forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

DİLEK YARAŞ, MAVİ MARMARA KATLİAMININ KİTABINI YAZDI

Aktif .

kirzincirleriDördüncü Kuvvet Medya yazarı Dilek Yaraş, uzun bir çalışma sonunda hazırladığı ve Mavi Marmara katliamını anlattığı kitabı 'Kır Zincirlerini Mavi Marmara' kitap raflarındaki yerini aldı. 

 

 Dilek Yaraş kitapla ilgili şunları yazdı... 

Ötekileştirdiklerimiz hikâyelerini bilmediklerimizdir!

Mavi Marmara baskınında hayatını kaybeden dokuz kişiyi yakından uzaktan tanımayan bir insan olarak onların hikâyelerini öğrenmek ve Mavi Marmara olayını her yönüyle anlamak çabasıyla uzun bir yolculuğa çıktım…

Ufkumu genişleten bu uzun yolculuk boyunca o kadar çok insanla, zaman ve mekân kavramlarının anlamını yitirdiği öyle güzel karşılaşmalar yaşadım ki an geldi bütün bu buluşmaların sanki tek bir yerde ve tek bir zamanda devasa “TEK” bir ruhla yapıldığı duygusuna kapıldım.  Bu ortak ruhu anlatmaya kelimeler yetmezdi ama yine de denedim…

Sonuç olarak da (aslında oldukça uzun ve sancılı bir süreçten sonra) “Kır Zincirlerini Mavi Marmara” adını verdiğim bir kitap çıktı ortaya.

Sancılı süreç derken: hem yazım hem de yayın sürecini kastediyorum.  Aslına bakarsanız kitabın yazımı bir sene önce bitmişti, yani Mavi Marmara olayının birinci yıldönümüne yetişmişti. Hatta, bir çok maceralı ve (çok afederseniz) alengirli reddedilişlerden sonra yayıncı bile bulmuştum ama son anda bir telefon geldi ve kitap mizanpaj aşamasındayken geri döndü. Ardından, “2. filo seferine çıkmadan önce yayınlanır” umuduyla ve en son gelişmelerle güncelleyerek yeni yayıncı arayışına girdim… Üstelik, ben de yeni filoya katılacaktım ve geri dönüp dönemeyeceğimi bilemediğim için de yola çıkmadan kitabı tamamına erdirmek çok önemliydi…

En sonunda çok tanınmış bir gazeteci “benim kitaplarımı basan yayınevi yayınlar bu kitabı” diyerek kitabı aldı. Lafı çok uzatmamak adına ayrıntılara girmek istemiyorum; ama kısaca: “felaket” bir süreç ve inanılmaz bir (yine çok afedersiniz) sahtekarlıkla karşılaşıp kitabın bilinçli olarak engellendiğinden emin oldum, diyebilirim. Doğal olarak, bitmiş ve her şeyiyle güncellenmiş olan bu kitap o anlamlı günde de yayınlanamadı…  Zaten filo da hareket etmedi o da ayrı mesele.

Ben de oturup efkarlanacağıma, ya da içimde öfke bitireceğime“Olanda hayır vardır.” diyerek zamanımı ve enerjimi konuyla ilgili yeni güncellemeleri kitaba eklemeye verdim.

(Bu, trajikomik yayınlanmama hikâyesini ayrıntılarıyla kitaba yazmıştım ama sonra o sürecin karanlık enerjisi kitaba sinmesin diye attım. Henüz tam karar vermedim ama belki de kitabın web sitesinde yayınlarım o süreci anlattığım bölümü. )

Şu anda kitap yeni bir yayıncıda ve mizanpaj aşamasında. İkinci yıldönümüne de yetişmedi ne yazık ki… ama bu sefer elde olmayan nedenlerle… yoksa yayıncıma sonsuz güvenim var.

Her neyse, kitabın “yine” gecikeceği netleşince, tasarımcı arkadaşımla kitabın web sitesini yapmaya ve olayın ikinci yıldönümüne kitaptaki bilgilerden hiç olmazsa bir kısmını gün yüzüne çıkarmaya karar verdim.

www.kirzincirlerinimavimarmara.com

Çünkü: İnanıyorum ki bu kitaptaki bilgiler, anlatılar, hikâyeler “bütünüyle” okunmadan Mavi Marmara olayı hakkında yapılacak her yorum biraz noksan biraz yanlış olacaktır… Zaten kitabın gecikmesinden duyduğum üzüntünün en önemli nedeni de buydu. Medyadaki tartışmaları dinledikçe o kadar çok “Ah, bilselerdi!” diye iç geçirdim ki tahmin bile edemezsiniz.

