forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır

MUMCU, DİNK'İN MEZARI BAŞINDA... DİNK'İN ÖLÜSÜ 3 YAŞINDA!..

Aktif .

 UMUR TALU /

Bir haftayı geçmiş. Hrant Dink başını kan yastığından kaldırıp boylu boyunca yattığı kaldırımda doğrulmuş, Metin Göktepe’yi ziyarete gitmişti. Metin’in ölüsü 14 yaşında olmuştu!


Bugün Uğur Mumcu paramparça çantasını toplayacak, kravatını bağlayacak, paltosunu atıverecek üstüne, Hrant’ı ziyaret edecek.
Dink’in ölüsü 3 yaşında olmuş bile!
Ayın 24’ü gelecek.
Dışarıdaki Ağca ile ötekiler, sanki hiç çekmemişler tetiği, Abdi İpekçi Teşvikiye’den yola çıkacak, Mumcu’nun kabrine bir çiçek koyacak.
Elinde bir kâğıt, Mumcu’nun onun için yazdıklarını ona okuyacak:
“Ey hükümet! Uyan artık! Kan kusan çetelerin hakkından gelemiyorsan çekil git. İnsanlık kurbanlık gibi birer birer öldürülüyor ve istihbarat örgütlerin tek satır bile rapor veremiyorsa, bu olaylarda sorumlu sensin.
” Uğur Abi’nin ölüsü 17’lik bir delikanlıdır artık!

Halit Güngen ile Cengiz Altun Güneydoğu’dan yola çıkacak; şubatın ilk günü Abdi Bey’in kabrinde saf tutacak.
Abdi İpekçi’nin ölüsü 31 yaşında olmuştur çoktan!

Güngen ile Altun’un ölüleri 18 yaşında olacak; şubatta bir hafta arayla.
Onları ziyaret edenler arasında Çetin Emeç bulunacak; Batman’da ya da Diyarbakır’da.
Ve İzzet Keser makinesini de sırtlayıp İstanbul’a koşacak, Çetin Bey’in mezarında saygı sunacak.
Çetin Emeç’in ölüsü martta 20 yaşını dolduracak!

İzzet Keser’in ölüsü de şubatın 23’ünde 18’ini bitirecek; haziranda 18 olacak Mecit Akgün gibi.
Onları ziyaret görevi Recai Ünal’a düşecek.
Yanına Ferhat Tepe’yi de alacak belki.
Kutlu Adalı Kıbrıs’tan gelecek.
İkisinin kabrinde sessizce duracak.
Recai Ünal’ın ölüsü de Abdi Bey’den bir yaş küçük, 30’unu bulacak temmuzda; Tepe’nin ölüsü ise daha 17’sini.

Aynı gün, temmuz 8’de iki genç, Yahya Orhan ve Hüseyin Deniz Ada’ya, Adalı’ya gidecek.  Adalı’nın ölüsü de limon ağaçları altında 14’üne gelmiş olacak! Ve aynı ağustos günü ölüleri 18’ini dolduracak o iki genci ziyaret sırası Turan Dursun’a gelecek.  Sonra Dursun da mezarında bir eylül günü Musa Anter’in gelişini bekleyecek sakince.  Dursun’un ölüsü 20 yaşında olmuştur, Anter’inki 18’inde!

Bir bakacağız, eylülün 20’sinde, Anter’in kabrinde de Ahmet Taner Kışlalı, dimdik duruyor.
Ekim gelecek, yaprakları saymaktayız ya...
Biri en sağdan İlhan Darendelioğlu, biri en soldan Ali İhsan Özgür...
Birlikte Kışlalı’ya çiçekler taşımış;
Kışlalı’nın ölüsü 11 yaşında ya!
Darendelioğlu, sağ iken; tabii liseden az büyüğüm Ali İhsan da sağ iken, henüz işkenceye uğramış biçimde bir bagajda bulunmamışken, İlhan Bey ondan 33 yaş daha büyüktü.
Şimdi Darendelioğlu’nun ölüsü kasımda 31 yaşında olacak; Ali İhsan bir yaş daha büyük, 32’sinde!

Böyle işte. Kim büyüktü kim daha gençti, şaşıracaksınız.
Unuttuklarımı hatırlayacaksınız.
Her yıl yeni baştan, her biri bir ötekini ziyaret edecek.
Ve aralarında fısıldaşırken, en çok şuna şaştıklarını belki hiçbiriniz duymayacaksınız:
Katillerimiz, onları azmettirenler nasıl da çoğunlukla kayıp... Ve en acısı, kimi meslektaşımız, yaşıtlarımız, gençlerimiz, kardeşlerimiz, aynı masalarda çalıştıklarımız, aynı
sokaklarda lafladıklarımız bile...
Sanki biz hiç ölmemişiz, hiç olmamışız, hatta hiç doğmamışız gibi, nasıl da ilgisiz, bilgisiz, duyarsız, meraksız...
Ve daha acısı, kimisi, nasıl da saf tutabiliyor bizi öldürten kafaların yanında; nasıl da kuyruk olabiliyor arkalarında!

http://www.haberturk.com/


DKM ARŞİVİ