forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

TWITTERBİYELİ SİYASET...

Aktif .

twitter_siyasilerKÜRŞAD OĞUZ

Bugünlerde Türk siyasetinin gündeminde küçük mavi bir kuş var.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’dan MHP lideri Devlet Bahçeli’ye, HAS Parti’yi yeni kuran Numan Kurtulmuş’tan AK Partili bakanlara pek çok siyasetçi, 140 harflik mesajlarla anlatıyor meramını.

ABD başkanlık seçimlerinde Barack Obama’yı iktidara taşıyan en önemli unsurlardan biri olarak sunulan Twitter (ve sosyal medya), seçimler yaklaşırken Türk siyasetinde de en parlak günlerini yaşıyor, giderek de daha çok konuşuluyor.

Fakat yolunda gitmeyen bir şeyler var ki, siyasi planları bir anda sekteye uğratabilir: Bilinçsiz Twitter kullanımı!

SIRF TEZEKLE DE OLMAZ AMA…
Aslında Başbakan Erdoğan, geçen ayın sonunda AK Partili milletvekilleriyle yaptığı bir toplantıda, tehlikeyi hissettiğinin sinyalini verdi. Milletvekillerine “Seçim bölgesine gitmeyen vekil olur mu? Twitter mwitter ile olmaz. Tezek kokusunu hissedeceksiniz” diyerek müstakbel sıkıntının adını koydu.

Bu elbette, siyasette yeni ve gerçekten çok kullanışlı bir aracın kullanılmaması gerektiği anlamına gelmiyor.

Başbakan’ın bu sözlerinden sonra CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun nazire yaparcasına “Bu ülkede 22 milyon kişi internete giriyorsa onlarla bağlantı kurmak, düşüncelerimizi aktarmak bizim için çok önemli” diyerek partisinin gelecek seçimlerde sosyal ağlara yükleneceğini belli etmesi de bir sorun teşkil etmiyor.

Ama Obama’nın zafere giden yolda Twitter’ı ne şekilde kullandığı da, sözlerin Twitter’lı etkisiyle Twitter’sız etkisinin mutlak olarak farklılaştığı da es geçiliyor.

STRATEJİ OLMAZSA OLMAZ
Aslında Twitter'ı ön plana çıkaran zaten bir siyasi kampanya oldu; Obama'nın seçim kampanyası.

Ama Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden Yrd. Doç. Nazlı Aytuna'ya göre “Twitter Obama için bir örgütlenme aracıydı. Oysa şu anda siyasiler Twitter’ı Türkiye’de bilgi akışı ve bir görünürlük aracı olarak kullanıyorlar.” Aytuna, siyasiler açısından bakıldığında Twitter'da yazdıkları her mesajın belli bir strateji çerçevesinde yazılması gerektiğini düşünüyor.

Açıkçası son günlerde bu mecradan kaynaklanan tartışmalara, tartışma üslubuna ve dile bakarsak, herhangi bir stratejiden söz etmek mümkün görünmüyor.

10 ÇARPI 140 OLMAZ
Siyaset İletişimcisi Necati Özkan, yine yurtdışındaki örneklerden yola çıkarak “Bizim siyasiler ne sosyal medyayı ne Twitter'ı kavrayabilmiş değiller” diyor: “Obama bir yasa hazırlıyorsa, bir konuşma yapıyorsa, bir toplantıya katılacaksa bunun haberini vermek için kullanıyor Twitter’ı. İnsanları davet ediyor, 'şu konuda görüşlerinize ihtiyacım var' diye. Bizimkiler ise etkenleri etkilemeye çalışıyor Twitter’da. Hem de bazen çok alâkasız bir şekilde, 140 karakterde yazacakları bir şeyi 10 çarpı 140 karakterde yazıyorlar. Bu Twitter için anlamsız.”

Bu durum şöyle özetlenebilir: Türk siyasiler Twitter'ı gazeteleri ve televizyonları nasıl kullanıyorlarsa öyle kullanıyorlar. Elbette bu da yanlış değil, ancak Twitter'da 'gazete veya televizyonda davrandığın gibi davranmak' ters tepebilir.

Şöyle diyor Özkan: “Twitter'da interaktif bir kitle var. Söylediğin şeye hemen cevap veriyorlar. Siyasiler o ortamın cazibesine kapıldı. Medya orada, gazeteciler orada. Oraya bir şey atınca medya hemen alıp kullanıyor. Bunu anladılar ve gazeteciye bir şey vermek istediklerinde bunu kullanmaya başladılar. 'Şuradan bir şey çakarsam rakiplerin önüne geçerim' diye düşünüyorlar. Ama oradan birbirlerine laf sokuşturmak doğru değil. 'Gazeteci beni görmüyor, şuradan çakayım, haber olsun' diye bakmak yanlış.”

TWITTER CESARET HAPI GİBİ
İşte asıl sorun burada. Türk siyasetçiler, sosyal medyanın ve özellikle de Twitter'ın insan ruhunda ve beyninde yarattığı yanılsamanın sıkıntısını çekebilir.

Göz göze, duyguları da algılayarak verilen tepkilerin yapılan yorumların yerini, mesaja aç takipçilere sürekli yeni bir şeyler verme dürtüsüyle yapılan yorumlar, iyice düşünmeden söylenen sözler alırsa “maksadı aşma” ve skandal yaratma riski çok daha büyüyebilir; ki bu durum bir siyasetçinin sonunu bile getirebilir. Aytuna, Twitter'ın cazibesinin siyasetçide yaratabileceği yanılsamayı şöyle anlatıyor: "Web 2.0 ortamının farklı bir söylemi var. Özel hayatınızı daha çok açıyorsunuz, zaman kullanımı çok farklı. Eğer bu ortamı siyaseten, stratejik olarak kullanıyorsanız düşünmeden yazmamanız gerekiyor..."

Son günlerde Twitter'da siyasetçiler arasında yaşanan 'atışmalar,' artan gerilim bu tehlikenin hiç de az olmadığını gösteriyor.

"HAMASİ NUTUK BİTECEK"
Psikolog Gündüz Vassaf meseleye olumlu tarafından bakıyor. Ona göre siyasetçinin artık çok daha duyarlı ve tetikte olmasını gerektiren bu yeni iletişim aracı, bizi 'açık toplum'a daha da yakınlaştıracak:

"Siyasetçi öyle bir iki gün düşünmeyecek, çünkü anında tepki vermesi bekleniyor olacak. Boş laf azalacak, bir konuda 140 karakterle, can damarına yönelik tutumunu belli etmek zorunda kalacak siyasetçi. Hamasi nutuk dönemi bitecek. Artık insanları duygularıyla da kullanamayacaklar. Çünkü ses tonu yükseliyor mu azalıyor mu, ağlıyor mu bunu bilmeyeceğiz. Totalde daha paylaşımcı ve şeffaf olmaya mecbur olduğu için, kaçınılmaz olarak kitleler daha az manipüle edilecek..."

Peki hiç mi risk yok? Var: Daha katılımcı bir siyasete ulaşmaya çalışırken, an içine hapsolma tehlikesi! Şöyle diyor Vassaf: "O katılımcı ortamdan doyum sağlayarak, genel perspektiften uzaklaşma riski var elbette. Siyasetin anlık gölge boksları gibi bir oyuna dönüşme riski var..."

TWITTEROKRASİ
Bütün bunlar bize, Twitter'ın siyaset yapma biçimini değiştirebileceğini söylüyor.

Hatta belki, tıpkı bir süredir Avrupa'da "Twitterature" (twitter edebiyatı) kavramının konuşulduğu gibi, artık "Twitterokrasi"yi de (twitter siyaseti diyebiliriz) tartışmamız gerekecek.

2011 genel seçimlerine yaklaşırken belki Twitter siyaseti yeniden şekillendirmeyecek ama, güçlü bir kampanya malzemesi haline gelecek.

Biz bu seçimlerde aslında Twitter'ın etkisini de ölçmüş olacağız: Bakalım oylara kuş konduruyor mu, kondurmuyor mu?..

Haberturk.com / koguz@haberturk.com


DKM ARŞİVİ