Nedir bu kitabı bu kadar “biricik” yapan derseniz: “Baskında hayatını kaybeden insanların ailelerinin, yakınlarının anlattıklarıdır.” derim gönül rahatlığıyla. Ve bu anlatılar daha önce hiçbir yerde yayınlanmadı. Evet, olayın ilk günlerinde çeşitli yayın organlarında ulaşılabilen ailelerle söyleşiler yayınlandı, demeçler alındı ama bu kadar özele onların hikâyelerini her yönüyle öğrenecek ve o insanları tanıyacak kadar hiç inilmedi. Böyle bir çalışma, ancak bir kitap kapsamında yapılabilirdi ki benim yaptığım da odur.

Gemide hayatını kaybedenlerin hepsinin yaşadıkları şehirlere gittim, aileleri ve çevreleriyle uzun görüşmeler yaparak, hem benim hem de kamuoyunun kafasındaki soruların cevaplarını aradım. Onlar da hiç çekinmeden ve hiç sakınmadan olanı olduğu gibi anlattılar.

Ölenlerin yakın çevreleri ve filoya katılan gönüllülerle yaptığım bu röportajların yanı sıra Mavi Marmara olayının bütününü anlayabilmek için olayla ilgili pek çok kişi ve değişik çevreyle de görüştüm. Saymadım ama görüştüğüm insanların sayısının “100’’lerce olduğundan eminim. O yüzlerce görüşmeden yine en az 50-60’ını kitaba kattım. Oturup teker teker kaç kişiyle görüşme yaptım diye saymadığım için tam bir sayı veremiyorum ne yazık ki…

Bu kitap ne kitabıdır? diye soracak olursanız bana, yanıtımı bir kerede ve tek kelimeyle veremem maalesef. Klasik kitapların dışında başka bir şey oldu bu, adını siz koyacaksınız. Teknik olarak saha çalışmasına dayanan bir “röportaj” kitabı denebilir belki ama… İçinde anı, gözlem, araştırma vs. gibi pek çok unsuru da barındırıyor…

Hatta, size biraz garip gelebilir ama, bu bir “gazeteci kitabı”dır bile diyemem tam olarak. Tamam ben bir gazeteciyim ve yola (en azından teknik olarak) gazeteci olarak çıktım ama temel motivasyonum gazetecilikten çok insani ve duygusal bir meraktı. Zaten süreç içinde zaman zaman gazetecilik sınırlarını da farkında bile olmadan aştım ve olayın (en azından duygusal olarak) bir parçası haline geldim neredeyse. Kitap kitaplıktan, yaptığım iş de gazetecilikten çoktan çıktı. An geldi, kitap üzerine çalışırken onun kalbi atan bir canlı olduğunu bile hissettim desem belki daha iyi anlarsınız beni… Bendeki duygunun okuyana geçip geçmeyeceğini ise deli gibi merak ediyorum…

Ha, ama şundan da emin olabilirsiniz:  Evet, biraz fazla duygusal bir çalışmaydı duygusal olmasına da duygularım beni gerçekleri takip etmekten ve görmekten alıkoymadı. 25 yıldır gazetecilik yapmanın doğal bir getirisiydi bu herhalde. Ayrıca, yola çok açık bir kalple çıktım ama asla kafamdaki kendi doğrularımı onaylatayım derdinde değildim. Sadece hakikatin peşindeydim. Açıkçası alacağım cevaplardan, resmin tahmin ettiğim gibi olmayabileceğinden de korkuyordum. Ama bu korkuya rağmen ve aynı zamanda bu korku yüzünden iyice dikkatli ve sorgulayıcı oldum.

Her neyse, çok uzattım ve zamanınızı aldım. Kusuruma bakmayın lütfen.

Profesyonel pazarlamacılarla, büyük bütçelerle çalışmıyorum ve pazarlama tanıtım işlerinden hiç anlamam. Daha fenası yayıncım da öyle. Her ne kadar “teknik olarak” profesyonel çalışsalar da son derece küçük bütçelerle ve amatör ruhla iş yapıyorlar. Öyle olmasaydı, bu mektubu size ben yazmazdım, profesyonel bir basın bülteni ulaşırdı elinize değil mi amaJ))

Gerçi ben bu durumdan hiç şikayetçi değilim, çünkü iki yıl boyunca anlatacaklarım içimde birikti, fırsatı bulmuşken yazdıkça yazdım ve bu vesileyle biraz da olsa içimi dökmüş oldum.

Her neyse… işte bu da benim Mavi Marmara çevresinde dolanan hikâyem. Kır Zincirlerini Mavi Marmara’ya desteklerinizi esirgemezseniz çok sevinirim.

www.kirzincirlerinimavimarmara.com

DKM ARŞİVİ

Loading