forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com

NTV BİNASI ÖNÜNDE AZİZ YILDIRIM PROTESTOSU

Aktif .

azizyildirim-ntvAziz Yıldırım, NTV SPOR'da Futbol Aktüel programına konuk olarak soruları yanıtladı. Trabzonsporlu taraftarlar da NTV binasının önünde toplanarak Yıldırım'ı protesto etti.


 Tahliyesinin ardından ilk kez NTV Spor'a konuk olan Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, şike davası süreci ve gelecek hedefleri başta olmak üzere önemli açıklamalarda bulundu.

 

Futbolda şike iddiaları davasında 1 yıl tutuklu kalan ve Temmuz ayı başında tahliye olan Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, sessizliğini bozdu.

NTV Spor canlı yayınına katılan Yıldırım, Fuat Akdağ, Rıdvan Dilmen ve Güntekin Onay'ın sorularını yanıtladı.

Özellikle şike davası süreciyle ilgili önemli açıklamalarda bulunan Yıldırım, Fenerbahçe'nin gelecek projeleriyle ilgili bilgiler de verdi.

İki büyük proje ile ilgili çalışmaların devam ettiğini kaydeden Yıldırım, hedeflerini açıkladı: 5 yılda, 1 milyon üye ve 1 milyar dolar bütçe...

Yıldırım, projelerle ilgili şu bilgileri verdi:

Fenerbahçe'nin gelirlerini artırmak artık biraz zor. Havuzdan çıkmanız lazım, havuzdan çıktığınızda 150 milyon dolar hemen koyarsınız. O zaman 230 milyon dolar bütçe 330 milyona çıkmış olur.

Yapılacak en büyük projelerden birisi kulübün üye sayısını artırmak. Şu anda aidat bedeli 10 bin lira. Bu rakamla yılda ancak 500 veya bin kişiyi üye yapabilirsiniz ama fazlasını yapamazsınız.

Buradaki amaç, sivil toplum örgütü olan Fenerbahçe'nin daha güçlü hale gelmesi ve bütün taraftarlarının da yönetimler üzerinde etkisi olması. Gerekirse yönetim içinde bulunmasını sağlayacak bir proje bu.

Bunun için tüzüğümüzü açacağız. Bununla ilgili çalışmalar yapıyorum. Bu çalışmaları kongreye sunacağım. Eğer kongre üyeleri kabul ederse yürürlüğe koyacağım.

Buradaki amacımız, daha az üyelik aidatıyla üye sayısını 1 milyona çıkarmak ve yaklaşık 1 milyar dolar paranın Fenerbahçe'nin hesabına girmesini sağlamak.

Tüzüğümüzün izin verdiği şekilde, taraftar derneklerini şube haline getireceğiz. Oralardan yapılacak üyelerle hedef üye miktarını yakaladığımızda 1 milyar doların üzerinde bütçeye sahip bir Fenerbahçe yaratacağız.

Bu paradan gelecek faiz gelirini de amatör şubeleri ayakta tutumak ve bu açığı ortadan kaldırmak istiyoruz. Buradan artacak parayı da Fenerbahçe AŞ'ye aktararak UEFA'dan gelecek sıkıntıları aşmayı planlıyoruz.

Şu anda 3-4 grup arkadaş çalışmaları yapıyor. Bu projeyi mutlaka yapmak istiyoruz. Hesabıma göre projeyi 6 ay veya 1 sene içerisinde çıkarırız ve 5 yıl içerisinde de bu rakamlara ulaşmış olur Fenrebahçe kulübü. O zamanlar belki biz burada olmayız ama Fenerbahçe'nin buna ihtiyacı var.

Önemli çalışmalar yapıyoruz sonuçta bankada 1 milyar doları olan Fenerbahçe'yi yaratmak istiyoruz. Anne karnında olan çocukların bile üye olmasının yollarını araştırıyoruz."

Yıldırım, ön anlaşması imzalanan ikinci proje hakkında ise fazla detay vermedi. Çalışmaların sürdüğünü söyleyen Yıldırım, bu projeyle de yılda 200-300 milyon dolar gelir beklendiğini kaydetti.

Projenin 1 ay içinde basına tanıtılması bekleniyor.

'ŞİKEDEN DEĞİL, SİLAHLI ÖRGÜTTEN DİNLENDİK'
Şike iddialarıyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunan Fenerbahçe Başkanı, kendilerine atılı olan suçun şike değil, silahlı örgüt kurmak olduğunu ifade etti.

Mahkemede yaptığı savunmanın 'kısıtlı bir çerçeve içerisinde kaldığını' anlatan Yıldırım, dava süreciyle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:

"Yaşadığımız süreç sadece Fenerbahçe'nin değil, Türkiye'nin yaşadığı bir süreçtir. Açıkçası da Fenerbahçe'nin bu süreci yaşamasının şans olduğunu düşünüyorum. Çünkü Fenerbahçe camiası dışında hiçbir kulüp bunun altından kalkamazdı.

Hep söylediğimiz, 'Fenerbahçe Türkiye'dir sloganından yola çıktığımız için, başında Türkiye Cumhuriyeti ibaresi bulunan her kuruma her kararda saygılı olacağımı mahkemede de söyledim yine söylüyorum.

Şimdi yargı kararlarını burada tartışmadan bazı şeyler söylemek gerekirse; bir kere biz şikeden dinlenmedik. Çünkü dinlendiğimiz tarihte şike suç değildi. Biz silahlı örgütten dinlendik. Eğer siz Türkiye'de 25 milyon taraftarı olan bir kulübün başkanını her zaman ortada olan bir insanı, elinizde hiç bir bilgi belge yokken, silahlı örgüt suçundan dinliyorsanız bunun yanlış olduğunu düşünüyorum.

'KONUŞURSAM ÇOK KİŞİ ÜZÜLÜR'
Benim her şeyim açıktı, devlet benimle ilgili her şeyi biliyordu. Beni neden silahlı örgütten dinleme kararı aldılar? Silahlı örgütteki bu dinleme kararlarını almadan kimler silahlı örgütten dinleniyordu? Giresun'da Olgun Peker, ki onun da en az benim kadar suçsuz olduğunu düşünüyorum. Giresun'da olan bir hadiseden dolayı, o da götürülüp o davaya monte edildi.

Kendisinin de belirttiği gibi, Aziz Yıldırım ve arkadaşlarını o davaya monte edebilmek için onu da ortaya koymuş oldular. Türkiye'nin her yerinde binlerce olan bir kavga olayından dolayı silahlı örgüt suçlamasıyla dinlenilerek bizi oraya bağladılar. Beni madem ki dinleyeceksiniz ve bana suç isnat edeceksiniz, direk beni dinleyin.

'EVİM ARANMADAN ALINDIM'
Silahsa, evimde 4 tane ruhsatlı silah var, şimdi ruhsatları iptal oldu. Benim evime gelip arama yapmadılar. Yapsalardı evimdeki ruhsatlı 4 adet silahı bulurlardı. Kapıma gelip beni aldılar. Basına bizim hepimizin evinde bu silahlar bulunmuş gibi bir olgu yaratılmaya çalışıldı. Kaçacağımız da iddia edildi. Halbuki benim hiç bir yere gitmeye niyetim yok, yargı kararı ne olursa olsun.

Ben çok şey anlatırım, çok insan zan altında kalır ve üzülürler. Bizimle ilgili bu operasyonu yapanlar çok üzülürler. Ama zamanı gelince anlatacağım. Belgelerle ve görüntülerle ortaya koyacağım hepsini.

'ÖRGÜTTEN DİNLEDİLER, ŞİKE YAZDILAR'
Dava kapsamında 15-16 Şubat tarihlerinde dinlendik. Daha sonradan 14 Nisan'da yasa çıktı. Yasa çıkmasına rağmen aynı dinleme devam etti. Yasadan dolayı dinleme almadılar, aynı şey devam etti. Sonunda bu operasyon yapıldıktan sonra biz Metris'e gönderilirken, tutanaklara 'şike' yazıldı.

Halbuki ben 'silahlı örgüt' suçlamasıyla dinlenmiştim. Daha sonra mahkeme başladıktan sonra, yasa değişti. Bununla ilgili Başbakan'a da teşekkür ederim. Sonradan baktılar ki şikeden bizi içeri atamayacaklar ve silahlı örgüte de sokamıyorlar, 'suç örgütü lideri olmak' ve 'haksız ekonomik kazanç, cebir ve şiddet' suçlaması yöneltildi. Cebir ve şiddeti bulamadıkları için de 'ileride cebir ve şiddet yapabilir' suçlamasıyla karşı karşıya kaldık.

'HESAPLARDA BİR ŞEY BULUNAMADI'
Şike suçlamasında ise her şey varsayımlardan ibaret. 'Aziz Yıldırım, İbrahim Akın'a 100 bin Euro verdi' denildi. Ben bu paraları verdiysem, ya kulübün ya da kendi hesabımdan verdim. Hesaplarım didik didik edildi. Hiçbir şey bulunamadı. Fenerbahçe kulübünün hesaplarında da aynı şekilde bir şey bulunamadı.

'ŞİKE YAPSAK 2 KERE DİREKTEN DÖNMEZDİK'
Fenerbahçe şike yapmış deniliyorsa, Türkiye'de herkes şike yapmıştır. Bu bir şike davası değildir. Eğer bu dava şike davası olsaydı bütün oyuncular çağırılırdı. Ben bu işleri yapmış olsaydım, 2 defa direkten dönmezdik. 2 defa şampiyonluktan olduk.

19 maç şike yaptığımız söylendi. Şimdi o sayı 7 maça indi. Sadece biz değil, Beşiktaş ve Trabzon da var. Bu Yargıtay'ın sonunda hepimiz neyin ne olduğunu görürüz. Ama bu şike davası değildir, ben örgüt lideri olamam. Örgüt kuracak olsam 2006'da da kurardım, 2011'de de kurardım.

'SAVCILAR VİCDANEN RAHATSIZ'
Böyle bir kulübün lekelendirilmesi çok ayıp. Bu hareketi yapanlar da eminim şimdi üzülüyorlardır.

Savcı Mehmet Berk, çok önemli şeyler söyledi. Berk, 'Biz bu davanın 2-3 ayda unutulacağını zannettik' dedi. Eğer 2-3 ayda bu operasyonun unutulacağını düşünerek yaptıysanız, demek ki bu şike davası değildir. Bu çok vahim bir ifadedir.

Ayrıca savcı basında yazılan şeylerin yüzde 90'ının yalan olduğunu söyledi. Bunu görevden alınmadan basına çıkıp bunları söylemesi gerekiyordu. Ama söylemediler.

Görevden alınıp başka yere tayin olunca, bunu açıklama ihtiyacı hissettiler. Bu vicdanen rahatsız olduklarını gösteriyor. 'Yüzde 90'ı yalan ve 2-3 ayda unutulacağını zannettik' bunlar çok önemli kelimeler.

AYDINLAR'A YAYLIM ATEŞİ
Aziz Yıldırım, programda, Mehmet Ali Aydınlar'ın cezaevinde bulunduğu sırada kendisi için sarf ettiği sözlere karşı sert bir yanıt verdi.

Aydınlar ile ters düşmediğini söyleyen Yıldırım, şöyle devam etti:

"Ben Metris'te yatarken, dışarıda tersi olsaydı mahkemesi varsa onlar hakkında yorum yapmazdım. Hergün de gider ziyaret ederdim. Konuşurdum, ederdim yine kendi bildiğimi yapardım. Hastaneye geldiği zaman söyledim, 'bu bir operasyondur, sakın tuzağa düşme' dedim. 'Fenerbahçe ile ilgili hiçbir şey çıkmayacak' dedim.

Bu süreç devam etti. Yöneticilerle sürekli görüştü, avukatı da bana arada sırada geldi. Şekip Bey'in de ortağıdır. Ben kendi düşüncelerimi kendisine anlattım. Fakat kendisi çıktı dedi ki "Yargılama başlasın kimin ne olduğunu göreceğiz." Yani biz mahkemeye gidiyoruz, düşmanın olsa söylenmez.

Çocuğu vefat ettiğinde hemen yanına gittik, gerekenleri yaptık. Acısına her türlü katıldık. Ali Koç'la beraber özel helikopterle mevlüdüne gittik. Sonra 'buna bir şeyler ver' dediler. Biz de kız takımını verdik. Devre arasında kızlar arasında sorunlar çıktı. Kızlar arasında gruplaşma olduğunu öğrendik.

Sporcuları çağırdım, kendisi gelmedi. Ben bu kulüpte 'grupçuluğa karşı bu kadar uğraş verirken, siz bunlara izin veriyorsunuz' dedim. Bunun olmaması gerektiğini söyledim. Antrenörün görevine son verildi, Mehmet Ali Bey kendisi Belçika'dan antrenör getirdi ve O sene de kız takımı şampiyon oldu.

Kimseyi olaylara karıştırmadım. Kendisi oranın başkanıymış gibi çalıştı. O zannetti ki bütün başarıları Mehmet Ali Aydınlar kazanıyor. Bütün çalışmaları yaparken, kendisine bütün yetkileri ben verdim."

'CAS DAVASI'NI TÜRKİYE'NİN MENFAATLERİ İÇİN ÇEKTİK'
CAS Davası'ndan Fenerbahçe yönetimi ve Türkiye'nin, menfaatlerini düşünerek vazgeçtiklerini ifade den Yıldırım, "Fenerbahçe'nin menfaatleri Türkiye'nin menfaatleri neyse odur. Mali kayıplar telafi edilir. Ama lekeler kalkmaz. Ömrüm yetene kadar bu mücadele devam edecek. Çünkü bu çok yanlış bir suçlamadır. Fenerbahçe Kulübü bunu hak etmedi" ifadelerini kullandı.

'ALEX EFSANE DEĞİL, PATRON AYKUT'
Yıldırım, Alex ile Fenerbahçe Teknik Direktörü Aykut Kocaman arasındaki iddialara da değindi. "Futbol yaşamlarının sonlarına gelen insanlarda ego problemi olabilir" diyen Yıldırım, şunları dile getirdi:

"Bizim bunu aşağı çekmemiz lazım. Alex'in kırgın olması normal. Takımın patronu Aykut Kocaman'dır. Aykut Kocaman'a her yetkiyi verdik. İstediği futbolcuları almaya çalışıyoruz. Ama rahat bırakmıyorlar. Hocayla futbolcu arasında problem yaratmaya çalışıyorlar.

Ama 1-2 maç oynamadı diye kavga haline getirmek ayıp oluyor. Alex ile ilgili problemimiz yok. Sözleşmesi bile uzatılabilir. Bu kararı teknik direktör belirler. Alex iyi bir oyuncu ama efsane değil. Efsane başka bir şey.

'BEN YALNIZCA ATATÜRK'ÜN HEYKELİNİ DİKERİM'
Alex'in heykeli konusunu ben Metris'teyken bana söylediler. Ben de 'yapın' dedim. Ben buna başkan olarak karışamam ki. Taraftar istediğini yapar. Ben Alex'in heykeline neden karşı çıkayım. Heykelin dikilmesinin bana ne zararı olabilir.

Lefter'in de heykeli dikildi bu ülkede. Ama ben bu ülkede yalnızca Atatürk'ün heykelini dikerim. Onun için de gerekeni yaparım. Sadece onun için öncülük ederim. Ben 14 yıldır başkanım. Ama kendimle ilgili hiçbir şey yapmadım. Adımı bile bir yere vermedim. Bırakın heykeli... Bu anlayış meselesidir.

Aykut hocanın Alex'le ilgili herhangi bir tasarrufu yok. Alex'e 'seni oynatmayacağım' demiyor. Transferler yaptık, ona göre oyuncular aldık. Bu oyunculara göre 'ben bazen seni kullanmayabilirim' diyor.

Ama şimdi bunları sığ bir duruma getirip Alex'i bu tartışmanın içine sokarsak yanlış olur.

'EMRE'YE KAPIMIZ AÇIK'
Atletico Madrid'e transfer olan Emre Belözoğlu'nun yurt dışına gitmesini kendisinin söylediğini aktaran Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: "Emre'nin yıldızı basınla hiçbir zaman barışmadı. Ben cezaevindeyken, Emre'ye 'sen dışarı git rahatla' dedim. Avrupa'da kulüplere ve oyunculara bu kadar baskı yok. Emre gerekirse döner ve kulüpte görev alır. Fenerbahçe'nin kapısı Emre'ye her zaman açıktır."

DKM ARŞİVİ