forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır

2010, GELENEKSEL MEDYANIN SEMBOLİK ÖLÜM YILI!

Aktif .

alper_gormus280Alper Görmüş, Yeni Aktüel dergisinin son sayısında medyadaki değişimi ve dönüşümü ele almış. 2010’u ‘Geleneksel medyanın ölüm yılı ilan eden Görmüş Wikileaks, Twitter ve sosyal medyanın geleneksel medyayı bitirme noktasına getirdiğini savunmuş...


ALPER GÖRMÜŞ'ÜN YENİ AKTÜEL'DE YAYINLANAN YAZISI

GELENEKSEL MEDYANIN SEMBOLİK ÖLÜM YILI

İnternetle birlikte, pasif okurluğun yerini aktif, katılımcı yeni bir okur tipi almaya başlamıştı. Sosyal medya ağları sayesinde giderek yükselen bu eğilim, WikiLeaks'le birlikte doruğuna ulaştı. Artık sıradan bir okur, elde ettiği bilgileri sızdırarak en etkili gazeteci konumuna yükselebiliyor.

Tarihsel süreçlerin ölüm yılları, aslında "beyin ölümü" gerçekleşmiş bir tarihsel formasyonun "fişinin çekildiği" andan başka bir şeye işaret etmez. Berlin Duvarı'nın yıkıldığı 1989'u Soğuk Savaş'ın sona erdiği yıl olarak kabul ediyoruz ama hepimiz biliyoruz ki Soğuk Savaş ondan yıllar önce dünyayı terk etmeye başlamıştı.

Bana öyle geliyor ki, ileride medyanın tarihi yazıldığında, 20l0, geleneksel medyanın ve "pasif okurluğun" ölüm yılı olarak kabul edilecek.

Hiç kuşkusuz, gazetecilerin ürettiği haber ve yorumlarla yetinmek istemeyen, içinde yaşadığı dünyanın şekillenmesinde kendisinin de rolü olmasını arzulayan birilerinin varlığı, dünyada ilk gazetenin yayımlandığı yıllara kadar geri götürülebilir. Fakat uygun araçlar yoksa, arzular mecburen ertelenir. Pasif okurlukla yetinmeyen bu öncü insanlar, internetle birlikte ihtiyaç duydukları araca kavuştular ve o andan itibaren de medya okurluğundan medya okur-yazarlığına doğru ilerlemeye başladılar.

Twitter

Sosyal medya ağlarının devreye girmesine kadar, bu ilerleyiş gazetecilerin ve yorumcuların ürettiği malzemeyi yorumlamakla sınırlı kaldı. Bu ağlar aktif olarak kullanılmaya başladıktan sonra ise geleneksel medyanın ürettiğinden bağımsız, yeni üretim merkezleri oluşmaya başladı.

Twitter, sosyal medyanın etkisini olağanüstü ölçülerde artırdı. Bu yeni mecranın nasıl bir hızla yayıldığını gösterebilmek için, bir buçuk yıl önce Geçmiş Günler Geçmemiş Gündemler'de Twitter'la ilgili olarak kaleme aldığım şu satırları dikkatinize sunacağım: "Ayıp mı bilmiyorum, ben, internet üzerinden iletişimin en kısa ve en acısız yöntemi olan twitter'ı yeni öğrendim. Ekşi Sözlük'e girip de 'twitter' başlığına ilk entry'nin 2007 Mart'ında girildiğini görünce, en azından o tarihten beri bilinen bir teknolojinin adını bile duymamış olmak üzerine derin düşüncelere daldım. Neyse ki teselli bilgileri peş peşe geldi... İlk teselli kaynağım, can sıkıntımın da kaynağı olan Ekşi Sözlük’tü. Dikkatli bakınca, toplam 150 kadar entry'nin yüzde 80'inin bu yıl girildiği görülüyordu; yani teknoloji delileri de işe yeni uyanmışlardı. Yine Ekşi Sözlük'ten 'Hassan'ın yazdığı metin, aslında Amerikalıların da yeni yeni Twitter’cı olduğunu hatırlatmak suretiyle bana ikinci bir teselli kaynağı oldu. (...) Time demişken, o da işte anca bu yıl kapak yapmış Twitter'ı; al sana başka bir teselli kaynağı.
Eh, artık güvenle sizlerin de en az bir bölümünüzün Twitter'ı ilk kez benden duyacağınızı varsayabilirim." Böyle yazmış ve size Twitter'ı anlatmışım...

Bir de bugüne bakın...

Bütün siyasi liderlerin Tvvitter'da hesabı var artık. Geçenlerde televizyonda, Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu mecraya harcadığı zamanı şaşkınlıkla muhatabına anlatan bir yorumcuyu dinliyordum. Karşısındaki "Niye şaşırıyorsun" diye cevap verdi, "oraya yazdığı anda on binlerce insan okuyor." Düşündüm, ikinci yorumcuya hak verdim.

WikiLeaks

2010'da geleneksel medya için çalan çanlardan birinin adı da WikiLeaks idi... Yıllar önce bir köşe yazarının, internetle demokrasi arasında doğrudan bir ilişki kurduğu yazısını okumuştum. Yazı, bir varsayıma dayanıyordu: Sıradan bir insan teknolojinin gücünü kullanarak bir devletin sırlarına ulaşacak ve bir tuşa basarak bunları kamunun bilgisi hâline getirecek! Köşe yazarının varsayımı aynen böyleydi... Ve gördük: 2010'da ABD ordusunda görev yapan 22 yaşındaki bir asker bu işi yaptı, siyasi olarak kendisini "anarşist" olarak adlandıran bir başkası da bunları yaydı.

Aslında WikiLeaks, geleneksel medyaya görevini hatırlatıyor ve ne yaparsa ayakta kalabileceği konusunda ipuçları sağlıyor. Fakat geleneksel medyanın örgütlenme biçimini akla getirdiğimizde, "sır ifşa etme" görevini hiçbir zaman hakkıyla yerine getiremeyeceğini ve bu tür habercilikten giderek uzaklaşmak zorunda kalacağını düşünebiliriz.
Belki de geleneksel medya, kurtuluşu "akut" habercilikten uzaklaşmakta ve hayatın her alanına daha fazla nüfuz eden ayrıntılı hikâyelendirmelerde bulacak.

Fakat selameti nerede bulursa bulsun, geleneksel medyanın bildiğimiz hâlinden başka bir hâle evrileceği açık... 2010'daki gelişmeler bize bunu söylüyor.

DKM ARŞİVİNİ GOOGLE'DA ARAYIN

DKM'NİN 1998-2001 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2001-2003 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2003-2009 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN