forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır

TAKMA İSİMLE YAZMANIN RACONU VARDIR

Aktif .


tahakivancTAHA KIVANÇ: Hürriyet gazetesinin sahibini, yazarlarını, bütün çalışanlarını tebrik ederim; böyle bir yayın yönetmeni gerçekten her gazeteye lâzım.

Dün, kendisini, gazetesini ve gücünü hayran olunacak bir biçimde anlatıyordu amiral gemisinin kaptanı. Bu tür iç döküşler o düzeyde bir yönetici-yazardan olağanüstü nâdir çıkar. Onun için yazdıkları dikkatle okumaya değer.

Okuyalım: “Gelelim işin asıl önemli yanına. / Hürriyet işte böyle bir gazete. / Zeki, maharetli, kıvrak ve farklı bir yazarı, bir gecede şöhret yapar. / Bir gecede bir sürü kâzib şöhreti sollar, buruşturulmuş kâğıt mendil gibi çöp tenekesine atar. / Öyle burun farkıyla, fotofinişle de değil. / Zekâ farkıyla, açık ara... / Bundan böyle Ahmet Arsan yazacak, öteki, pardon bizim mahalle dedikodusunu yapacak. / Yani keyifli bir yaz başlıyor...”

Övündüğü konu gerçekten de övgüye değer bir konu: Ahmet Arsan takma adıyla İslâmi bir dergide vaktiyle birkaç portre yazmış birini 'transfer etti' Hürriyet; gazetenin 'Pazar' ekinde 'Bizim Mahalle' sayfasında önemli şeyler yazacak 'yeni yazar'. Neler mi? Gazetenin yönetmeni yeni yazarın neler yazacağını şöyle özetlemişti daha önceki bir yazısında: "Gerçekten de İslâmi kesimde neler oluyor, o kesimin moda olan, demode hale gelen şeyleri nelerdir, kimler yükseliyor, kimler gözden düşüyor, neler okuyor, neler dinliyorlar..."

Yeni yazar 'bir gecede bir sürü kâzip şöhreti sollamış, buruşturulmuş kâğıt mendil gibi çöp tenekesine atmış'... Hem de zekâ farkıyla, açık ara...

Şimdi bütün Türkiye 'yeni yazarı' konuşuyor gibi geliyor Hürriyet yönetmenine... Onun bu sonucu çıkardığı yayınlara ben de göz atıyorum, aslında konuyla ilgili kalem oynatanlar 'yeni yazarı' değil, 'eski yazarı' tartışıyorlar. Yani Hürriyet veya Hürriyet'in 'pop sosyolog' diye de bilinen yayın yönetmeni yeni birini şöhret etmiş değil, eski bir şöhreti tartışılır hale getirmiş...

Hayırlı bir iş yaptığı da söylenemez.

Aynı kişiye ikinci bir yazı yazdırmanın ve bunu 'farklı bir yazarın yazısı' diye sunmanın şartları vardır, onu pek göz önünde tutmamışa benziyor Hürriyet, pop sosyolog ve o yazıları yazan eski şöhret...

Müstear isimle yazılan yazılara bayağı tutkusu olduğunu biliyorum Hürriyet yönetmeninin... Yıllar önce, yakınım olan birini gazetesine davet ederken “Esas isminle yazdıklarını değil takma isminle yazdıklarını yazmanı istiyorum” demişti. Aynı teklifi bir dış gezi sırasında uçak dolusu gazeteci milleti arasında da tekrarlayınca, işittiklerine inanamayan Cüneyt Arcayürek, “Ben bunu yazarım” demiş, “Yaz” iznini alınca gazetesindeki köşesinde dillendirmişti...

Bayağı bir zaman oluyor...

Tanıdığım müstear isimli yazarı transfer edemedi, ancak hemen yakınındaki bir başkasına takma isimle yazı yazdırarak eski özlemini karşılayabildi. Gazetesinde onca 'isimli' yazar varken, koskoca yayın yönetmeni, 'takma isimli' yazarıyla övünüyor.

Hem de 'İslâmcı' olduğunun altını özellikle çizerek...

Siz bütün bu olanda korkunç bir gariplik görmüyor musunuz? Hürriyet gazetesi bu: Reklâma ayırsa müthiş paralar kazanacağı sütunları onlarca kişiye 'yazı yazsınlar' diye teslim etmiş; içlerinde dünyanın en saygın eğitim kurumu Harvard Üniversitesi'nden doktoralılar var... O kişiler 'Hürriyet yazarı' olarak etrafta caka satıyorlar... Gazetenin yayın yönetmeni, gazetesinin iftihar çıtasını bayat bilgiler içeren yazılar yazan müstear isme teslim ediyor ve bununla övünüyor...

“Hani senin isteksizliğini, onun da bunu intihar sebebi sayacağını bilmesem” dedi bir dost, “Hürriyet'i senin için hazırladığını düşünürdüm...” Geçenlerde burada yaptığım “Hürriyet'i Yeni Şafaklaştırıyor” tespitimin cevabıydı dostumun bu değinmesi... Öyle ya, 'Bizim Mahalle' başlığıyla verilen -bayat da olsa- bilgiler, Hürriyet okurunun hoşuna gidiyorsa...

Dün Hürriyet'in bir köşesinde benimle ilgili bir değini vardı. İlgisi iki elin parmaklarını geçmeyen sınırlı sayıda insanla (Bülent Arınç, Başbakanın eşi, ben...) sınırlı, hemen her konuyu getirip onlarla bir biçimde ilintileyen yazar, Akşam gazetesinde yayımlanan röportajıma kafasını takmış...

Onun değil de patronunun bilgisi olsun diye buraya yazıyorum: Röportaj talebi hakkımdaki o 'çirkin' ve yanlış değinme Akşam'da çıkmadan önce yapılmış, her hafta başı tekrarlanmış ve röportaj talepte bulunan nazik meslektaşı kırmamak için benim uygun gördüğüm zamanda gerçekleşmiştir.

Yaptığım şey, bir nevi cevap hakkı kullanmak...

Benim 'yakın olmak istediklerimi önce eleştirdiğimi' iddia ediyor yazar, böyle bir iddiaya sürekli kim muhatap, hatırlıyor musunuz?

http://yenisafak.com.tr/

DKM ARŞİVİ