forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır

Milliyet'te neler oldu? İşte doğru bilinen yanlışlar...

Aktif .

derya-sazakDerya Sazak, "Batsın Böyle Gazetecilik" isimli kitabında Milliyet'te yayın yönetmeni olduğu günleri anlatıyor. Kitap o günlerde çokça konuşulan birçok bilginin yanlışlığını da ortaya koyuyor. 

 Milliyet Gazetesi'nin eski Genel Yayın Yönetmeni Derya Sazak, Milliyet Günlerini kaleme aldığı bir kitapla kendi gözünden anlatıyor.

Fehmi Koru, Sazak'ın kitabını köşesine taşımış ve bazı şehir efsanelerini Sazak'ın bitirdiğini yazmış... 

(...) 

İyi ki gerçeklerin ne yapıp edip ortaya çıkma gibi bir âdeti var. Derya Sazak kitabında pek çok yanlış bilineni doğru çerçevesine oturtuyor. Erdoğan Demirören ve evlâtlarının Milliyet ve Vatangazetelerini Aydın Doğan’dan satın alarak medyaya girmelerinin ardında Tayyip Erdoğan’ın telkinlerinin bulunduğu yaygın bir şehir efsanedir sözgelimi; gazetelerinden gönderilen yazarların başına gelen de hep Tayyip Erdoğan’la irtibatlandırılmıştır.

Gerçeği en iyi bilecek kişi olarak yazıyor: Tayyip Bey, bir yayından ötürü özür dilemek için kendisini arayıp ‘’Sizi üzdük, isterseniz uygun gördüğünüz birine satalım’’ diyen patrona, ‘’Alırken bana mı sordunuz da, şimdi kime satacağınızı soruyorsunuz’’ cevabını vermiş...

‘Şehir efsanesi 1’ böylece çökmüş oluyor...

Yazarların önemli bir bölümünü Derya Sazak kendi inisiyatifiyle göndermiş, bunu yazıyor... Abbas GüçlüHasan Cemal ve Can Dündar benzeri yazarlar için, patron, hem de daha ilk günden,‘’Gönder bunları’’ diye başının etini yemiş yayın yönetmeninin... Abbas Güçlü’nün TV programına çıkardığı Bülent Arınç rahatsızlık duydu diye, ‘’İsterseniz kovalım’’ diyen yine patron; Bülent Bey,‘’Olur mu öyle şey’’ diye korumuş yazarı...

Hasan Cemal’in gazeteden kopuşu ile iktidarın ve başbakanın doğrudan bir ilgisi olmadığını da yine‘Batsın Böyle Gazetecilik’ kitabından öğreniyoruz: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül‘’Yapmayın, etmeyin’’ demek için patronları çağırmış... Derya SazakTayyip Bey’in adı kullanıldığı için, onunla görüşeceğini öğrendiği bir işadamına ‘’Sor’’ ricasında bulunmuş; Başbakan ‘’Gidin, Allah aşkına’’  tepkisini vermiş...

Can Dündar? O da öyle. Her istenilen yazarı atmayıp neden gazetede kalmaları gerektiğini anlatarak Milliyet’i geleneği çizgisinde sürdürme mücadelesi veren Derya Sazak, her şey olup bittikten sonra, patronların, aylar boyu ‘’Hasan’ı, Can’ı ve Derya’yı göndersek, gazete çıkar mı?’’ sorusuna cevap aradıklarını öğrenmiş...

Kitap Amerikalı gazeteci Paul Steiger’in ‘’Artık bilgisayarı ve internet bağlantısı olan herkes, özellikle de tavrı olan veya eski sistemde seslerini duyuramayanlar, kendilerini yayıncı haline getirebilirler’’ müjdesiyle bitiyor...  

İşsiz kalmak gazeteciliğin sonu değil, bilesiniz...  

Yazının tamamını okumak için tıklayın... 

DKM ARŞİVİ