forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır

MEHMET BARANSU CÜNEYT ÜLSEVER POLEMİĞİ DEVAM EDİYOR...

Aktif .

mehmetbaransu_mosyo_300Taraf gazetesi yazarı Mehmet Baransu, Hürriyet yazarı Cüneyt Ülsever'in "Hacı" isimli romanıyla ilgili yeni iddialar ortaya attı. Baransu, Cüneyt Ülsever'e hitaben, "Sayın Ülsever, bırakın bana gelen belge ve bilgileri ben size gelen belgelerin bile önünü arkasını biliyorum. Bu konuda müsterih olun" diye yazmış...


Mehmet Baransu MÖSYÖ adlı kitabında, Hacı'daki ana karakterin gerçekten var olduğunu ileri sürerken, bu kişinin Hanefi Avcı tarafından izlettirildiğini, elde edilen bilgilerle de Cüneyt Ülsever'e HACI romanının yazdırıldığını iddia ediyordu.

Cüneyt Ülsever, Baransu'nun kitabındaki bu iddialarına Hürriyet'teki köşesinden cevap vermiş ve Baransu'ya sert eleştiriler yöneltmişti.

Mehmet Baransu ise geçtiğimiz hafta Pazartesi günü Cüneyt Ülsever'le ilgili yeni iddialar ortaya attı. Ülsever ise 2 Şubat tarihli yazısında "Mehmet Baransu iddianı ispatla mükellefsin" diye çağrı yapmıştı.

İşte Cüneyt Ülsever'in bu yazısına Mehmet Baransu'dan yanıt geldi.

İspat mı istemiştin

Geçen hafta yazdığım Hürriyet gazetesi yazarı Cüneyt Ülsever'in Hacı romanıyla ilgili yazı kamuoyunda geniş yankı buldu. Yazar iddialarıma önce köşesinden, ardından da çıktığı bir televizyon programından cevap verdi. Daha önce "Hacı romanı hayal dünyamın ürünü" diyen Ülsever, yazımdan sonra bu kez de "dönem romanında gördüklerimi, duyduklarımı kullandım, ne var bunda" demeye başladı. Hürriyet yazarı "Mehmet Baransu iddialarını ispatla mükellefsin" diyerek zaten bir ispat yazısı olan yazımı ısrarla görmezden geldi. Bu yazımda Ülsever'in gayet iyi bildiği hikâyenin bir bölümünü daha aktaracağım. Ülsever hem yazısında hem televizyon programında yine iftira ve hakaretlere başvurmasına rağmen, ben gerçeklerden, yaşanmışlardan hareketle kendisine cevap vereceğim.

Ülsever'in Hacı romanında yer alan bilgilerin arkasındaki isim komiser E'ydi. (Soy ismini Ülsever çok iyi biliyor.) Komiser E, Çevik Bir'in yanı sıra ABD'yle yakın ilişkiler içersinde bulunan aynı zamanda da silah ticaretiyle uğraşan Aydan Kozluca'yı, namı diğer Aydan Kodaloğlu'nu takip ettiren kişiydi. Geçen haftaki yazımı okuyanlar bilir, hizmetçisi vasıtasıyla Kodaloğlu'nun bilgisayarındaki tüm bilgileri alan emniyetçi E, bu bilgileri bir dosya haline getirmişti. Komiser E, sonrasında dosyayı Emniyet Genel Müdürlüğü istihbarat Daire Başkanlığı'na gönderdi. Ancak Emniyet istihbarat konuyla ilgili hiçbir işlem yapmadı. Çünkü; Aydan Kodaloğlu silah ticaretinin yanı sıra uluslararası birtakım faaliyetler yürütüyordu ve bu Emniyet'in değil, Milli İstihbarat Teşkilâtı'nın görev sahasına giriyordu.

Hakkında hiçbir işlem yapılmayan dosya istihbarat Daire Başkanlığı arşivine kaldırıldı. Ancak dosya bir müddet sonra arşivden alındı. Daha doğrusu çalındı. Devlet arşivinden, özel bir ismin arşivine transfer oldu.

Arşivdeki dosyada Hacı romanına temel teşkil eden bilgilerin yanı sıra Aydan Kodaloğlu'nun Abdullah Öcalan'ın avukatı Selim Okçuoğlu ile akraba olduğunu gösteren belge ve bilgiler de bulunuyordu. Kürt Yahudisi olduğunu söyleyen Kodaloğlu'nun konuşmaları da bu dosyada yer almıştı.

Dosyada çok büyük emeği olan komiser E. tanıştığı gazeteci Cüneyt Ülsever'e bu bilgileri verdi. Hatta komiser bu dosyayı Ülsever'e vermek için Ankara'dan İstanbul’a bizzat kendisi geldi. Dosyayı verirken, Ülsever'den isteği, Kodaloğlu'nun yaptığı yazışmaların içeriğini değiştirmeden kitapta kullanmasıydı. Bu sayede kadına "hakkında her şeyi biliyoruz" açık mesajı verilecekti. Yazışmaların içeriği değiştirilmeden romanda kullanıldı. Kodaloğlu özel bilgilerini, yazışmalarını bir 'romanda' görünce şoke oldu.

Ülsever ile Emniyetçi E'nin ilişkisi bu olay sonrasında da uzun yıllar devam etti. Komiser E, Ülsever'in başka kitaplarına da konu oldu. İkili o dönem Taksim The Marmara Oteli ve Ülsever'in evinde buluşuyorlardı. Hatta Ülseverler'in Edirne Enez Saros Körfezi'ndeki yazlığında komiser E, eşi Ş, misafir de olmuştu.

Ülsever sana gelen belgenin önü-arkası

Cüneyt Ülsever, katıldığı televizyon programında Hanefi Avcı'nın kendisine herhangi bir belge vermediğini de söyledi. En iyisi Jandarma belgesinin kendisine nasıl ulaştırıldığının hikâyesini baştan yazayım da Ülsever, Avcı'nın bu belgenin önünü arkasını öğrenmiş olsun.

Cüneyt Ülsever'in yayımladığı belge, ilk başta askerler tarafından İzmir'de bir gazeteciye verildi. Gazeteciden istenen bu belgenin deşifre edilmesiydi. Gazeteci, Ankara'yı, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı'nda çalışan bir tanıdığını aradı. Elindeki belgenin acil olarak kendilerine ulaşması gerektiğini söyledi. Güvenli bir faks numarası vermelerini istedi. Belge başka bir güvenli fakstan bu numaraya gönderilecekti.

Bu bilgi üzerine KOM tarafından, gazeteciye İzmir’de temas kurmasını istedikleri birisinin numarası verildi. Gazeteci ile KOM'un ilişki kurmasını istediği kişi Buca'da buluştu. Nihayetinde belge, İzmir'den Ankara'ya fakslandı. Komiser E, Avcı'nın da emriyle belgeyi vakit geçirmeden İstanbul'a, Cüneyt Ülsever'e ulaştırdı. Ülsever de bunu gazetesinde olduğu gibi yayımladı.

Haberin Ülsever tarafından yayımlanması üzerine Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde soruşturma açıldı, İzmir’de o dönemde görev yapan subaylar sorguya çekildi. Hatta belgelerin fotokopisi bir kırtasiyede çekilmişti. O kırtasiyeyi bulundu ama belgeyi dışarı çıkaran isme ulaşılamadı.

Sanırım bu bilgiler Ülsever için yeterince aydınlatıcı. Kendisine gelen belgeyi kimin gönderdiğinden bile haberi olmayan birisinin bugün bana "Sen kendi eline geçen her 'belge'yi ardına önüne bakmadan yayımlıyorsun" demesi de ayrıca komik. Sayın Ülsever, bırakın bana gelen belge ve bilgileri ben size gelen belgelerin bile önünü arkasını biliyorum. Bu konuda müsterih olun.

Romanımdaki her şey kurgu diyorsunuz. Peki, telefonda bahsettiğiniz o olay niye gerçekleşti? ABD'de, deli bir kadın dediğiniz ama aslında Aydan Kodaloğlu'dan başkası olmayan kişi neden karşınıza çıktı? Bu kadın size neden "Sen ne hakla benimle ilgili roman yazarsın" dedi. Romanda Kodaloğlu'nu kızdıran gerçek yazışmalar hangileriydi?

http://taraf.com.tr/

 

DKM ARŞİVİ