forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır

SAHİ TÜRKİYE'NİN EKSENİ NERESİYDİ KUZUM!

Aktif .

eksen_kaymasiAbdullah Muradoğlu: Merkez medya, "derin iktidar"a eklemlenerek asalakça bir ilişki içerisine girmiştir. Çevre'yi değil, Merkezi yansıtmayı görev bilmiştir kendisine. El değiştirebilir ama temsil ettiği şey aşağı yukarı aynı kalır.



ABDULLAH MURADOĞLU'NUN YENİ ŞAFAK'TA YAYINLANAN YAZISI

Sahi Türkiye'nin ekseni neresiydi kuzum!
http://yenisafak.com.tr/

Samir Amin ilgiyle izlediğim Mısırlı bir "Marksist" iktisatçı.. Kapitalizmin "Merkez" ülkeleriyle "Çevre" ülkeleri arasındaki ekonomik çelişkiyi açıklamaya çalışmıştır.

"Uluslararası kapitalist sisteme bağlı oldukları halde Merkez ülkeler zenginleşirken, Çevre ülkeler neden fakir kalıyor" diye sorarak başlamıştır işe.

Kapitalizm'in yürümesi için birikime ihtiyacı vardır ve bu birikim "sömürü" yoluyla elde edilebilir ancak.

Dolayısıyla kapitalizmin Merkez ülkeleri, Çevre ülkelerle sadece sömürü ilişkisi kurabilir.

Şu cümle de Amin'e aittir:

"Gelişmiş merkez ülkeler, çevre ülkelerin gelecekteki halini yansıtmazlar; ama çevre bir bütün olarak dünya sistemiyle ilişkisinin dışında anlaşılamaz."

Kabaca özetlediğim Amin'in tezi budur.

 

* * *

Bu analiz uluslararası sistemin merkez siyasi aktörleriyle çevre siyasi aktörleri arasındaki ilişkiler için de geçerlidir.

Altı zayıf, üstü şişman bir çarpık şekil belirir gözlerimizin önünde..

Bir tarafta "Ağalar", bir tarafta "Irgatlar"..

Hem "ekonomik", hem" siyasi güç" açısından da geçerlidir bu.

Dünya sisteminde yaşanan kriz de bu çarpık ilişkinin bu haliyle devam etmesinin artık mümkün olamamasıyla ilgili.

Alttan yukarıya kan gitmiyor çünkü..

Samir Amin'in tezini ülkemizdeki "eksen kayması" tartışmasıyla da ilişkilendirebiliriz.

Bizde de kimi sosyologlar, Türkiye toplumu analizlerinde "merkez-çevre" ayrışmasına vurgu yapmışlardır.

Bu analizi, " devlet-toplum" ilişkisine de şamil kılanlar da olmuştur.

Çevre'nin Merkeze doğru yayılması her zaman bir sorun olarak görülmüştür bu yüzden.

Kimi partilerin "derin merkez iktidarı" tarafından ötelenmek istenmesi bu analizi doğru kılıyor.

Derin iktidara göre Değişim, Merkeze değil, Çevreye dayatılmalıdır.

Oysa değişim, tek kanatla uçan bir kuş değildir.

 

* * *

"Merkez partiler" ve "merkez medya" tartışmaları da bir başka saçmalığın ürünüdürler..

Merkez medya, "derin iktidar"a eklemlenerek asalakça bir ilişki içerisine girmiştir.

Çevre'yi değil, Merkezi yansıtmayı görev bilmiştir kendisine.

El değiştirebilir ama temsil ettiği şey aşağı yukarı aynı kalır.

Merkez medyanın köşe yazarlarının temsil ettiği yaşam tarzları da Merkezci yaşam tarzlarının aynasıdır..

Bunu dizilerde de görebilirsiniz, Çevre'nin değerleri ve yaşam tarzları ötelenmiştir.

Olağanüstü seküler bir yaşam angaje edilir..

Sanki Çevre(toplumun büyük kesimi) diye bir şey yoktur.

Gerçi şefkate layıktır bu Çevre ama gözden ırak olsun isterler yine de..

Mesela "Hürriyet"te başörtülü yazar veya muhabir yoktur da "Sabah"ta var mıdır?

Türkiye'nin AB tarafından oyalanıp durması da benzer bir analize götürmüyor mu bizi?

Bu durumda " Türkiye'nin ekseni kayıyor" demenin alemi var mı?

Türkiye'nin ekseni neresiydi ki zaten?

Ve siz o eksenin o çarpık çizgisinde saplanıp kalmayı bir erdem olarak mı görüyorsunuz?

Helal olsun size, ne diyeyim!

DKM ARŞİVİNİ GOOGLE'DA ARAYIN

DKM'NİN 1998-2001 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2001-2003 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2003-2009 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN