forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

Arap Medyası'nın sıkıntısı

Aktif .

arap-medyasiMUHAMMED KERİŞAN 

‘Bana güvenme, ben gazeteciyim.’ Maalesef Arap ülkelerinde en az geçen üç yıl zarfında siyasi hayatımıza damgasını vuran keskin kutuplaşma halinin hazmı içinde durumumuz bu.

 Medya sektöründe çalışanların sadece haber taşıyıcısı olacakları, haberle ilgili farklı görüşleri sunacakları ve direktif almaksızın haberle düzgün bir ilişki kuracakları bir alan yok. Medya çalışanlarının -kendileri istesin veya zorlansınlar- bu veya şu kampın yanında olmaları gerekiyor. Arap medyası, birçok Arap ülkesinde ve özellikle de Arap Baharı ülkeleri adı verilen ülkelerde halen yaşanan siyasi çekişmenin denkleminde taraf oldu. Dahası bu medyanın bu veya şu görüşün yanında saf tutması bir zorunluluk. Ayrıca Arap okuyucu veya izleyici de tercih ettiği medya organını kendisine aktardığı gerçekler doğrultusunda değil, sunduğu haberlerin kendi siyasi kimliğiyle uyuşma boyutuna göre seçiyor.

Profesyonellik ile siyasi arzular arasında birçok konu kaybolup gitti. Arap gazeteciler, buna karşın kendi kredilerinden çok şey ödediler ve uzun yıllardır zaten iyi düzeyde olmayan dürüstlük kredisinden daha çok ödeyecekler. Aynı durum, televizyon kanalları izleyicisi için de geçerli. İzleyici yıllardır televizyon kanallarının Afganistan Savaşı, Irak’taki Amerikan işgali, Lübnan ve Gazze’ye yönelik İsrail saldırılarıyla ilgili yayınlarla bağlantılı birçok konudaki tarafgir tutumunu takdir etti. Aynı izleyici şimdi bu kanalların halihazırdaki tarafgir tutumlarını kınıyor, hatta profesyonel olmadıkları ve işlerini dengeli yürütmediklerini belirtiyor. Tarafgirlik, bu kimselerin geleneğinde kendi siyasi arzularıyla örtüştüğü müddetçe sorun değil. Medya organlarından, psikolojik olarak kendilerini rahatlatmalarını istiyorlar.

Arap eleştirmenlerden biri birkaç yıl önce bugün daha da belirginleşen bu noktayı yazmıştı. Arap televizyonlarının, kendi izleyicisinin kanaatlerine uygun yayınlar yaptığını belirtti. Bu da nihayetinde kitleler gibi medya organlarının kamplara ve birçok sorunun çözümünde futbol takımlarına benzer yapılara bölünmesine yol açtı. Nihayetinde tüm kitlelerin ve medyalarının taraf olması birbirini besliyor. Bu durum, birçok gazetecinin ve haber spikerinin kendilerini her konuya eleştirel yaklaşımın korunmasını öngören profesyonellikte çalışmaları gerektiği temelinde tartmamalarına yol açtı. Aksine kendilerini destekleyen kitleleri coşturan siyasi birer direnişçiye dönüştüler. Hatta özellikle Mısır medya organlarında bazıları gazeteci veya spiker değil de kışkırtıcı siyasi bir yıldıza dönüştü adeta. Bu meslekte bilinen usul ve kriterlere göre profesyonel bir gazeteci olarak görevini yapmakta kararlı olmak, evliya olmak gibi bir şey haline geldi. Birilerini süratle coşkuya getirmeye çalışmadıkça ve hatta birilerini ‘bu gazeteci bizimle mi, bize karşı mı’ şeklinde bir tasnifte bulunmayacak derecede rahatlatmadıkça kabul görmemektedirler.  

Bazıları medyanın adil olduğu müddetçe belirli bir tutumun yanında yer almasının eksiklik olmadığını, her şeye aynı mesafede durmanın imkânsız bir spor olduğunu söyleyebilir ve tartışabilir. Öyle olabilir ancak hoşumuza gitmeyen gerçeklerin örtbas edilmemesi veya siyasi tutum ve kanaatlerin arkasında aptalca otomatik şekilde saf tutulmaması şartıyla. Ki bu siyasi tutum ve kanaatlerden ödün verilmiyor ve bir tür kutsallık atfederek yaklaşılamıyor. Akıldan ve mantıktan yoksun ulusalcılık veya sığ ve yüzeysel Arap milliyetçiliği bu kanaatlerden. Halihazırdaki ezici Arap savaşlarının tozunun dinmesi ve kayıp envanteri çıkarmaya başlamamız sonrası en önemli kurbanın gazetecilik olduğunu anlayacağız. *El Kuds El Arabî gazetesinde (4 Eylül 2013) yayımlanan makale kısaltılarak tercüme edilmiştir.

Not: Bu yazı Zaman Gazetesi'nin yorum sayfasında yayınlanmıştır. 

DKM ARŞİVİ