|
||||
| MEDYA YAPISAL OLARAK MI ÇAPSIZDIR... ÖYLE İSE NEDEN? |
|
...90'lı yıllarda 'Médialogie' (Medya bilimi ya da medya mantığı) kavramını ortaya attığında, bu sözcüğün ' Médiologie' şeklinde yazıldığını sanıp, 'médiocre' (Orta çaplı, çapsız) kavramı ile ilgili olduğunu zannetmiştim. Fransızların 'Mauvaises Langues' dediği kötü niyetlilerin, bu satırların hemen ardından 'Şimdi bir seçkincilik (Elitizm) övgüsü başlıyor' dediklerini duyar gibiyim. Elit olan bir şeyin genelde kaliteli olduğu doğrudur da, kaliteli bir şeyin ille de elit olması şart değil. Tabi bu arada 'elit' ve 'kalite' sözcük ve kavramlarına ne tür anlamlar yüklediğimiz de önemli. Ayrıca elitizm, baştan mahkum edilecek bir tutum da değil... Nispeten uzun bu felsefi ve terminolojik girizgahtan sonra, Türk egemen medyasının neden bu kadar yüzeysel, çapsız, uçucu, hafif olduğunu anlamaya/tartışmaya çalışacağım. Yanıt arayacağım bir kaç soru olacak: - Medya, yapısal olarak mı çapsızdır? Öyle ise neden? Teorik arayışların mümkün olduğunca somut örneklerle açıklanması hem daha kolay hem de daha inandırıcı olabilir. Bu nedenle Türk egemen medyasını ana örneklem olarak ele alıp, pek hoşlanmadığım bir tarz da olsa, bazı şahsiyetlere örtülü gönderme yapmak zorunda kalacağım. İlk tohumlarını Sedat Simavi'nin attığı daha sonra Çetin Emeç'in popüler gazetecilik sıvası vurduğu, bugün de Genel Yayın Yönetmeninin kamusal olanı özelleştirme çabalarıyla biçimlenen Hürriyet gazetesi, Türk egemen medyasının hem rol modeli hem de en iyi alamet-i farikası olarak kabul edilir. Hürriyet'in yapısı mı çapsızdır? Neden? Anglo-sakson popular/serious (Halk Gazetesi/Elit Gazetesi) ayrımına kasıtlı olarak karşı çıkan Hürriyet geleneği ve yapısı (Genel Yayın Politikaları, haber yaklaşımı, çalışma tarzı, mizanpajı...vs...), 'Apartmanın bodrum katında oturan kapıcıya da üst katta oturan profesöre de seslenmeyi' amaçlıyor. Popular/Serious ya da kapıcı/profesör ayrımına daha Kapıcı ile profesörü aynı siyasal/toplumsal/ekonomik/ideolojik/kültürel potada göstermeye hatta eritmeye yönelik bir tutumdur. Türklerin karışık salatayı çok sevmesinin altında yatan da, yıllardır solumak zorunda kaldığımız işte bu hayali kimlik atmosferi. Öne çıkarılan, en öne konan Türklük yani milliyetçiliktir. Sonuç olarak kapıcı da (Kürt olsa bile...) Aslında, Batı'da oldukça derin bir iş bölümü/uzmanlaşma var gazetecilikte. Bizim gazeteciliğimizin belki de en özgün yanlarından biri olan köşe yazarlığı ise bu uzmanlaşmaya açıkça ve kahramanca isyan eden önemli bir kurum. Bizdeki medya yapısı, bir kaç temel ortak değerin sömürüsüne dayalı olduğu için, yüzeysellik olmazsa olmaz bir kuraldır. Köşe yazarlarımız, bir gün Eurovision ertesi gün Nabuco üzerine fikir beyan ederler. Hepsi 'Pazar Siyasetçisi'dir ayrıca futbol uzmanı ve edebiyat eleştirmenidir. Bilmedikleri yazmadıkları hiç bir konu yoktur. Çünkü Türk egemen medyasında köşe yazarı olmak çok kolaydır. Siyasi ve askeri iktidara çok fazla karşı çıkmadan, genel geçer fikirleri kaleme almak, alışılmışı sınırları içinde bir-iki atraksiyonla, çeşitli şahsiyetler hakkında dedikodular yazmak, yukarıda sıraladığım ortak değerlerin yüceliğini övmek yeterlidir. Hele mensubu olduğunuz klik, gazete içinde güçlü ise, ya da tepelerde bir abiniz/ablanız varsa, iktidar içi dengeleri iyi ayarlayabiliyorsanız, 50-60 yıl boyunca köşe yazabilirsiniz. Benim şöyle bir iddiam var: Bizde başyazar, *şeyhül muharririn, yılların köşe yazarı gibi sıfatları olan şahısların yazılarını İngilizceye ya da Fransızcaya tercüme edip Times, Guardian, Daily Telegraph ya da Le Monde, Le Figaro'ya gönderin, * okur mektubu olarak bile yayınlanamaz! İsteyen denesin. Aslında Medya Alanı ile bu alanın aktörleri arasında sıkı bir karşılıklılık ilişkisi var. Betimlemeye çalıştığım medya alanı/sistemi/mekanizması, doğal olarak (Survival Reflex- Hayatta Kalma Refleksi) kendine uygun yönetici ve aktörler seçecek, onları barındıracak, bu tipolojiye uymayanları dışlayacaktır. Keza giderek yaygınlaşmaya ve meşrulaşmaya başlayan çapsız gazeteci tipi de bu alan içinde giderek güç kazanacaktır. Tüm haber ve yorumlarında, hatta fotograf ve karikatürlerinde sınıf kıstasını önplana koyan bir gazeteciye Hürriyet köşe açar mı? Hatta böyle bir gazeteciyi yazı işlerine alır mı? Sınıf kıstası dışlanmanın tek nedeni değil maalesef. Keza ciddi bir feminist, gerçek bir İnsan Hakları savunucusu, tutarlı bir Kürt hak arayıcısı da egemen medyanın dışladığı karakterler. Popüler olma isteği aslında tek başına bir engel, bir olumsuzluk değil. Tabi, popüler derken elmalarla armutları ille de aynı sepete koyma israrından sözetmiyorum. Popülerlik ille de ideolojiler dışı bir yaklaşım değildir. Mesela popüler gazeteciliğin en çok geliştiği ülkelerden biri olan İngiltere'de, muhafazakar kitle Sun gazetesini tercih eder, İşçi Partisi yanlısı kitle ise popüler gazete olarak Daily Mirror'u benimsemiştir. Tıpkı 'Serious' gazete meraklısı olan sağcılar D.Telegraph'ı okurken, sol eğilimli elitler de 'Guardian' ı satın alır. Bizde ise popüler olma iddiasındaki gazeteleri birbirinden ayıran mizanpajı ve köşe yazarlarının adıdır sadece.
