forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır

İNTERNETİN PSİKOLOJİK BOYUTLARI

Aktif .

internet http DR. TUBA KARAHİSAR  

İnsanlığın faydalanması için oluşturulan, tüm insanların katkıları ile büyütülen, paylaşıldıkça kıymeti artan bir iletişim aracının bir gün kontrolden çıkacağını kimse tahmin edememişti.

 Bu tıpkı sihirli lambadan çıkan bir cin gibi artık ne lambaya geri dönecek, ne de kontrol edilebilecek durumda. Bu cin yaşantımızı bir taraftan kolaylaştırırken, bir taraftan da zorlaştırmaya başladı. Bu konu hakkında iki değişik görüş ortaya sürülebilir: İlki internetin kültüre yeni bir boyut kattığı, diğeri ise kültürel kirlenmeye neden olduğu.

İnternetin tüm dünya insanlarına sunduğu bu özgürlük ve bilgi paylaşımı hareketlerimizde de sınırsız özgür olmayı getirir mi? Şu anda yaşanan en temel sorun da bu noktada ortaya çıkıyor. İnsan egosu ve psikolojisi gerçek dünyada tatmin edilemeyen yönünü maalesef burada kötü yüzüyle gösteriyor. Özgürlük ve bilginin paylaşılması kavramları, sınırları olmayacak kadar geniş tanımlandığında yoruma da açık olmakta. [1]

“İnternet sendromları adı altında yeni yeni bir kavram belki hastalık tanımı oluşmaya başlıyor. Henüz kesin bir dille bahsedilmese de bazı araştırmacıların uzun dönemli çalışmalarının olduğunu okuyoruz. İnternet kullanımının etkileri bir çok şekilde kendini belli ediyor: Unutkanlık, dikkat eksikliği, konsantrasyon eksikliği, zamansızlık, zamanı verimli kullanamama gibi.” harcamak.[2]

 “Siberalanda kişisel web sayfaları hazırlayanlar ‘hayali’ bir topluluğun kendilerini ilgiyle izlediği düşüncesine kapılabilirler. Kişisel bir homepage oluşturduğumuzda, diğer insanların ona ne kadar baktığını onunla ne kadar zaman harcadığını bilemeyiz. İnternet hayali bir dinleyici kitlesi için online kişiliğimizi veya maskemizi cilalamaya teşvik eder bizi.

‘Yalanlar olmasaydı, insanlık sıkıntı ve ümitsizlikten çatlardı’ demiş Anatole France 1920’lerde. İnternetin çekiciliği biraz da yalanların hayatımıza getirdiği neşe ve heyecanda aranabilir. Kandırmacalar, yarı gerçekler, abartılar siber alanda gırla gider. Siber alan her türden ‘oynama’ya sahne olabilir, nasıl olsa kişinin bunun sonuçlarına katlanması gerekmeyecektir. Net üzerinde anonim olmadığımız, gerçek kimliğimizle bulunduğumuz durumlarda bile fiziksel mesafe ve az sosyal mevcudiyet kendimizi daha az görülebilir, daha az süper ego baskısı altında hissetmemize yol açar.

Kişilerin internet ortamında yüz yüze iletişimde söylemeyeceklerini söylemeleri, daha rahat davranmaları, kendilerine daha az sınır koymaları ‘dezinhibisyon etkisi’ olarak adlandırılmaktadır.

İnternetin sosyal faydaları, insanların güçlü ve zayıf bağlarını ne ölçüde şekillendirdiği ile ilgilidir. İnsanlar sosyal desteklerini genellikle çok sık temasta oldukları yakın çevrelerinden sağlarlar ve daha büyük destek daha güçlü bağlardan kaynaklanır. Genellikle güçlü kişisel bağlar, fiziksel yakınlıkla beslenir. İnternet, potansiyel olarak, güçlü sosyal bağlar yaratma ve sürdürme konusunda fiziksel yakınlığın önemini azaltmaktadır.

Elektronik iletişimle sağlanan güçlü bağlar dahi, fiziksel yakınlığın sağladığı güçlü bağlarla kıyaslandığında, nitelik açısından daha zayıf kalabilmektedir. Güçlü bağlar kurduğumuz insanlardan olumsuz bir haber aldığımızda online iletişimin bize yetmemesi ve telefon açma ihtiyacı duymamız buna kanıt olarak gösterilebilir.”[3]

İnternetle ilgili bir problem de da çocuklar ve gençler arasında bağımlılık yapmaya başlamasıdır.

