forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

TORNİSTAN VE SOL

Aktif .

kukla_basinozgurluguHİLMİ TUNA  

Islık çal bakalım ÇBS (*), mezarlıktan geçiyorsun. Şanına şey çalma oligarşi, ağalığın bitti, bitecek. Tornistanın başladı işte EİS  (**), tekrar eskiye döneceğini sanma. Yeni düzenden eskisine benzetmek istediğin çakma bir devlet çıkarmaya çalışma Hürriyet, adımlarına dikkat et.

Birand, malumu ilam ediverdi; hem de bir çırpıda. Devlet=Hürriyet deyiverdi, ne dehşet bir denklem! Bilenlerin malumuydu, ama bunu herkesin bilmesi ancak bugünlere nasipmiş. Neydi denklemimiz? Devlet=Hürriyet. Bu denklem burada durmaz, devam etmeli. Az aklı basanlar, az analojiden çakanlar bakın nerelere ulaşabilir… Hürriyet=ÇBS, ÇBS=EİS. İşte, ilk mektepte öğretmişlerdi bu denklemin harika sonucunu. Devlet=EİS!

20.yy.’ın ikinci yarısının ve  21.yy’ın ilk çeyreğinin Osmanlısı ya da neo-Roması  ABD’de durum sanki farklı mı? Avrupa ülkelerinde de aynı şey. Oralarında Hürriyet’leri, ÇBS’leri ve EİS’leri mevcut. Ama oralarda; Amerika Amerikalıların, İngiltere İngilizlerin vs. sloganını oligarşinin sahip olduğu büyük medya dillendirmedi. Çünkü oralardaki halklar 2. sınıf halklardır. Yaşaması, ayakta durması, kuru milliyetçilik yerine çalışması ve 3. dünyayı sömürmesi gerekmektedir. Çok kültürlülük, çoğulculuk, insan hakları ve geniş özgürlükler kavramsal ve pratik düzeyde ve kendi içlerinde tavan yapmalı ki;  2. sınıf geniş halk kitleleri, 3. dünyadan sömürdüklerinin bir kısmını tüketmeli, çoğunu da az sayıdaki 1. sınıf ağalarına sunabilmeli. Bunun için dünyada savaşlar, ölümler, işgaller ile kan, gözyaşı gırla gitmeliydi.  Efendileri de bu 2. sınıf beyzadelere karşılığında bahçeli evler, bol beygirli araçlar, konforlu bir yaşam ve rahatça ölebileceği bir emeklilik sundu.

Bunları yaparken oraların oligarşi medyası, halkın ortalama değerlerine saldırmadı/saldırmamalıydı/belki de saldıramazdı. Yine ortalama değerlere hakaret etmedi/etmemeliydi/belki de edemezdi. Ama Anadolu coğrafyasında halkın tüm kutsallarına/değerlerine saldırıldı ve hakaret edildi. En büyük payanda da devletten beslenerek oluşan milli olamayan/çakma burjuvazi/sahte kapitalist/şişman kediler, hazineden geçinen memurlar ile Kemalist-sol aydınlar oldu.

Bu sürecin en acı ve trajikomik olanı ise geneli kentli olan sol ideoloji ile bağlılarının kullanılmasıdır. Bu memlekette,  Marksizm ile Kemalizmi ortaya karışık bir sistem gibi sunan ve bunu etkili çoğunluğa gerçekmiş gibi yutturanlar oldu. Ölüp gidenlerle polemiğe gerek yok. Ama, örneğin ana muhalefetin şu anki sözcüsü, Egenin haşin kızı, cumhuriyet mitinglerinin Halide Edibi, Birgül Ayman Güler ya da Ankara siyasalın laik vaizi Alpaslan Işıklı ve benzerleri gibi.

Oysa Marksizm ile Kemalizm iki kız kardeş hükmündeydi.  Aynı anda ikisi de nikâh altına alınamazdı. Ya Kemalistsiniz ya da sosyalist. Kemalizm’den; emek-sermaye çatışmasında emekten yana, devlet aygıtının şiddet aracı olan bürokratik yapıyı halkın lehine elimine etme çabası ya da halkın ürettiğine-artık değerine el koyan yapıya hangi itiraz gelmiştir? Kemalizm’in milli kapitalist yaratma iddiası ve çabası ile sol nasıl bağdaşır?  Gelin aşağıdaki sorulara mertçe cevap verin ve oligarşinin açık faşistliğine, halkın emeğini sömürmesine ve halkın refahını çalmasına artık ortak olmayın.

Fakir halk kitlelerinin emeğinin oluşturduğu artık değere devlete giderken kim el koydu? Cevabınız hazır tabi, Osmanlı… Ya Cumhuriyet, farklı ne yapmış ki? Siyasalın arka bahçesi ve klasik Marksizm’in tekkesi TODAİE’de (***)  Kemalist-sosyalist bir hoca; köylere ve şehirlerin arasına yol yapılmasını anlamıyorum diyormuş. Anlamazsın tabi. Hayatın evinle üniversite arasında geçmiş. Yine sol-Kemalist bir başka hoca, memurların alım gücü 1950’lerden bu yana düşe düşe bu hale geldi, işte DP-AP-ANAP-AKP çizgisi ve uygulamaları demiş. Peki o yılarda memur olamayan geniş halk kitlelerinin niçin sosyal güvencesi yoktu, hastalanınca ne yaparlardı, emekli maaşı bilirler miydi, okula, elektriğe, temiz şebeke suyuna ya da kanalizasyona niçin ulaşamamışlar sorularını soran öğrencinin bu sorularını hiç beğenmediğini söylemişlerdi.

