|
||||
| MEDYA PATRONLARI MEZARLIĞI |
CÜNEYT ÖZDEMİR: Cem Uzan’a gelen hapis cezası şunca Ankara gümbürtüsü içinde gözden kaçıyor. Oysa bir zamanlar ‘yıkılmaz’ denilen medya devine indirilmiş son ve ağır bir darbedir bu ceza.Şayet Yargıtay da onaylarsa Cem Uzan’a ya cezaevi yolu gözükecek ya da yurtdışında yıllardır kaçak yaşayan abisi ve babası ile kavuşma fırsatını bulacak! Cem Uzan vesilesi ile şöyle durup medya tarihinde geriye doğru baktığınızda Medya Patronluğunun çok da hayırlara vesile bir iş olmadığını daha iyi görüyorsunuz.
Medyaya bulaşıp da başına iş gelmeyen batmayan iş adamı yok gibi...
Gelin şöyle yakın dönem medyayı kaba hatları ile gözden geçirelim.
Bir zamanlar Türk medyasında Kemal Ilıcak efsanesi vardı hatırlar mısınız? Ne oldu Ilıcak? Soyadı Nazlı hanıma yadigar kaldı kendisi battı.
Sabah gazetesinin şaşalı günlerini Göcek koyuna bağlı ‘headlines’ teknesini hala aranızda hatırlayan var mı ? Burnundan kıl aldırmayan çalışanları ile aynı asansörü bile kullanmaya tenezzül etmeyen kibirli medya patronu Dinç Bilgin’li günleri unuttunuz mu?
Ne oldu peki Dinç Bilgin?
Çok fena battı. Batmakla kalmayıp bir de üzerine hapis yattı.
Yakın döneme bakalım. Medyaya girene kadar işleri tıkır tıkır giden varlıklı müteahit Korkmaz Yiğit tesadüfe bakın ki tam da medyaya hevesli bir giriş yapıyorken kimyası bozuldu ve battı.
Ya da durun biraz daha öteye gidelim. İngiltere’de yaşayan Kıbrıslı prens Asil Nadir’li Güneş gazetesi efsanesini hatırlıyorsunuzdur. Güneri Civaoğlunun şu röpdeşambrı ile sabah haber toplantılarına katıldığı, Avropadan dondurma getirttiği iddia edilen, abartılan günlerin efendisini...
O da battı.
Karacanlar efsanesi belki batmadı ama yok denecek kadar küçüldü.
Hürriyet’in efsanevi eski sahipleri Simaviler, batmadı ucundan çıktı.
Günaydın gazetesinin sahiplerini Saruhanları hatırlayanınız var mı onlar da battı.
Kişisel bir girişim olarak ele alabileceğimiz Tuncay Özkan’ın medya patronluğuna ne diyebiliriz siz karar verin çıktı mı battı mı?
Enver Ören ne dersiniz? O da bir nevi battı.
Turgay Ciner Sabah operasyonunda belki batmadı ama 1 milyar doları battı.
Ve kimsenin batıramaz dediği Uzanlar.
Onlar da çok fena battılar.
Bütün bu büyük batışlar Titanik gibi okyanusun ortasında değil gözlerimizin önünde 'canlı yayın' gerçekleşti. Ben sadece hatırlayabildiklerimi alt alta sıraladım. Eminim sizin de aklınıza başka batan medya patronları geliyordur.
Böyle bir ortamda bugün medya patronlarının başına gelenleri de ekleyebiliriz.
Batan medya patronlarının ortak özelliği çoğunun yalnızca gazetelerini televizyonlarını kaybetmekle kalmayıp özgürlükleri dahil herşeylerini kaybetmiş olmaları.
Bir diğer ortak özellik ise onları hükümetlerin değil hırslarının batırmış olması.
Hırsları gözlerini bağlamış yanlarındaki gazetecileri bile birer bilanço rakamına indirgemişti.
Onlar battılar ama onlarla çalışan gazetecilerin hemen hiçbiri BATMADI.
Eğer bugün medya patronu olup da hala ayakta durabilen varsa bunda beraber çalıştıkları gazetecilere insan gözüyle bakabilmelerinin, kibirlerini ve hırslarını kontrol altına almalarının ve Vefa'yı İstanbul'da bir semt adı olarak görmemelerinin küçük de olsa bir payı var diye düşünüyorum.
Yakın medya tarihimizdeki ‘batış hikayelerinden’ herkesin çıkartacağı çok ders var.
Hem gazetecilerin, hem patronların.
Yeter ki görebilsinler!
Bu kategoride yeni haberler:
Bu kategoride önceki haberler:
|



CÜNEYT ÖZDEMİR: Cem Uzan’a gelen hapis cezası şunca Ankara gümbürtüsü içinde gözden kaçıyor. Oysa bir zamanlar ‘yıkılmaz’ denilen medya devine indirilmiş son ve ağır bir darbedir bu ceza.