Bağımlılık hakkında bir kanıya varmak için birçok uzmanın ortak görüşü olarak belirlenmiş maddeler şunlardır:

  • -Her gün internet'e bağlanmak, bağlı iken vaktin nasıl geçtiğini anlamamak, sorulduğunda ise inkâr etmek,
  • -Herkese mail adresi vermek,
  • -İnternet dışındaki uğraşlara ilginin azalması,
  • -Sosyal faaliyetlerde azalma, arkadaşları tarafından anlaşılamama duygusu,
  • -İş verimliliğinde düşme,
  • -Sürekli uykusuz kalma ve yorgunluğun artması,
  • -Alışverişlerin sürekli internet üzerinden yapılmaya başlanması,
  • -Aile üyelerine yeterli zamanı ayıramama nedeni ile aile bağlarının zayıflaması.
  • -Gerçek hayattaki diğer iş ve kişilerin, sanal yaşama engel olduğu düşüncesi.
  • -İnternet kullanımı nedeniyle eşler arasında anlaşmazlık ve problem çıkması.”[4]

“İnternet kapanına kısılmış kişiler, sorunu tanıdıklarında, ondan uzak durmayı deneyebilirler. İnterneti bağımlılık derecesinde aşırı kullanan kişilerin hayatta başka aşırılıklarının olup olmadığını da dikkatlice değerlendirmek gerekir. Sorunlu internet kullanımı olan kişilerin yüksek oranda depresif bulgu gösterdikleri bildirilmiştir. Yirmi tane sorunlu internet kullanıcısı üzerinde yapılan bir çalışmada, bu durumun öznel sıkıntı, mesleki ve maddi bozulma ve ciddi psikiyatrik komorbidite (eşhastalanma) ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Bu grupta internet kullanımının daha impulsif ve benlikle uyumlu olduğu bulunmuştur. Bu bulgular, aşırı ve sorunlu internet kullanımının Dürtü Kontrol Bozukluğu’na yakın olduğunu düşündürmektedir. Kişiler bağlanmadan yapamadıkları internete girmeden önce gerginlik ve uyarılma hissetmekte, bağlandıktan sonra rahatlamaktadırlar. Bu küçük örneklem grubunda, deneklerin %80’inin yaşam boyu Bipolar Bozukluk ya da Şizoaffektif Bozukluk ölçütlerini karşılamış olması da ilginçtir.”[5]

İnternette sohbet eden kişi, bir sanal grupla iletişim halinde bulunabilir ve kendisini bu gruba ait hissedebilir. Bu ise, kişiyi tatmin eden olumlu unsurlar içinde düşünülür. Kişi, belli bir zaman sonra sanal ortamda kendine ait bir grubun bulunduğunu, bu grupta onaylandığını ve kabul gördüğünü fark ettikten sonra internette sohbete daha da fazla bir değer atfedebilir. Kişinin bu hali, iletişimde bulunduğu grup açısından her ne kadar olumlu görülebilirse de, çok daha geniş ve gerçek olan dış dünyaya daha da yabancılaşması ve izole edilmiş bir kişilik yapısının akut hale gelmesine sebep olacaktır.[6]

KAYNAKLAR:

  1. Esra Öztop, “İnternetin Bireye ve Sosyal Hayata Etkileri, Türkiye’deki Durum”, (http://stu.inonu.edu.tr/~eoztop/odev.html )
  1. 2.Gökhan Atmaca, “Google Sendromu”, (http://www.teknoloji.kuark.org/2008/08/04/google-sendromu/ )
  1. 3.Kemal Sayar, “Psikolojik Mekan Olarak Siberalan”, (www.sabem.saglik.gov.tr/akademik_metinler/linkdetail.aspx?id=2465 )
  1. 4.Cahit Cengizhan, “Bilgisayar ve İnternet Bağımlılığı”, (http://mimoza.marmara.edu.tr/~cahit/Yayin/bildiri/inet-tr03/index2.html)
  1. 5.M.Cengiz Yıldız, “İnternet ve Toplum - Chat (Sanal Sohbet)”, Anı Yayıncılık,  Ankara-2005, s. 72-73.


[1] Esra Öztop, “İnternetin Bireye ve Sosyal Hayata Etkileri, Türkiye’deki Durum”, http://stu.inonu.edu.tr/~eoztop/odev.html )

[2] Gökhan Atmaca, “Google Sendromu”, (http://www.teknoloji.kuark.org/2008/08/04/google-sendromu/ )

[3] Kemal Sayar, “Psikolojik Mekan Olarak Siberalan”, (www.sabem.saglik.gov.tr/akademik_metinler/linkdetail.aspx?id=2465 )

[4] Cahit Cengizhan, “Bilgisayar ve İnternet Bağımlılığı”, (http://mimoza.marmara.edu.tr/~cahit/Yayin/bildiri/inet-tr03/index2.html)

[5] Kemal Sayar, “Psikolojik Mekan Olarak Siberalan”, (www.sabem.saglik.gov.tr/akademik_metinler/linkdetail.aspx?id=2465 )

[6] M.Cengiz Yıldız, “İnternet ve Toplum - Chat (Sanal Sohbet)”, Anı Yayıncılık,  Ankara-2005, s. 72-73.

 Dr. Tuba Karahisar

İstanbul Gelişim Üniversitesi

DKM ARŞİVİ

Loading