin ne olaca??n? çok iyi biliyor, okuyucu o tepkiyi göstermeden önce kendileri o tepkiyi gösteriyorlar.
Bu ?artlanm??l?klar? onlar?n gazetecili?ini önlüyor.
Nas?l bazen “devletle bütünle?ip” devlet gibi dü?ünüyorlarsa, bazen de okuyucular?yla bütünle?ip okuyucular? gibi dü?ünüyorlar. Böyle yapt?klar?n?n fark?na bile varm?yorlar.
Ve böyle yaparak okuyucular?na kar?? sorumluluklar?na ve mesleklerine ihanet ediyorlar.
Gazetecinin sadece devletten de?il, okuyucunun ?artlanm??l???ndan kendisini ar?nd?rmas?, kendisini bundan kurtarmas? gerekir.
Okuyucunun “de?i?mek istemeyen” yan? gerçeklerden rahats?z oluyor ama ayn? okuyucunun fark?na bile varmad??? “de?i?im” ihtiyac? da gerçeklerin onun ilgisini çekmesini sa?l?yor.
Cesaretle ve dürüstçe davranan gazeteci o tepkiyle birlikte o ilgiyi de çekiyor ve gazetecilik varl???n? bu ikili gerginlik sayesinde sürdürüyor.
Biliyorsunuz, Seymour Hersh, My-Lai katliam?n?n iç yüzünü yazd? ve bu haberiyle Pulitzer kazand?.
Size basit bir soru soray?m:
Hersh, bu katliam? bilen tek gazeteci miydi yoksa bunu yay?nlayan tek gazeteci miydi?
Kesin cevab? bilmiyorum ama benim tahminim ilk bilen de?il ilk yay?nlayan gazeteci oldu?udur.
Böyle zorlu vakalarda bilgi genellikle tek gazetecide olmaz ama cesaret ço?unlukla böyle tek bir gazetecide, gazetecili?in “yüzde birinde” görülür.
??te o yüzde bir de hayat? ve dünyay? de?i?tirir.
Hersh’ün o haberi, Amerikan halk?n?n Vietnam sava??yla ilgili alg?s?n?n de?i?iminde büyük bir pay sahibidir.
Hersh, devlet gibi dü?ünseydi, patron gibi dü?ünseydi, okuyucu gibi dü?ünseydi o haberi yay?nlayamazd?, gazeteci gibi dü?ündü, gazeteci gibi davrand? ve bugün ad? ?stanbul’un bir kö?esinde bu cesareti sayesinde an?l?yor.
Gazetecili?in yüzde doksan dokuzu unutulur, yüzde biri hat?rlan?r.
O yüzden, devletle, patronla, en önemlisi okuyucuyla çat??may? göze al?r gerçek gazeteci.
Yüzde doksan dokuzunun gerçekleri saklad??? bir mesle?in yüzde biri olmak, karanl?k bir odada çak?lan bir kibrit gibi olmakt?r, herkes seni görür.
Karanl?kta yanan bir kibrit, ayd?nl?kta yanan bir projektörden daha parlakt?r.
Onun için kimsenin yazmaya cesaret edemedi?i gerçekleri yazan gazeteciler hemen fark edilir. Öfke toplar, tepki çeker ama unutulmaz olur.
Bunu çok iyi biliyoruz, çünkü bugün bu konu?may? karanl?k bir odaya dönen bir toplumda yapmaktay?z, geli?mi? ülkelerin yava? yava? geride b?rakt??? o karanl???n ne oldu?unu biz burada hâlâ en koyu biçimde ya??yoruz.
Gazetecili?in en a??r bask?lar alt?nda oldu?u bir dönemden geçiyor Türkiye.
Tek bir ele?tiri bile istemeyen bir hükümet var. Bas?n?n büyük bölümüne bizzat sahip. Sahip olmad?klar?n? ise çe?itli biçimlerde tehdit ediyor.
Ho?una gitmeyen gerçekleri yazanlar? vatan hainli?iyle suçluyor.
Kendi ç?kar?yla vatan?n ç?kar?n?n ayn? oldu?unu söyleyen bir yönetim bu.
Sadece yapt?klar?ndan ho?nut olmad?klar? gazetecileri de?il, kar?lar?n?n ya da kocalar?n?n yapt?klar?ndan ho?nut kalmad?klar? gazetecileri bile i?lerinden ç?kart?yorlar.
??siz gazetecilerin say?s? her gün art?yor.
Yanda?lar?n? zengin edip, muhaliflerini açl??a mahkum etmeye u?ra??yorlar.
Çok a??r bask?lar alt?nda bugün Türk bas?n?.
Bizim bas?n, sihirbazlar?n kazlar?na benzer, ne kadar bast?r?rsan?z bast?r?n o bask?n?n alt?nda ezilerek ve itiraz etmeden varl???n? sürdürür, bugün de sürdürüyor.
Yüzde doksan dokuzu alçakça davran?yor. Gerçekleri sakl?yor, çarp?t?yor, gerçe?i söyleyenlere sald?r?yor.
Ama burada da yüzde bir var.
Karanl?kta bir kibrit gibi, etraflar?n? ayd?nlat?p gerçekleri söyleyebilmek için kendilerini tüketerek yan?yorlar.
Onlar?n ?????n? görüyor, onlar?n ?????yla umutlan?yor, onlar?n cesaretine ve dürüstlü?üne güveniyoruz.
Epeyce uzayan bu konu?may? bitirirken, dünyan?n her yan?ndaki o yüzde biri, o koyu karanl?ktaki alevleri, bir ???k yakmak için kendilerini de yakanlar? sayg?yla ve minnetle selamlay?p, buraya gelip beni dinlemek nezaketini gösterdi?iniz için hepinize te?ekkür ediyorum.

DKM AR??V?N? GOOGLE'DA ARAYIN

DKM'N?N 1998-2001 ARASINDAK? AR??V? ?Ç?N TIKLAYIN

DKM'N?N 2001-2003 ARASINDAK? AR??V? ?Ç?N TIKLAYIN

DKM'N?N 2003-2009 ARASINDAK? AR??V? ?Ç?N TIKLAYIN

Untranslated Strings Designer

Hiçbiri