forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır

SONER YALÇIN'IN HAKLARI...

Aktif .

oral_calislar_300ORAL ÇALIŞLAR - RADİKAL

Soner Yalçın’ın Odatv’sinin ve yakın çevresinin en çok hedef aldığı kişilerden biriyim. Benden uzak olsunlar. Odatv hakkında daha fazla bir şey söylemek istemiyorum.

Soner Yalçın hakkında ne gibi iddiaların olduğunu henüz bilmiyoruz. Evi, işyeri neden arandı, onu da bilmiyoruz.

Bildiğimiz bir şey var: Darbe ve müdahale hevesleri uğruna binlerce insanın canına kıyıldı. Çatışmalar kışkırtıldı, toplu katliamlar yapıldı. Birçok planın da uygulamaya konulmadan önlendiği görülüyor. Devlet hiçbir açıdan masum değil. Birçok aydın ve gazeteci de masum değil.
19 Aralık 2000’de 20 cezaevine aynı anda yapılan vahşi ‘operasyon’u hatırlar mısınız? 28 tutuklu ve mahkûm jandarma kurşunlarıyla, zehirli gazlarla ve yanıcı maddelerle öldürüldü. Yüzlercesi sakat kaldı.

Medya masum değil. Gazeteler ve televizyonlar, devletçi, milliyetçi, baskıcı rejimi, insanlık dışı uygulamaları savundular. Ezilenlerin sesini duymak yerine, ezenlerin sesi olmayı tercih ettiler. Güneydoğu yanıp kavrulurken, Ahmet Kaya linç edilirken, Hrant Dink hedef gösterilirken, asker muhtıralar yayımlarken, partiler kapatılırken, cezaevlerinde vahşi operasyonlar yapılırken medyanın yaptıklarını unutmuş değiliz. Siyasi iktidarların yıkılmasını isteyen bazı gazetecilerin darbecilerle olan ‘köklü işbirliği’ni unutmuş değiliz.

Yargı masum değil. Bu ülkede yasalar, kötü niyetli şekilde ve demokratikleşmenin engellenmesi amacıyla yorumlandı. Faili meçhullere göz yumuldu, suçlu devlet görevlileri ‘devleti korumak’ adına korundu, kollandı. Evladını, yakınını kaybetmiş insanların çağrılarına sistematik olarak kulak tıkandı. 

Yargı yoluna devam edecek

AK Parti’nin demokratikleşmeye zarar veren birçok yaklaşımını dile getirmeyi sürdürüyorum. Kürtçeye yönelik yasakçı tutumlarını, KCK davasına yaklaşımlarını, Kıbrıslı Türklere yönelik onur kırıcı açıklamaları, ‘ucube’ gibi çıkışları, Ermenistan’la ilişkilerin askıya alınmasını onaylamıyorum. Zaman zaman gündemi meşgul eden ‘muhafazakâr toplum mühendisliği’ girişimlerini de tasvip etmiyorum. Tayyip Erdoğan’ın (bir süre daha elde etmeye devam edeceğini tahmin ettiğimiz seçim başarıları nedeniyle bile olsa) giderek ‘tek adam’a dönüşmesini de onaylamak bana göre mümkün değil...
Olumlu bulduklarımı da yazıyorum... Askerin siyasete müdahalesinin engellenmesi konusunda yapılanları, yargıdaki değişiklikleri, devlet içindeki çeteleşmeyi tasfiye etmelerini ‘hukuk devleti’ ve normalleşme açısından doğru buluyorum. HSYK üyelerinin büyük çoğunluğunun yargıçların ve savcıların oylarıyla seçilmesi önemli bir adım. Anayasa Mahkemesi üyelerinin asıl olarak yüksek yargı (Danıştay ve Yargıtay) tarafından seçilmesine son veren değişiklikler de yararlı.

Ergenekon ve Balyoz davalarını yürüten yargıç ve savcılar (yapılan hatalara, hakkından hukukundan olan insanlara rağmen) tarihi bir dönüşüme katkıda bulunuyorlar. Bu davalar, darbeciliğin tarihe gömülmesi açısından kritik bir görevi yerine getiriyor. 

Sabah sabah ev basmak

Baskıcı sistem nedeniyle cezaevlerinde yatmış binlerce ‘rejim muhalifi’nden biriyim. Yaşamımın birçok bölümünü hapiste veya ‘kaçak’ geçirdim. Mahkûm olduğum maddelerin hiçbiri artık geçerli değil.

Ak Parti iktidarına muhalif olan Soner Yalçın’ın meşru zeminde muhalefet etmek sonuna kadar hakkı. Ergenekon örgütüyle ilişkisini bilemem, onu göreceğiz. Gözaltına alınış biçimine karşıyım. Makul bir şekilde savcılığa çağrılabilir ve ifadesi alınabilirdi. Kendisinin tutuklanıp tutuklanmayacağını henüz bilmiyoruz. Tıpkı Mustafa Balbay’ın tutuklu olarak yargılanmasından yana olmadığım gibi Soner Yalçın’ın da tutuklu yargılanmasından yana değilim. Böyle bir tutukluluğun adalete yardımcı olacağına da inanmıyorum.

Soner Yalçın’ın hiçbir haksızlığa uğramamasından, adaletli şekilde sorgulanmasından yanayım. Onun hakkı benim de hakkımdır.

http://www.radikal.com.tr/

DKM ARŞİVİ