İlçelerdeki devlet hastaneleri, genel liseler, meslek liseleri, sağlık ocakları hep gerici DP-AP, köylere elektrik, altyapı, telefon yobaz ANAP zamanında halka hizmet vermeye başladı. 2005 -2006 rakamları ile eski Emekli Sandığı üyesi imtiyazlı bir memur ve emeklisinin devlete 1 yıllık sağlık maliyeti yaklaşık 350 $,  SSK çalışanı ve emeklisinin  200 $, Bağkur çalışanı ve emeklisinin  150 $ iken bu kast sistemini yerle bir eden  AKP elbette gericiliğin şahıydı ve sömürü düzeninin değirmenine su taşıyordu değil mi?  Yoksa, SSK’lı işçi, Bağkur’lu esnaf ya da köylü memura göre daha mı az hasta oluyor du? Tabi ki hayır… Oysa gerçek şuydu. Yoksul halkının artık değerine el koyan devlet, bunun bir kısmını besleme kapitalistlere, bir kısmını da bürokrasiye dağıtmaktan halkın çoğunluğuna hizmet vermiyordu.  Daha avamcası ise şöyledir. Geniş ve yoksul halk kitleleri, bu yapıda emeğinin karşılığını üç üret, bir al sistemi ile yani üçün biri olarak alıyordu.

İşte, sevgili sol ideoloji bağlıları; durum bundan ibaret. Oligarşi bundan sonra tornistan yapacak, mevziiyi değiştirip popoyu sağlama almaya çalışacak. Eğer Osmanlı yıkılırken ülke sosyolojisi izin verseydi hepsi şeriatçı olur, tek parça cüppe ile gezer,  lavantalar sürerdi. Bunu siz benden daha iyi bilirsiniz. Özellikle üniversiteler, medya ve siyasette bulunanlar; sözüm öncelikle sizedir. İnadınızdan vazgeçin, bilin ki birlikte saf tuttuğunuz kesim Kemalist bile değil. Mustafa Kemal ve değerleri bile onlar için adi bir araç. Solun değer verdiği insan kavramı ve kutsallığını düşününce, bunlar insan bile değil.

Gelin, halkınızla barışın; oligarşi ve medyasının tetikçisi olmayın. Vicdanınız, isyanınız, hayatınızın odağına koyduğunuz temel çelişki olan emek-sermaye karşıtlığı aşkına –çözümü sadece orada arayıp, mekân/zaman/toplum dinamikleri/kültürü soyutlasınız bile- sadece dindarların, milliyetçilerin veya küçük burjuvazinin yanılacağı iddiasından vazgeçin. Bakınız, sizi de kullandılar ve kullanıyorlar. Hani hiçbir kutsalınız yoktu, hani dogmaları gömmüştünüz, hani insanı, onların hayat güvencesini, emeğini, sağlığını ve refahını yüceltecektiniz?

Oligarşi ufaktan ufağa arazi oluyor, renk değiştiriyor. Sizin bu denli ideolojik, akademik ve kültürel desteğiniz olmasaydı bu halk bu kadar ezilmezdi. Değer miydi akademik bir kürsü ve maaşına, medyada bir köşeye ya da siyasi  partilerde sığıntılık adına gerçekleri görmemek? Oligarşinin dönüşü tornistan tarzı olacak, çünkü gücünü bir şekilde devam ettirmek isteyecek. Sizin ise, tarihi hatalarınızdan dönmeniz demek, tam da kendi ideolojinizin merkezine gelmeniz demektir. Sizi çok kullandılar ve hala tepe tepe kullanıyorlar.

Oysa yaptıklarınızla halkın ekmeğinden, sağlığından ve refahından çalanlarla ortak oldunuz. Bu tabir sizin kusura bakmayın. Oligarşinin işbirlikçisi ve inanılmaz bir çelişki olarak oligarşi ve medyasının kompradoru oldunuz. Şu efsaneyi de önce beyninizde yıkın. Cumhuriyetle köyden-taşradan profesör, vali, cumbaba vs. çıktı efsane ve hikâyesini. Size iş, makam, lojman ve bol ideoloji verdiler. İçinden çıktığınız halka da sıfır sağlık hizmeti, odun-tezekle ısınma, ayağına çarık, sofrasına da tarhana. Eğer bu solculuksa –ki değil-  bu topraklara sol sittin sene gelemez ve gelmemeli.  Siz halkınıza onlardan önce dönün; dönün ki zaten sizin dönüşünüz içten olur, çünkü ezici çoğunluğunuz bu halkın içinden çıktı. O zaman oligarşi belası da bu topraklardan hızlıca defolur gider.

*    ÇBS =Çok Büyük Sermaye

**    EİS = En İri Sermaye

***  Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü

tunahil@mynet.com 

DKM ARŞİVİ