forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır

MEDYA İLİŞKİLERİNİ SIFIRLAYACAK ASLAN TERBİYECİSİ GEREK

Aktif .

kukla_yenimedyaMAX HASTINGS - Financial Times /

Britanya tarihinde her başbakan medyayla kendine özgü ilişkiler kurdu. Şimdiki Başbakan David Cameron'ın ilişkileriyse arapsaçından farksız.

Britanya Başbakanı David Cameron, başbakanlığın yeni iletişim şefini seçerken âdeta işe yeni aslan terbiyecisi alan bir sirk sahibi misali düşünüp taşınacak. Zira Cameron’ın medyayla ilişkileri arapsaçından farksız ve her şeye sıfırdan başlayacak, sağlam sinirlere ve beceriye sahip biri lazım.

Ünlü İngiliz gazetesi News of the World’ün eski yayın yönetmeni Andy Coulson’un istifası, Cameron’ın tartışmalı bir ismi atamak yönündeki kötü kararının teyidi gibi algılandı. Bu arada News International’ın bir köşeyazarı, geçen haftasonu yayımlanan yazısında medyanın geri kalanının Coulson’a ve önceki işvereni Rupert Murdoch’a yaklaşımını kıskançlığın belirlediğini öne sürdü. Bu doğru, fakat Coulson aleyhindeki iddiaların ciddiyetini ortadan kaldırmıyor. Diğer gazeteler ve yayın grupları, Muhafazakârların News International’la özel bir ilişkisi olduğuna inanıyor. Başbakanın Noel’de şirketin yöneticisi Rebekah Brooks’a şenlikli bir ziyarette bulunmak yönündeki tuhaf kararı, bu paranoyaları daha da artırdı.

Hükümet, Murdoch’un hâlâ yüzde 39’unu elinde tuttuğu British Sky Broadcasting’in tamamına sahip olma arzusunu gerçekleştirmesine izin vermek konusunda hangi kararı alırsa alsın, sorun yaşayacaktır. Murdoch küresel gücünü daha da arttırdığı takdirde rakipleri küplere binecek; fakat isteği reddedilirse de bundan hiç memnun kalmayacak. 

Major medyadan yakınırdı

Cameron ve mesaidaşları akılcı olanın, BBC’den sonra en büyük pazar payına sahip olan Britanyalı medya grubuyla yakın ilişki kurmak olduğu kanaatinde. Fakat Murdoch’a bağlı kuruluşlar, tartışmanın odağı haline geldiklerinde (sözgelimi News of the World’deki telefon dinleme skandalı ve Sky’ın geleceğine dair tartışma), kendilerini suçlamalar karşısında savunmasız bırakıyor.
Bir başbakan için medya patronları, yayın yönetmenleri ve gazetecilerle ilişkilerde tek akılcı tutum, açık bir adalet sergilemekte. Cameron’ın özel bağlantıları olabilir ve olmalıdır da, fakat dostluk imkânsız; zira kıskançlık çok yaygın ve başbakanla diğerlerinin çıkarları aynı değil.
Eski Britanya Başbakanı John Major’ın liderliği sırasında Daily Telegraph’ın yayın yönetmenliğini yapıyordum. Başbakanlık konutundaki bir sohbette Major, gazetelerin kendisine destek vermemesinden yakındı. Ben de şunu dedim: “Sayın başbakan, nasıl hissettiğinizi anlıyorum, arenada vahşi hayvanlarla tek başınıza dövüşür gibisiniz; aşağıya inip size yardım etmemizi istiyorsunuz. Fakat sizin iyiliğinizi istiyor olsak bile, bu bizim işimiz değil.” 

