forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır

YENİ ŞAFAK BASKININDA ÖZGÜR MEDYA NEREDEYDİ?

Aktif .

soru_isareti_gazete_180Türkiye, bırakın hakim kararını, savcının bile haberinin olmadığı gazete baskınlarını gördü. Şu anda, her şey kameralar önünde. Savcılar, hakimin onayı olmadan adım bile atamıyor. İtiraz varsa, usule yönelik olsun. Yoksa yargıya kimse müdahale etmesin.


[Haber Analiz] Yeni Şafak baskınında özgür medya neredeydi?

ALİ AKKUŞ / ZAMAN

Kimi tetikçiler gözaltına alınınca, önce 'Bunlar mı örgüt mensubu?' diyerek küçümsediler. Yargı, üst düzey askerlerin kapısına dayanınca 'Bu saygın isimler mi suç işleyecek?' dediler.

Hatta daha da ileri gidip "Bunlar, Öcalan'ı getiren kahramanlar" ifadesiyle koruma zırhı oluşturdular. Şimdi aynı yöntemi 'basın özgürlüğü kahramanına Ergenekon gözaltısı' diyerek uyguluyorlar. Ve asıl ilginç olanı, savcıların hakim kararıyla yaptığı operasyonların neredeyse tamamında 'cemaat' vurgusu yaparak, Türk adalet sistemini zan altında bırakıyorlar. Deliller bir yana bırakılıyor. Doğu Perinçek'ten tutun Albay Dursun Çiçek'e; Kemal Kerinçsiz'den Çetin Doğan'a, hatta Soner Yalçın'a kadar herkes aynı vurguyla itiraz geliştiriyor.

Gazetecilerin yazılarından dolayı yargılanması elbette sıkıntı verici. Önceki gün 19 muhabirimiz daha yazdıkları haber ve yorumları nedeniyle hakim karşısındaydı. Lakin şu anda gözaltına alınan gazetecilerle ilgili iddia farklı. 'Ergenekon üyeliği' ile 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme' suçlaması çerçevesinde yürütülen bir soruşturma var ortada. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ifadesiyle 'bırakalım yargı kendi işini yapsın.' Gazeteci Melih Altınok'un dediği gibi 'ileride yine pişman olmamak için biraz sükunet.'

Bu ülkede öyle zamanlar oldu ki, polis gazete binalarında karakol kurdu. Bugünlerde 'ülkede faşizm var' diye yazanların, o gün neler yaptığını yüzlerine vurmak değil amacımız. Sadece gerçeğin bilinmesini istiyoruz. Tarih, 2002 yılının Ocak ayı. Yenişafak Gazetesi'nin etrafını saran onlarca polis binaya girmek istiyor. İddiaya göre, bir ihbar telefonu gelmiş ve kimliği belli olmayan iki kişi gazeteye girmiş. Bu kişiler, başka bir operasyondan aranıyormuş. Dönemin Organize Şube Müdürü Adil Serdar Saçan'ın talimatıyla binaya zorla giren polisler, savcılıktan izin alma gereği bile duymuyor. Gazete çalışanları yasa dışı baskına karşı çıkınca, üç saat sonra nöbetçi savcı getiriliyor ve Saçan istediği aramayı yapıyor. Bu zaman zarfında polis, gazeteye giren çıkanları tek tek kimlik kontrolünden geçiriyor. Yenişafak, o gün çok zor şartlar altında yayımlanabildi. Polis müdürü Saçan, farklı gerekçe gösterse de operasyonun asıl nedeni, gazetenin yayımladığı 'örümcek ağı' yazı dizisiydi. Polis sorgusundan sonra adliyeye götürülen bazı isimlerin yürüyemez hale geldiklerini görmeyen kalmadı.

Gazetenin genel müdürü Mehmet Atalay, 'Burayı karakola çevirdiler.' sözleriyle tepkisini dile getirirken, o dönemde Yenişafak'ta yazan Cengiz Çandar, gazeteci örgütlerinden tepki göstermelerini istedi. Fakat, tepkiler o kadar cılız oldu ki... Bugün, Ergenekon davasında yargılanan kimi gazeteciler, o haberi verirken, 'dinci gazete Yenişafak' diyerek itibarsızlaştırmanın alasını yapıyorlardı. Nihayetinde onlar için, şu anda Ergenekon'dan yargılanan polis müdürü Adil Serdar Saçan iyi bir haber kaynağıydı.

Türkiye, bırakın hakim kararını, savcının bile haberinin olmadığı gazete baskınlarını gördü. Şu anda, her şey kameralar önünde. Savcılar, hakimin onayı olmadan adım bile atamıyor. İtiraz varsa, usule yönelik olsun. Yoksa yargıya kimse müdahale etmesin.

http://www.zaman.com.tr/

DKM ARŞİVİ