forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır

'ASKERİ VESAYET' GÜNLERİNDE GAZETECİLİK...

Aktif .

fehmi_koruFehmi Koru bugünkü yasısına ilginç iki olayı köşesine taşımış. 28 Şubat günlerinde iki olayı aktaran Koru, askeri vesayet altındaki gazetecilerin nasıl çalıştığını anlatmış...
FEHMİ KORU'NUN YENİ ŞAFAK'TAKİ YAZISI


“Askeri vesayet daha iyidir”

Şimdilerde “Sivil faşizm bu, basını hizaya getirdiler, diktatörlük kuracaklar” yaygarası koparanları izlemek başka türlü bir zevk... Yıllar içinde oluşturduğu ilişkiler ağını 'Bremen Mızıkacıları korosu' gibi kullanan bunların ağababaları, “28 Şubat'ı desteklemiştim, bugün de destekliyorum” demesiyle de ünlü.

Bu durumda bu tiplerin “Evet” dedikleri 28 Şubat dönemine ait bir-iki tanıklık aktaralım da, iki süreç arasında mukayeseye-medar bir benzerlik var mı, kendiniz karar verin.

İlk tanıklık yıllarca Milliyet'i Washington'da temsil etmiş Turan Yavuz'un 'İkinci Vatan' kitabından...

28 Şubat'ı kalıcı bir darbeye dönüştürmek isteyen cunta yönetime doğrudan el koyma hazırlığındadır 1997 Haziran ortalarında... Ankara'da “Darbe yapıldı, yapılacak” heyecanı yaşanmaktadır. Tam o sırada, 14 Haziran'da, Milliyet “Krize ABD mesajı” başlığıyla çıkar. Haberde, ABD dışişleri bakanı Madeline Albright'ın, “Ankara'ya demokratik düzenin dışına çıkılmaması gerektiğini bildirdik” sözleri büyütülmüştür.

ABD Dışişleri Bakanı, kendilerine de ulaşan 'darbe' söylentilerine karşı vermiştir o beyanatı. Turan Yavuz sonrasını kitabında şöyle aktarıyor: “Tüm tepkiler, Madeline Albright tarafından yapılan açıklamaya yönelikti. Askerler tarafından ABD yönetimine yapılan sitemler, 'Bunların (hükümeti oluşturan siyasilerin, FK) darbe yapılamayacağına inanmalarını ve ona göre tavır almalarını sağlıyorsunuz' şeklindeydi.”

Kitaptaki anlatımdan, Turan Yavuz'un, tepkileri bir Amerikalı'dan öğrendiği anlaşılıyor.

Devamını yine kitaptan okuyalım: “Bu haberler ve özellikle Milliyet'te veriliş tarzı Orgeneral Çevik Bir'i bir hayli sinirlendirmişti. Hemen Milliyet gazetesi sahibi Aydın Doğan'ı aradı ve ABD dışişleri bakanının açıklamalarının neden gazetede bu kadar büyütüldüğünü sordu. Aydın Doğan bu gibi durumlarda hep gazeteyi görmediğini, yazı işleri ile konuştuktan sonra sağlıklı bilgi verebileceğini söyler. Bu kez de aynı şeyi yaptı. Çevik Bir'e, 'Ben bir konuşayım, size bilgi veririm' dedi. Bu sözlerin hemen arkasından Çevik Bir, Milliyet gazetesi patronu Aydın Doğan'a şu uyarıyı yapıyordu: 'Şimdi oraya da mı iki general göndermem gerekiyor...' Aydın Doğan donup kalmıştı.” (s. 52-53)

Dönemin etkili ismi Org. Çevik Bir doğrudan gazete patronlarıyla iş tutmaya alışmıştı, muhabir ve yazarlarla ilişkisi emir verme biçimindeydi. Milliyet'ten Taha Akyol, 28 Şubat'ın hayhuylu günlerinde, Org. Çevik Bir'in, Milliyet'in sahibi Aydın Doğan'a, gazeteden kovacağı yazarların listesini verdiğini şu yakınlarda Cihan Haber dergisine açıkladı.

Hürriyet'ten Faruk Bildirici, 'Siluetini Sevdiğimin Türkiyesi' kitabında, Somali'den bir Çevik Bir öyküsü nakleder:

Türk birliğini hedef alan bir havan mermisi nöbetçi kulubesi civarına düşmüş; nöbetçi Mehmetçik hafif yaralanmış, ama patlamanın şokuyla bayılmış... Hürriyet'in o sırada orada bulunan muhabiri Kadir Ercan olayı gazetesine 'olduğu gibi' geçmiş...

Çevik Bir'in habere tepkisini kitaptan okuyalım: “Ertesi gün Bir sinirlendi. 'Çağırın o gazeteciyi' dedi. Ercan, hemen Bir'in huzuruna çıktı. Bir, onu görür görmez bağırmaya başladı: '-Nasıl yazmışsın o haberi öyle?' '-Nasıl yazmışım Paşam?' '-Türk askeri bayıldı demişsin!' '-Bayılmadı mı Paşam?' '-Türk askeri bayılmaz. Türk askeri korkmaz.” Ve ardından haberi nasıl yazacağını bildirmiş: “-Haberi öyle yazacaktın ki, Türk birliğine yapılan saldırı kahraman Mehmetçik tarafından zâyiatsız olarak püskürtülmüştür.”

“Bir dahaki sefere öyle yazarım” sözüne itibar etmeyip “Defoool” diye yanından kovduğu Kadir Ercan'ı ilk uçakla Türkiye'ye postalatmış Çevik Bir... (s. 316-17).

“Daha iyi” dedikleri 'vesayet' bu işte...

http://yenisafak.com.tr/


DKM ARŞİVİ