forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

ÜÇ MAYMUN

Aktif .

 
CÜNEYT ÖZDEMİR
cuneytozdemirrGeçtiğimiz günlerde bazı internet sitelerine çok tuhaf bir telefon konuşmasının kayıtları düştü. İki subay aralarında 6 erin şehit olduğu mayın patlamasını konuşuyordu. 
Daha doğrusu bir üst düzey subay bir başka üst düzey subaya ‘o mayınları PKK’nın değil kendisinin askerleri PKK’dan korumak için yerleştirdiğini ve mayının yerlerini karakol komutanlarına bildirdiğini ancak gel zaman git zaman gerekli hassasiyetin gösterilmediği için kendi yerleştirdiği mayınlar yüzünden 6 erin şehit verldiğini nerede ise ağlayarak anlatıyor ve görev bilinci ile kendisinin suçlu olduğunu’ belirtiyordu.

Son derece etkili bu konuşmada karşı taraftaki üstü ise ‘böyle hataların olabileceğini’ belirtip ‘olayın nasıl üstünün kapatılacağını’ anlatıyordu.

Nitekim sonrasında aynı konuyla ilgili bir kaç konuşma kayıtları daha aynı minvalde aynı sitelerde veriliyordu. Tam da Genelkurmayda sahte belge tartışmalarının başladığı bir dönemde böylesine bir kaydın sızdırılması iki açıdan bana çok ilginç geldi.

İlki komutanlar arasındaki bu konuşmaları kimin dinlediği ve sızdırdığı meselesiydi? 

Birisi Türk ordusunu yakın takibe almış bölge komutanlarının konuşmaları dahil dinliyor ve bunu tamamen art niyetle seçerek internet sitelerine özenle servis yapıyordu. Bu tartışmasız bir Ülkenin ordusuna karşı yapılabilecek düşmanca bir hareketti.  Peki ama kimdi Türk ordusunun bu düşmanı?

Bir başka ülkenin ordusu ya da istihbarat birimleri miydi? Suriye, Yunanistan, İran? Kim, kim, kim..!

Gördüm ki TARAF dahil hiçkimse bu kayıtlara bulaşmak istemedi. Zira yapılan alenen bir ordunun bir orduya açtığı savaşın göstergesiydi. En marjinal gazetecilerin bile bu hali ile bu savaşa alet olmaya niyeti olmadığı açıktı.

Olayın ikinci önemli açısı ise konuşmanın içeriğiydi. Türk ordusunun bir komutanı kendi yaptıkları hatayı sahipleniyor, açıkça hatanın kendisi dahil alt düzeye giden bir hatalar zincirine sahip olduğunu söylüyor ve elini taşın altına koyup olayın açıklamak istiyordu. Üstü ise astını anlıyor ve olayın bir ‘hata’ olarak kapatılmasından yana tavrını koyuyordu.

Ahlak ve vicdan ile üzerinde düşünülmesi durulması gereken bir durumdu bu. Eğer bu konuşmalar doğru ise ortada 6 şehit vardı. Olayın sorumluluğundan bırakın kaçmayı üstlenmeye gönüllü şerefli bir Türk subayı vardı. Bütün bu gelişmeleri anlayışla takip eden bir üst komutan daha vardı. Bütün bunları kamuoyuna sızdıran ve bunu kesinlikle o 6 şehiti düşünerek yapmayan Türk ordusunun yeni düşmanları vardı.

Ama hiçkimse görmedi , duymadı, bilmedi, bilemedi.

Konuşulmadı bile...

Şimdi yine kışlalardan karakollardan yeni kaza haberleri geliyor.

Birileri telefon konuşmalarını sızdırana  kadar hiçkimsenin ne olduğundan haberi olmayacak kaza haberleri. O mühimmat neden patladı, kazalar sadece kaza mıydı Türk ordusunun yeni düşmanları internet sitelerine servise başlayana kadar haberimiz olmayacak.

Tam bu noktada daha önce defalarca sorduğum soruyu bir kez daha altını çizerek sormak istiyorum. Türk ordusunun yeni düşmanı kimdir, kimlerdir?  

Bunun cevabını verecek kurum bizatihi Türk ordusunun kendisidir. İki üst düzey komutanın kripto edilmiş özel hattan yapılan telefon konuşmalarını bile dinleyen,sızdıran düşmanın adını hala koyamıyorsa ölmüşüz ağlayanımız yok!

İkincisi ise daha önemli. İlker Başbuğ’a herkesin akıl fikir verdiği veya ayar çektiği bir dönemde daha önce de yaptığım bir çağrıyı yenilemekte fayda olduğunu düşünüyorum. Başta bu telefon konuşmasının geçtiği olay dahil gelin ordunun içindeki soruşturmaları şeffaflaştırın. Askerlerin sivil yargıdan korkmasının ötesinde özel bir anlamı olacağını ve orduya yönelik tüm kampanyalara iyi bir cevap niteliği taşıyacağına inanıyorum. Kendi askerinin subayının hatasından hesap sorabilen bir ordu güçlü bir ordudur. Kendine güveni olan bir ordudur.

Türkiye ne  yazık ki Kıbrıs Barış harekatında Kocatepe’yi hangi askerlerin hatasının batırdığını hala bilmiyor, Eşref Bitlis dosyası alalacele kapatıldı kaza mı suikast mi bilmiyor, komutanlara yönelik suikast girişimlerinden kimlerin sorumlu olduğunu bilmiyor, andıçların arkasındakilerden hesap soramıyor ve elbette en önemlisi Ergenekon konusunda ordunun içinde ne tür bir soruşturma yürütüldüğünden habersiz.

Eğer hak ettiğiniz saygıyı yeniden görmek istiyorsanız, açın kışlaların kapısını.

Açın ki yeni düşmanlarınıza yeni fırsatlar vermeyin.

Hesap vermekten korkmayın ki hesap sorabilin.

 
 

DKM ARŞİVİ

Loading