forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır

SERDAR TURGUT: "STAR HABER'İ REYTİNG BİRİNCİLİĞİ MAHVEDECEK"

Aktif .

"Star televizyonunun ana haber bülteni de reyting birincisi olmanın getirebileceği tüm felaketlerden nasibini almış gibi gözüküyor. Notlarım arasında yer alan birkaç haberi söyleyeyim size: Azeri kadınlar Türkiye'ye gelmiş. Hepsi de ülkelerinden bir parça toprak getirmiş. Bunları toplayıp bir kutuya koyup Uğur Dündar'a hediye etmişler. "

SERDAR TURGUT'UN AKŞAM'DAKİ YAZISINDAN BİR BÖLÜM

 

Medya bir tehdit haline geldi...Grip salgını acaba gerçek mi?

 

AKP grup toplantısında yaptığı konuşmada Başbakan, ekonomi ile ilgili raporlardan medyanın olumsuz tek cümleyi ayıklayıp bunun üzerine gürültü yaptığını söyledi. Bence bu kez haklı. Çünkü medyada kötü haberin satışının iyi olacağı yolunda bir inanç var ne yazık ki...

 

Felaket haberlerinin daima daha fazla ilgi çektiği şüphesiz de ama bu böyle diye bizler her olayda ne kadar detay da olursa olsun haberin en kötü yanına konsantre olursak bir süre sonra sanki tüm haber sadece kötülükten, felaketten ibaretmiş gibi bir düşünce hakim olabilir...

 

Domuz gribi krizi olarak adlandırılan salgında da bu oluyor.

 

Haberlere bakılırsa dünya büyük bir tehdidin altında gibi gözüküyor.

 

Bir tür salgın olduğu kesin ama kötü habere konsantre olan gazeteciler yüzünden tehdidin boyutunun ne olduğu ve aslında neler yaşandığının farkında değiliz biz.

 

Baştan şunu söyleyeyim; Amerika'da her yıl grip aşısı nedeniyle ölenlerin sayısı bu grip salgınından ölenlerden fazla.

 

Ayrıca şu da var, yine Amerika'da her yıl mevsimsel griptan yani rutin gripten 30 bin kişi ölüyormuş.

 

Yani vücudunun direnci zaten düşük olan nüfus, grip virüsü kaptığında hemen tedaviye başlanmazsa, bu gruptan ölümler o düzeyde zaten her yıl oluyormuş.

 

Bu son salgında da ölenlerin hemen tümü tedavi imkanlarından uzak bölgelerde yaşayan insanlarmış. Durum böyleyken tabii ki tedbirler alınsın, salgını hafife almayalım ama 'Kötü haber satar' diye olayı abartmaya da gerek yok.

 

TÜRK MEDYASI FELAKET TELLALIDIR

 

Türk medyası felaket tellalıdır. Olumlu gelişmeleri hep küçük görür ve olayın sadece kötü yanlarına konsantre olur. Okuyucu da bunu talep eder maalesef. Bir tür mazoşizm bu. Bir asker şehit olur televizyon kanalı şehidin cenazesinde ağlayan çocuğunun görünümünü verir dakikalarca. Bunun haber olan ne yanı var anlamıyorum. Babasının ölümüne ağlayan bir çocuk neden haber olsun ki?.. Bu son derece rutin bir şey, ama izleyicinin arabesk zihni böyle şeylere bayılıyor. Haberi de diziler gibi ağlamak için seyrediyor. Yeri gelmişken Star Haber ile ilgili birkaç laf etmek zorundayım.

 

STAR HABER'İ REYTİNG BİRİNCİLİĞİ MAHVEDECEK

 

Hıncal Uluç bir süre önce yazdıydı. Bir gün Enis Batur kendisini arayarak bir daha hiçbir kitabı hakkında köşesinde yazı yazmamasını istemiş. Hıncal da 'Neden?' demiş. Gelen cevap şu: Çünkü sen yazınca kitabın satışları artıyor. Benim için olabilecek en kötü gelişme kitabımın çok satanlar listesine girmesidir.

 

Gayet haklı bir tavır. Dünyada çok satanlar listelerinde bulunan kitapların çoğunun zeka seviyelerinin çok düşük olduğunu bilen bir insan olarak Enis Batur'un kaygısını tamamen anlıyorum...

 

Star televizyonunun ana haber bülteni de reyting birincisi olmanın getirebileceği tüm felaketlerden nasibini almış gibi gözüküyor.

 

Notlarım arasında yer alan birkaç haberi söyleyeyim size: Azeri kadınlar Türkiye'ye gelmiş. Hepsi de ülkelerinden bir parça toprak getirmiş. Bunları toplayıp bir kutuya koyup Uğur Dündar'a hediye etmişler. O da ana haber de ekrana dönüp bu kutsal hediyeyi stüdyonun en kıymetli yerine koyacaklarını (Bu da ne demekse, o kutu şimdi nerede duruyor! Bunu bilmek halkımızın hakkıdır. Ben de halkın çıkarlarının savunucusu bir araştırmacı gazeteci olarak bu esrarı çözeceğim, işin peşine düşeceğim, söz veriyorum) söylüyor ve kutuyu öpüp alnına götürüyor.

 

Sadece anlamsız olmakla kalmıyor bu, ayrıca basitlik de, yakışmıyor arkadaşlara. Bir başka habere geçelim. 'Uçan Şahin' adı verilen ve televizyon haberlerinin hepsinde roketini ateşlerken görünümünün defalarca yayınlandığı savaş uçağımız (Ali Kırca da çok seviyor bir operasyonu anlatırken sürekli roket atan uçak görüntüsü verdirmeye) düşmüş, pilotu da şehit olmuş.

 

Ankara'da şehidin cenazesi kalkacak. Kameraman caminin üstünde bir 'Şahin'in uçtuğunu çekmiş. Ekranda dakikalarca ekranda bu gösteriliyor. Hamaset edebiyatı yapılıyor. 'Uçan Şahin'in pilo

 

tunu bir şahin yolcu ediyor.'

 

Türk filmi lezzetinde bir olay bu. Uğur Dündar çok iyi bir gazetecidir. Haber saatinin yönetmeni Yılmaz Özdil de içinde zeka olan güzel yazılar yazıyor. Ama popülizme de bayılıyor. Ayarını iyi yaptığı zaman dayanabiliyorsunuz buna. Televizyonda ise ayarı sıkça kaçırıyor.

 

O zaman da, o yaptırdığı habere bayılıyor olabilir ama sizi de bayabiliyor.

 

Reyting çok önemlidir tabii ki fakat alınması çok zor olan bir şey de değildir.

 

Halkın en dipteki, en müptezel duygularını sömürürsünüz, alırsınız reytingi olur biter.

 

Yazıda da aynı şey geçerlidir. Kaba milliyetçi vıcık duygularla dolu kan ve gözyaşı damlayan yazılar yazarsınız, çok okunursunuz. Ama uzun dönemde ikisinin de değeri yok. İki durumda da kaliteli izleyici/okuyucu kaybedilir.

 

Bu nedenle dönüşü olamayacak noktaya varmalarından önce uyarayım arkadaşları dedim.

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

DKM ARŞİVİ