forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

HENTSCH’İN DOĞUYA BAKIŞI

Aktif .

ETİKETLER:Tuba Karahisar

soru adamDR. TUBA KARAHİSAR  

Hentsch, birbirine ters duran iki dünyayı yüzleştirmeye çalışmıştır.

Bunu yaparken bir çocuğun kimliğini kazanmasındaki çabası gibi Batı’nın kimliğini sorguluyor.

Tıpkı bir çocuğun “ben” demeye başlaması gibi Batı için tarihin bir noktasından itibaren öteki (Doğu) oluşuyor yani Batı, “ben olmayanlar”la dolu bir dünya yaratıyor kendine. Oryantalizmin de temellerini atmış oluyor böylece. Bugüne kadar biriktirilmiş “ben olmayanlar” kümesinin en tehlikeli tarafı, Doğu’nun kendini Doğu gibi algılamak yerine Batı’nın “ben olmayanlar” kümesiyle kendini tanımlaması. Kendini, Batı’nın kendi için kabul etmediği sıfatlarla tanımlaması. Henstch, ötekinin içinden kendi toplumunu çıkarmaya çalışıyor. Bunun için, tarihsel dönemlerdeki kırılmalara, o dönemde yazılmış eserlere başvuruyor. Diğerlerinden farkı, Doğu için yazılmış onlarca kitabın sadece Batı kümesinden bakılarak yazılmış olmasına karşın Hayali Doğu’nun Doğu kümesinden bakılarak yazılmış olması. Hentsch, Batı’daki önyargıların kaynağını bulmaya çalışıyor. Terörün Araplarla, fanatizmin İslamla eş tutulmasının nedenlerine iniyor.

 

Tarihsel sürecin içinde birbirimize öteki dememizin nedenleri saklı. Batı, kendini Mezopotamya’ya kadar götürürken bir yandan da Mezopotamya’yı, İran’ı doğrusal bir yolda geçtikleri ve artık unutmaları gerektikleri bir nokta olarak görüyorlar. İslamın yayılışı, haçlı seferleri, keşifler, endüstri devrimi ve Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışı Doğu ve Batı arasındaki mesafeleri açıyor. Akdeniz’in İslam gölü haline gelmesi, Batı’nın kendi içine kapanmasına neden oluyor.

 

Günümüzdeki Doğu-Batı ayrımının siyasal kırılma noktası Endüstri Devriminden önceki keşiflerdir. Batı ilk aşamada Doğu’ya bağımlı iken keşiflerle bağımsızlaşmış ve Endüstri Devrimi ile de kendini bulmuştur. Çünkü o güne kadar Doğu’nun egzotik malları dikkatleri çekerken bütün bunlar önemini yitirerek yerini daha kolay ve ucuz elde edilebilen sanayi ürünlerine bırakmıştır. Batı’nın üstün güç haline gelmesiyle Doğu’ya ve kültürüne olan hayranlık bitmiş bunun yerine “kendi üstünlüğünü yerleştirme” başlamıştır. Artık Doğu ile ilgilenmenin sebebi “egemenliğini sürekli kılmak” içindir. 1929’da üretimin talepten çok olmasıyla yaşanan bunalımda Batı, ilk kez düşük ücretlerle Asyalı, Afrikalı ve Latin Amerikalı yöneticiler çalıştırmaya yönelmiştir. Bunun geçmişteki bir diğer karşılığı Almanya ve Hollanda’ya giden Türkler olabilir.

 

18. yüzyıldan sonra Batı, Doğu’ya karşı sözde uygarlaştırıcı (!) misyon üstlenmiştir. Ortadoğu ülkelerine istikrar, demokrasi, özgürlük getireceği kılıfıyla petrol ve doğal kaynakları kontrolünde bulundurma çabası aşikardır. Asıl amaç, siyasi ve iktisadi sömürünün meşrulaştırılması ve bölgeyi ablukaya almaktır.

 

Sonuçta Hentsch, kimlik ve ötekilik arasında bir diyalektik kurmuş, ötekini tanıyabilmek için kendini tanıma işinin bitmiş olması gerektiğini belirtmiş, bütün şekillenmelerini feodalite, keşifler, sanayi devrimi gibi anahtar kavramlar etrafında geliştirmiştir.

 

Yrd. Doç. Dr. Tüba KARAHİSAR

 

İstanbul Gelişim Üniversitesi

 

 


Thierry Hentsch, Ortadoğu Uzmanı

DKM ARŞİVİ