forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com

KAFES EYLEM PLANINI NEDEN YAYINLAMADILAR?

Aktif .


Taraf'ın yayınladığı "Kafes Operasyonu Eylem Planı"yla ilgili haberler birçok gazete tarafından görmezden gelindi. Hürriyet, Haber Türk, Milliyet, Vatan, Radikal ve Sabah gibi gazeteler planla ilgili hiçbir bilgi vermezken, bu gazetelerin okurları sadece Başbakanlık'tan konuya ilişkin yapılan açıklamadan haberdar oldular.  
 
 
Zaman, Yeni Şafak ve Bugün ise kaos planını manşete taşıdı.
 
Zaman gazetesi "Türkiye'yi bitirme planı" başlığıyla birinci sayfasının büyük bölümünü "Kafes Planı"na ayırdı.
 
Yenişafak ise haberi" Kafes'te iki amiral" başlığıyla manşet yaptı.
 
Bugün gazetesi de kaos planına "Darbe planı 'Kafes'te" manşeti ile birinci sayfasının yarısını ayırdı.
 
Star gazetesi haberi birinci sayfada "Gayrimüslimleri vurup kaos çıkarma planı" başlığı altında iki sütunda görürken, Başyazar Mehmet Altan, köşesini bu konuya ayırdı. Diğer gazeteler ise plandan hiç sözetmeden Başbakanlık'tan yapılan açıklamayı yayımlamakla yetindiler.
 
Gazeteler görmedi köşe yazarları yazdı
 
Sabah ve Radikal gazeteleri kaos planıyla ilgili haberlere yer vermezken, köşe yazarları konuyu sütunlarına taşıdı.
 
Sabah'lan Emre Aköz, Radikarden ise Cengiz Candar, Murat Yetkin ve Türker Alkan köşelerini kaos planına ayırdılar.
 
Cengiz Çandar (Radikal): Bu plan başka
 
Ülkemizin mevcut gündemini ve içinden geçtiği dönemi anlatan saygın bir öğretim üyesi, Amerika'nın yönetici gücü olarak kimilerince öne sürülen 'Askeri-Endüstriyel Kompleks' kavramını hatırlatarak, Türkiye'de on yıllardır 'Askeri Bürokratik Kompleks'ten söz edilebileceğini söyledi,
 
Athisaari ve arkadaşlarının anlamalarını kolaylaştırmak için. Türkiye'de 'Askeri-Bürokratik Kompleksi'nden söz edildiği anda, eş zamanlı olarak 'Askeri-Yargısal Kompleks'ten de söz edilmiş oluyor.
 
Nitekim ertesi sabaha yani düne yine 'askeri yapı'den üreyen yeni bir 'belge' ile uyandık. Taraf gazetesinin imzalı manşeti 'Kod adı Kafes' diye...
 
Mehmet Altan (Star): 'Kurtlar Vadisi'değil
 
Kafes kod adlı "Kaos Planı" maalesef "Kurtlar Vadisi" senaryosu değil... Aynı ile vaki bir cinayet örgütlenme soruşturma süreci...
 
Bu haftaki tüm tartışmaları, gürültü ve şamataları "Kafes Planı"...
 
Ya da... "Ergenekon" üzerinden okuyabilirsiniz.
 
Emre Aköz (Sabah): Cinayete 'Operasyon' deniyor
 
Evet, bildiniz: Cinayetler için 'operasyon' kelimesi kullanılıyor. Olay demiyor, cinayet demiyor, katliam demiyor. Ne diyor? Operasyon! Yani askeri bir terim... Operasyonun amacı neymiş?
 
"Gayrimüslimlerin, irticai grupların hedefi olduğu izlenimini yaratmak..."
 
Murat Yetkin (Radikal): Uyarının muhatabı kim
 
Peki o zaman 'Soruşturmaya ilişkin bilgilerin basında yer alması, soruşturmanın gizliliği ve masumiyet karinesinin ihlalidir' cümlesinin bu açık muhatabı kim? Taraf gazetesi mi? Tabi ki değil.
 
Türker Alkan (Radikal): Delirmiş mi bunlar
 
Planı okuduğumda 'delirmiş mi bunlar,' diye düşündüm, 'sanırım siz de böyle düşüneceksiniz. Evet, ben de "Eğer bütün bunlar gerçekse bu adamlar kafayı üşütmüş olmalı" diye düşündüm.
 
'Umarım doğru değildir' diye de ekledim! Bir ordunun uğraşacağı şeyler değil bunlar, iddialar son derece ağır ve ciddi.
 
MEHMET ALTAN'IN STAR'DAKİ YAZISI
 
Genelkurmay, başbakan ve medya...
 
Bu ülkenin ezilen insanları... Ne yapacak, nereye gidecek, kime sığınacaksınız? Sizi kuşatan bu büyük sessizliği nasıl kıracak, sesinizi nasıl duyuracak, çocuklarınızın hayatını nasıl kurtaracaksınız?
 
Sahte kavgaların suskun figüranları olarak birbirinize düşmanlık edip "efendilerinizin" oyunlarında, sadece onlar istediğinde alkış mı tutacaksınız? z?
 
Bu ülkede, birbirinizden başka sığınacak kimseniz yok.
 
Çocuklarınızı öldürmek için planlar yapıldığında bile bunu sizden saklamaya çalışıyorlar.
 
Bunu görmüyor musunuz?
 
Bugüne dek karşılaştığımız en korkunç, en vahşi, en insafsız plan ortaya çıktığında üzerinize kapanan ağır kapılara çarptığınızda ne hissediyorsunuz?
 
Orduda dehşet verici bir cuntanın planları yakalandı.
 
Koç Müzesi'nde "ziyaretçi çocukları öldürmek için" bomba koydukları anlaşıldı.
 
Cuntanın planlarında söz edilen müzede o "bomba" bulundu.
 
Eğer cunta ortaya çıkarılmasaydı o bomba patlayacak ve tahmin edemeyeceğimiz kadar çocuk ölecekti.Cuntanın planlarında yer alan bir krokide gösterilen "cephanelikler" Poyrazköy'de ele geçirildi.
 
Genelkurmay, bu cuntadan haberdar edildi. i.
 
Bu cuntanın yöneticileri arasında "üç paşa" bulunduğu, planlarda yazıyordu.
 
Üyeleri de üst rütbeli subaylardı.
 
Peki, Genelkurmay, cinayet planları hazırlayan bu cuntayla ilgili ne yaptı?
 
Aralarından birisi emekli oldu, diğerleri görevlerinde duruyor, bazıları ise çok önemli mevkilere getirildi 30 ağustosta.
 
Cunta üyelerinin bazıları sivil mahkemelerde tutuklanıyor ama bu insanların "askeriyedeki" mevkileri zırh gibi sapasağlam.
 
 Merkez medyada 'kuzuların sessizliği' 
 
Genelkurmay hiçbirini "açığa" almadı.
 
Onlar hakkında bir "soruşturma" yaptığını bile söylemedi.
 
Peki, ne yaptı?
 
Bu cinayet planlarını yayımlayan Taraf Gazetesi için "suç duyurusunda" bulundu.
 
"Suçlu" ordunun içinde ama ordu bizim hakkımızda suç duyurusunda bulunuyor.
 
Cunta üyelerine dokunma, cunta üyelerini soruşturma, onları açığa alma, bazılarını önemli görevlere getir sonra da cuntayı açıklayan gazeteyi susturmak için "suç duyurusunda" bulun.
 
Genelkurmay işini yapmıyor.
 
Biz işimizi yapıyoruz.
 
Ve, bizi susturmak istiyor.
 
Bizi susturmak için harcayacakları enerjiyi cuntaları ortaya çıkarmak, cinayet planlarını engellemek, darbecileri ayıklamak için harcasalar daha iyi olur bence.
 
Artık "asker" olmalarının zamanı gelmedi mi?
 
Bu kadar disiplinsiz, içinde bu kadar çok suçlu barındıran bir ordu olabilir mi?
 
Ya "sivil" başbakan... O ne yapıyor?
 
Devleti yönetmekle görevli olan başbakan, yönettiği devletin ordusunda ortaya çıkan cuntayla ilgili ne tür idari tedbirler alıyor?
 
Bu cuntaların hesabını soruyor mu?
 
Dünyanın hangi ülkesinde, ordunun içinde böylesine korkunç bir cunta ortaya çıktığında başbakan, savunma bakanı, genelkurmay başkanı susabilir?
 
Bu insanların kendi halklarına karşı bir sorumlulukları yok mu?
 
Başbakan susuyor, sadece susmakla kalmıyor bir de bizi susturmaya kalkıyor.
 
"Olay yargıya intikal ettiyse bunu kurcalamaya ne gerek var" diyor, "bir gazetede kampanya var. Bu kampanyalar kurumlarımızı zedeliyor, yıpratıyor" diyor, "tahrik ediyor, tahrip ediyor ve biz bunları doğru bulmuyoruz" diyor.
 
Başbakan bize "niye kurcalıyorsun" diye sormayacak, bu onun işi de değil, haddi de değil, o "neden kendisinin kurcalamadığını" anlatacak halkına.
 
Bu ülkenin başbakanı o.
 
Yönettiği ülkenin ordusunda cunta çıktığında bunun gereğini yapmak onun işi.
 
Cuntaları halktan gizlesin diye getirmedi insanlar onu o makama, cuntaları ortaya çıkarsın, "kurcalasın" diye getirdi.
 
Kurcalamaya kendi cesareti yetmiyorsa, bıraksın cesareti yetenler kurcalasın.
 
Biz, onun "siyasi hesaplarına" göre gazetecilik yapmayacağız, o "gerçeklere" göre başbakanlık yapacak.
 
Ya medya...
 
Dünkü gazetelere bir bakın, çocuklarınızı öldürmek için planlar yapan cuntayla ilgili kaçında haber var?
 
Kaç televizyon verdi bu haberi?
 
Çocuklarınızı öldürmek isteyen cuntanın haberini size kaçı duyurdu?
 
Askerî bir medya, çoktan cuntanın yanında yer aldı.
 
Bu ülkenin ezilen insanları...
 
Kürtleri, dindarları, Alevileri, solcuları, demokratları, liberalleri...
 
Bu kuşatmayı nasıl yaracaksınız?
 
Nereye gidecek, ne yapacak, kime sığınacaksınız?
 
Bu insafsız oyunda birbirinizden başka sığınacak kiminiz var?
 
Kiminiz var gerçekten?
 
 

DKM ARŞİVİ