Blair’in medyayla balayı

Siyasetçiler yönetir, medya yorumlar. Ülkenin liderlerini yerin dibine batırmak veya göklere çıkarmak, medya için doğru bir tutum değil. Bakanlarla gazeteciler arasındaki özel ilişkiler, hükümetlerin ne yapmaya çalıştığını anlamak açısından her iki taraf için de vazgeçilmez. Fakat siyaset haberlerinin ele alınmasında duygular nadiren rol oynar; medya kuruluşlarının davranışını belirleyen, gazetecilik içgüdüsü ve ticari çıkarlardır. Cameron başarılı olduğunu kanıtlarsa, medyadan destek alacaktır. Başarısız olursa da, patronları ve yayın yönetmenlerini sayfiye evinde istediği kadar ağırlasın, o desteği alamayacaktır.

Winston Churchill’in çeşitli gazete patronlarıyla yakın ilişkileri vardı, fakat bu, İkinci Dünya Savaşı’nın en civcivli zamanlarında bile gazetelerin elinden çok çekmesine engel olmadı. Sözgelimi Beaverbrook’un gazeteleri, sahipleri hükümetteyken ve başbakan Amerikalıları böyle bir çılgınlıktan caydırmaya çabalarken bile, Fransa’da erken bir ‘ikinci cephe’ açılması için kampanya yürütmüştü.

Daha yakın dönemde Cameron’ın selefi Tony Blair farklı bir yol seçip, gazetelere kabadayılık taslamaya ve kur yapmaya çalıştı. Başbakanlığa davet edildiğim bir gün, Blair’in ekibinden bir kadının öpmem için yanağını uzatması karşısında çok şaşırmış, görmemiş gibi yapmıştım. Blair’in ‘büyük çadırında’ beni nasıl sıcak karşılamaya çalıştıklarını, ama bunun bana kendimi görev çağrısına icabet eden bir editör gibi hissettirdiğini de unutamam.

Popüler efsane, Blair’in becerikli halkla ilişkileri sayesinde medyayla uzun bir balayı yaşadığı yönünde. Bense basınla arasının iyi olmasını, ülkenin kendisini iyi hissetmesini sağlayan hızlı bir ekonomik büyüme döneminde başbakanlık yapmasına bağlıyorum. Bilhassa 2003 Irak savaşından kaynaklı sorunlar ortaya çıkar çıkmaz, o da en az diğer başbakanlar kadar eleştiriye ve saldırıya maruz kaldı. Bir hükümetin iyi yönettiği düşünülüyorsa, medya manipülasyonu işe yarayabilir; göstergeler aksi yöndeyse böyle bir yanılsamayı uzun süre devam ettirmek imkânsız. 

Murdoch’ın soğukkanlılığı

Başbakanlık iletişim şefinin en önemli fonksiyonu, bir hâkimiyet, otorite ve yeterlilik izlenimi yaratmaktır: gazeteciler, beceriksizlik ve zayıflık işaretlerine karşı son derece hassastır. Major’ın başbakanlığı dibe battıkça, yayın yönetmenlerine ve medya patronlarına kapalı kapılar ardında yağıp gürlediği saatler artmış ve bu tutum ters tepmişti. Bir keresinde emektar gazeteci ve eski siyasetçi Bill Deedes’e önceki akşam Major’la 90 dakika geçirdiğimi söylemiştim. “Çok uzun,” demişti bilge bir edayla. “Hiçbir başbakan bir gazeteciyle 45 dakikadan fazla zaman geçirmemelidir.”

Cameron’ın yeni aslan terbiyecisinin başbakanlıkla medya arasındaki ilişkiyi yeniden dengelemesi gerekecek. News International’ın gücü tartışılmaz, fakat Murdoch daima ticari çıkarlarını soğukkanlılıkla gözeterek davranacaktır ve bunu da başbakanın kara kaşı kara gözü için yapmayacaktır. (Financial Times editörü, 23 Ocak 2011)

http://www.radikal.com.tr/

DKM ARŞİVİNİ GOOGLE'DA ARAYIN

DKM'NİN 1998-2001 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2001-2003 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2003-2009 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN