forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır

ORTAY EKŞİ VE ÖNDER SAV OLAYININ ORTAK YÖNÜ: HÜRRİYET VE CHP DEVLETÇİ SAFRALARINI ATMAYA ÇALIŞIYOR

Aktif .

etyen_mahcupyanETYEN MAHÇUPYAN: ... oyunun merkezindeki Hürriyet'te kamuoyunu ikna eden bir 'değişimi' gerektiriyordu. Nitekim yayın yönetmeni değişti, AKP karşıtlığının militanlığını yapan iki yazarı gönderildi ve sonunda da başyazardan kurtulundu. CHP'lileşen Hürriyet, aynen CHP'nin Önder Sav ve ekibini arkada bırakmasına paralel bir biçimde, devletçi safralarını atmaya çalışıyor.

ETYEN MAHÇUPYAN'IN ZAMAN'DA YAYINLANAN YAZISI

Çağdaş medyanın tıkandığı noktada...

Herhalde siyasi tarihimize ilişkin en ironik gözlemlerden biri, darbeciliğin giderek 'sivil toplumcu' bir yön alması olmuştur. 1960 darbesi tümüyle askerin kendi iç operasyonuydu.

Sivil alandaki bazı insanlar olacakları önceden bilseler de askerin dışarıdan kurumsal desteğe ihtiyacı yoktu. Siviller darbe sonrasını meşrulaştırmak için gerekliydi ve nitekim yargı, üniversiteler ve medya bu amaçla kullanıldı. Ancak Ergenekon dönemine geldiğimizde işler artık eskisi kadar kolay değildi. Darbe birçok alanda çok yönlü ve çok katmanlı ilişkiler kurmayı gerektiriyordu. Bu ihtiyaç esas olarak medyayı önemli kıldı, çünkü kendi inisiyatifiyle aktörleşme imkânı olan ve gündemi doğrudan etkileyen tek güç oydu. Dolayısıyla sürekli darbe tehdidi altında olan bir Türkiye'nin, 'merkez' medyanın çok işine geleceği tespitini yapmak hiç de zor değil. Nitekim 28 Şubat'la birlikte bu medya kendisini bir anda siyaseten sınıf atlamış gibi hissetti. Toplumun ve gündemin kalbini sanki avuçlarında tutuyorlardı ve bunun anlamı, siyasetin artık 'merkez' medyanın istediği yönde gideceği veya en azından bu medyanın onaylamadığı siyasetlerin meşruiyet kazanamayacağıydı.

Ne var ki devlete bakarak toplumu anlamaya çalışan bu anlayışı bir sürpriz bekliyordu: Türkiye'nin muhafazakâr dünyasında 1990'ların ortasından itibaren belirginleşen ve derinleşen değişim, nihayet demokrasiyi kendi çıkarına olarak algılamaya başlamıştı. Dahası dindarların özgüveninin artması ve Müslümanlığın küresel bir kimlik haline dönüşmesi, bu kesimin devletin pompaladığı milliyetçiliğe olan gereksinimini de azaltmıştı. Buna küreselleşmenin yol açtığı yeni kentleşme ve burjuvalaşma eğilimi de eklenince ortaya evrensel değerlerin sahipliğine soyunan bir AKP çıktı. Bu partinin söz konusu değerleri hakkıyla özümsediğini ve gereğini yaptığını iddia etmek mümkün olmasa da, mesele AKP'nin yetersizliği değil, karşısındaki devletçi koalisyonun arkaikliğiydi. Nitekim AKP bugün halen 'ötekilerin' pespayeliğinin siyasi karşılığını almaya devam ediyor...

Dolayısıyla, 2002 sonrası AKP'nin demokrasi içinde alaşağı edilmesinin ne denli zor olduğunun bilinciyle, darbenin ancak medya desteği sayesinde gerçekleşebileceği tespitinin birleştiği bir dönem oldu. Öte yandan medya, kendi içinde çeşitleniyor ve 'merkezi' daraltıyordu... Böylece o merkez neredeyse tek başına Hürriyet gazetesine dönüştü. Geçen 8 yıl, Hürriyet'in çağdaşlığın bayraktarlığına soyunduğu, AKP karşıtlığını somutlaştırdığı, bu pozisyonu kendi içinde katılaştırdığı, bu uğurda açıkça manipülasyonlar yaptığı bir dönem oldu. Böylece Hürriyet aktörleşti ve bir anlamda CHP'lileşti... AKP ile Doğan Grubu arasındaki mücadele, bu nedenle bir 'basın özgürlüğü' meselesi değil, doğrudan iktidar savaşıdır.

Ancak Ergenekon girişimi beklenmedik bir biçimde Ergenekon davasına dönüşünce, askerin kolu kanadı kesiliverdi. Referanduma giden süreç ve yüzde 58 ise yargı ile diğer devlet eksenli kurumların darbeyi teşvik eden işlevlerini budadı. Bu durum Doğan Grubu'nun tepesindeki bulutların giderek karardığını ima ediyordu. Nitekim bugün Meclis'in gündemindeki vergi affı ve neredeyse tüm gazete ve televizyon kanallarının satışa çıkarılması, Doğan Grubu'nun diz çöktüğünü gösteriyor.

Doğan Grubu, bilerek ve isteyerek bir oyunun parçası oldu, bütün gücüyle o oyunu oynadı ve kaybetti... Bu noktadan çıkış, oyunun merkezindeki Hürriyet'te kamuoyunu ikna eden bir 'değişimi' gerektiriyordu. Nitekim yayın yönetmeni değişti, AKP karşıtlığının militanlığını yapan iki yazarı gönderildi ve sonunda da başyazardan kurtulundu. CHP'lileşen Hürriyet, aynen CHP'nin Önder Sav ve ekibini arkada bırakmasına paralel bir biçimde, devletçi safralarını atmaya çalışıyor.

Soru, bu değişimin yönü ve içeriğinin ne olacağıdır. Yanıt ise iyi niyetli bir temenni cümlesinden fazlasını hak ediyor. Yeniden topluma, Kılıçdaroğlu deneyine ve referanduma dönmemizi gerektiriyor. Çünkü ortada bir 'proje' var ve bu proje örneğin 'yeni Radikal'i de daha iyi anlamamızı sağlıyor.

http://www.zaman.com.tr

DKM ARŞİVİ