Türkiye'de iki haber kanalında, biri vakti zamanında, haber bültenini garip yaratıklar programına dönüştürmüş bir kişi, diğeri de tiyatrocu-show man karışımı kifayetsiz muhteris bir zıpçıktı, çoğu zaman ciddi siyasi konularda 'Talk Show' programları yapıyor. Keza, yine ciddi siyasi, ekonomik, kültürel, toplumsal konular hakkında kadrolu televizyon simaları arasında eski Yanlış bulduğum bir başka uygulama da, yine kadrolu bir grup medya 'primatı'nın her konuda ahkam kesmeleri. Kendini halk filozofu sanan kahve muhabbetçisi, spordan edebiyata sinemadan siyasete kadar her konuda fikir beyan ediyor. İçi de dışı bomboş... Bu zat, bu kategorinin galiba piri sayılıyor. Yenilerden sakallı bir iktisat profesörü var, o da nispeten daha Gazetelere baktığımızda çok fazla isim saymak mümkün. Bunların gazetecilikle, köşe yazarlığı ile ne tür bir ilişkileri olabileceğini, gazetecilikten anlayan biri, doğru dürüst, mantıklı bir şekilde açıklayamaz. Şimdiye kadar üç kez emekli olması gereken Andıççı bir başyazar, penis mizahı yaptığını sanan tadsız bir karışık salata, kendini genç ve aykırı sanan iktidar sevdalısı bir çamur distribütörü... Bunların hiç biri ve diğerleri Batı'da, demokratik bir ülkede, medya okur-yazarlığının geliştiği bir memlekette gazetecilik yapamaz. Sözkonusu şahsiyetlerin kimliği, kişiliği hakkında herhangi bir itirazım yok. Çoğunu da şahsen tanımam bile. Ama, iş bölümü/uzmanlaşma ilkesini çiğnemeleri bir yana, ehil olmadıkları halde kendilerini fasulye gibi nimetten saymaları tadsız bir ortam yaratıyor. İzleyici, 'Türkiye'de sanki bu konunun/alanın hiç mi doğru dürüst uzmanı yok da hep bu adamlar/kadınlar Tüm bu örneklerden sonra baştaki sorulardan birine kesin bir yanıt verebileceğimi sanıyorum: Evet, medya, özellikle de televizyon, yapısal olarak orta çaplı bir mecradır. Düşünmeye, sorgulamaya değil benzerleştirmeye (Mimétisme), önyargıları meşrulaştırmaya, kalıp yerleştirmeye (Tekrara), bildik yargıları pekiştirmeye hizmet ediyor. E böyle bir medya yapısında da, bizde maalesef pek karşılığı bulunmayan Edward Saidlere, Noam Chomskylere hatta S*eymour Hirschlere,* John Pilger ya da Serge Halimilere yer olmadığı gibi, bu medya da yeni şaklabanlar, yeni cahiller, yeni çokbilmişler, yeni hoş ama boş genç kızlar ve oğlanlar üretmekten başka bir işe yaramaz.
Medya ile memleket hemşehridirler. 'Her ülke layık olduğu medyaya sahiptir', demiş Le Monde'un kurucusu Hubert Beuve-Méry. Her medya da yayın yaptığı topluma müstehaktır, diyebiliriz. Yapısal olarak medyanın doğal sığlığının, yapısal ve dönemsel olarak medyacıların kronik kalite eksikliğinin önemli neden ve sonuçlarından biri de kuşkusuz okur kitlesinin konumu ve durumu. Gazetelerin İnternet sayfalarında haberlere verilen tepki ve yorumları gözden geçirirseniz, okur cemaatinin de bu genel düzeysizlik kervanına hiç çekinmeden katıldığını Sonuç olarak, etimolojik olarak rabıtasız da olsa, medya sözcüğü ile ' médiocre' sıfatı arasında yoğun/uzun bir irtibat mevcut. Öyle olmasaydı, bu kadar çapsız adam/kadın neden bu medyanın başına musallat olurdu? NOT: Yazı www.gazeteciler.com dan alınmıştır. Bu kategoride yeni haberler:
Bu kategoride önceki haberler:
|






