forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır

SAKINCALI...

Aktif .

umurtalu_150

UMUR TALU - HABERTÜRK 

Bir mektup aktaracağım. Ne olursa olsun, tutukluluğunu vicdanımın kaldıramadığı gazetecilerden Ahmet Şık’tan. Ahmet henüz “özgür”ken yollamıştı.


“Basın özgürlüğü”nün nasıl çok yönlü olduğunu, mağdurlara nasıl her yerden vurulabildiğini, iktidarın büyük medyaya, büyük medyanın iktidara, hukukun bize söyleyebilecek pek fazla şeyinin bulunmadığını, kimi “özgürlük” duayeninin nasıl yarım yamalak, yamalı bohça, kararınca özgürlükçü kaldığını da anlayalım diye.

O haberi Ahmet mi yapmış Mehmet mi diye tartışmadan epey önce!

Gazetecinin hak arayışında araziye uyan “yandaş” kapı kullarının taş atmasına da, sözde muhalif başka kapı kullarının özgürlük taklidine de inat.


Sevgiyle; mücadele edene saygıyla.

***

Merhaba Ağabey;
Bazen kimilerinin vicdan sahibi olmasını sağlayacağını dilediğim yazılarda adımı geçiriyorsunuz. İkimizin adının aynı yazıda olmasından gurur duysam da hep eksik sevinç oluyor. Belki önemi yok, belki tam da iyi gazetecilik yapılacak dönemde çok önemli.
Sabah’ta mektubuma yer verdiğinden bu yana 2.5 yıl geçti. Davam bitti. Kaybettim desem yeri. Yargıtay’da.
AKP’yle medya sermaye yapısı değişti. En çok etkilenen Doğan medyası. Bir zaman, beğendiğini vezir beğenmediğini rezil edenler.
Keser döndü, sap döndü. Yıllar yılı ihlal edilen hukuk onlara da lazım oldu. O zaman feveran: “Basın özgürlüğü tehlike altında. Siyasi baskı var. Yazarlar işten çıkarılıyor.”
Kim haklı kim haksız, zaman ve yargı ortaya çıkaracak. Bir hak davası üstüne yazıyorum. Bu da benim feveranım.
Doğan Grubu Radikal’inde 8 yıl emek verdikten sonra 2005’te atılmıştım.
İronikti. Emekçi bayramı 1 Mayıs’ta söylenip Dünya Basın Özgürlüğü Günü 3 Mayıs’ta bildirilmişti.
Suçum ağırdı: Sendikal faaliyet. Yeni hak gaspının engellenmesine çalışmak. 48 saatlik haftalık çalışmanın 60 saat uygulanmasının hukuksuzluğunu söylemek. Fazla mesai ücreti gerektiğini anlatmak. Maaşın yarısından fazlasını ödediğimiz kreş ücretini işverenin ödeme zorunluluğunu söylemek. Sigortasız, fikir işçisi gösterilmeyenin statüsünün düzeltilmesini talep. Maaşın en fazla yarısının bordroda gösterilmesinin hak kaybı ve vergi kaçırmak olduğunu söylemek.
Haberlerimizin sansürüne, olur olmaz gerekçeyle işsiz bırakılmaya karşı editoryal bağımsızlık kavgası.
Bunlar grup “hukukçuları”na problem değildi ki kulak tıkandı. Medyada tuttukları yerde “köşe dönenler”e anlatmak istediğimde, kimse yoktu sesimi duyan.
SSK müfettişleri dilekçemle ilgilenmedi. Dava açtım. 2005 nisan.
İcra Üyesi sıfatlı kişinin, davayı geri almam için teklif ettiği rüşveti reddedince de işten çıkarıldım.
“Hiçbir yerde çalıştırtmayacağız seni. Gazetecilik yaşamın bitti” demişti atarken.
Rakip Sabah’ın haber dergisinde muhabirliğim 4 gün sürebildi. Kollar uzundu. Karamehmet Grubu’ndan teklifler, el sıkışmamıza rağmen hayata geçmedi.
İnsan Kaynakları’na göre, Emniyet’teki Güvenlik Bilgi Taraması belgeme, beni işten atan grubun ‘Sakıncalıdır’ yazısı eklenmiş.
Sonra, Nokta’daki medya andıcı haberim, “gazetecilik yaptırılmamak üzere” atıldığım gazeteye de manşetten girdi.
İşe iade davası açmıştım. Yargıtay dahil 4 ayda bitmesi lazımdı. İlk duruşma 10 ay sonraydı; 20 ay sonra sonuçlandı. Haklı bulundum. Tazminat maaş üzerinden ödenecekti ama maaş eksik gösterilmişti. Kalanı için dava açtım. Davalar birleşti.
İlk duruşma Mart 2006’daydı; karar, 6’ıncı yılda, Nisan 2010’da verildi.
Bilirkişi, 8 yıllık süreyi eksik hesaplamıştı.
İtiraz sonucu tazminatım, kanuna aykırı davranan işverenin fazla mesaiye günlük yüzde 5 ödemesini düzenleyen hükümler nedeniyle 213 bin TL hesaplandı.
Basın patronlarının iptal davası açtığı ama Anayasa Mahkemesi’nin “Basın özgürlüğü için önemli” dediği kural.
Anayasa Mahkemesi’ne rağmen mahkemeler yüzde 90 indirim uyguluyor. Yüzde 93’ten fazla indirimle alacağım belirlendi: 14 bin TL.
Doğan Grubu avukatlarının vekalet ücreti de sırtıma binmiş oldu.
Şunu öğrendim: Hukuk benim için işlemedi!
Ahmet Şık”

***

“Basın özgürlüğü”nü siz şimdi bir daha düşünün.
Bu gibi arkadaşlara, en azından, inatçı ama yalnız mesleki mücadelelerinden dolayı hak, vicdan, dayanışma borcumuz var.
Başkasından da önce, işten atan “Özgür medya” Ahmet’in Emniyet’teki belgesine ne eklemiş:
Sakıncalıdır!
Peki buna kim tepki göstermiş!
Önüne gelen nasıl da “Sakıncalıdır” diye damga vurmuş bir gazetecinin hayatına.
Ve “her daim gazeteciler” hariç, bazıları nasıl saklanmış, sonra nasıl ortaya karışık saçılmış!

Not: Hükümet, asker, medya işbirliğinde 30 insanı cayır cayır katleden “Hayata Dönüş Operasyonu” gibi suçları ortaya seren gazeteciyle sütunu paylaşmaktan hep gurur duyarım. Bu suçlara ortak olanlardan ise utanç duyarım; kendileri asla duymasa, pişkinliklerinin kibrinden yanlarına yaklaşılmasa bile.

http://www.haberturk.com/ 

 

DKM ARŞİVİ