forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com

'ALÇAKLARI TANIYALIM' YAZISINI 11 YIL SONRA BAKIN NE İÇİN KULLANDI?!

Aktif .

 Hürriyet gazetesi başyazarı Oktay Ekşi, Taraf gazetesinde yayınlanan,  'Kafes Eylem Planı'yla ilgili başta Hürriyet olmak üzere bazı gazetelere yöneltilen eleştirilere cevap niteliği taşıyan bir yazı kaleme almış.

Ekşi Kafes Eylem Planı'yla ilgili Hürriyet'in haber yapmamasını, "Sen yayımlarsın, ben yayımlamam. Sana ne? Bizim bildiğimiz 'demokrat'lığın temel ölçüsü, başkalarını kendi tercihlerinde serbest bırakmaktır." diye cevaplamayı tercih etmiş.
 
Ekşi aynı zamanda Taraf gazetesine de isim vermeden sert eleştiriler yöneltmiş...

Ekşi 11 yıl önce yazdığı, meslektaşlarını alçak olarak ilan ettiği ve sonra gerçeklerin ortaya çıkmasından sonra defalarca kez özür dilemek zorunda kaldığı "Alçakları Tanıyalım" başlıklı yazısını da bu haberi gizlemenin gerekçesi olarak göstermiş...

Aynı zamanda Basın Konseyi'nin başkanı da olan Oktay Ekşi'nin yazısını okuyup saklamanızı tavsiye ediyoruz...



....

Bizim bildiğimiz gazetecilikte başkalarını “atlatma” yani onlarda bulunmayan bir haberi verme, iyidir, başarıdır. Gazeteci bu başarısıyla iftihar eder. Onunla da kalmaz. Yeni atlatmaların ardına düşer. Bulursa yeni başarısı nedeniyle tekrar mutlu olur.


Zaten gazeteciliğin en keyifli tarafı da budur.


Ama bu keyif, başkalarını “Sen neden o haberi alıp yayımlamıyorsun?” suçlamasına yol açmaz.


Sen yayımlarsın, ben yayımlamam.


Sana ne?


Bizim bildiğimiz “demokrat”lığın temel ölçüsü, başkalarını kendi tercihlerinde serbest bırakmaktır.


Hayır! Bunlar gibi düşünmezsen, “darbeci”sin. Bunların korosuna katılmazsan, en azından“ulusalcı” (keşke onlar da ulusalcı olsa) yahut “postal yalayıcı” sayılıyorsun.


Hani “demokrasi çoğulculuk üzerinde yaşayan bir rejim” idi.


Bir de “cesaret” tafrası satmazlar mı?


Bu babayiğitler çok değil on sene önce neredeydi? Şimdi üzerine çemkirdiklerinin gölgesine selam durdukları günleri unuttuk mu?



.....


Biz bir tarihte kaynağı resmi makam olan bir habere dayanarak, “Basında PKK ile işbirliği yapan hangi alçak varsa tanıyalım” dedik diye, kıyametleri kopardılar. Kaynağın bizi aldattığını anlayınca o olayda mağdur edilen meslektaşlarımızdan kaç kere özür diledik. Ama hâlâ, “Sen alçakları tanıyalım, başlıklı makaleyi yazmamış mıydın? Nasıl gazetecisin? O haberin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı sorulmaz mı?” diyorlar.



YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

 


 

 

 

OKTAY EKŞİ'NİN 11 YIL ÖNCE YAZDIĞI ALÇAKLARI TANIYALIM BAŞLIKLI YAZISI

 


 

 

 

Alçakları tanıyalım...

PKK'nın sırrı kalmadı. Çünkü Şemdin Sakık isimli şeririn verdiği ifadelerden, PKK ile kimlerin bağlantıları olduğunu, gizlice ne gibi destekler verdiklerini Türk kamuoyu henüz bilmiyor olsa da devlet biliyor:

Başta Almanya olmak üzere, Suriye, İran, Ermenistan ve Yunanistan'la ilişkileri...

PKK'ya destek veren işadamları...

 

PKK'ya destek veren gazeteci ve yazarlar...

PKK'ya destek veren dernek ve vakıflar...

Leyla Zana-Abdullah Öcalan bağlantısı...

PKK-HADEP bağlantısı...

 

PKK'nın parayla, lehine yazı yazdırdığı ve konuşturduğu kişiler...

 

PKK'nın Türkiye'deki gericilerle ilişkisi...

 

Bunlar son derece önemli bilgiler.

Bu bilgilerin ‘‘Şemdin Sakık hakkında yapılan soruşturmanın selameti açısından bir süre daha gizli kalması''mümkündür. Ama konu yargıya intikal ettiği andan itibaren Türk kamuoyu bu bilgilerin tamamını öğrenme hakkına sahiptir.

Gerçekten bilmeliyiz:

Vatanseverlikte kendileriyle yarışılamayan pek fiyakalı zenginlerimizle allame geçinen gazeteci ve yazarlarımızdan hangileri aslında PKK'ya uşaklık yapıyorlarmış.

Bu alçaklardan ‘‘işadamı'' sıfatını taşıyanlar bir yandan Türkiye'nin nimetlerinden yararlanır, bu ülke vatandaşının verdiği paralarla zenginleşirken öte yandan aynı insanlarımızın evlatlarının PKK kurşunuyla ölmesi için bu örgüte yardım ettilerse onları bilmemize kimse engel olamaz.

Keza ‘‘dürüst gazeteci'' veya ‘‘sorumlu aydın'' havalarında, bizleri arkadan hangi alçaklar hançerliyormuş, bilmeye mecburuz.

Şemdin Sakık'tan Türk adaleti elbet eylemlerinin hesabını soracaktır. Ama bize kalırsa Şemdin Sakık, bu saydıklarımızdan daha nitelikli, daha saygı değer adam muamelesi görmelidir.

Çünkü o hiç değilse düşündüğünü saklamıyor. Düşündüğü ne ise o yönde hareket edecek kadar dürüst davranıyor. Örneğin üzerlerinde silah bulunmayan 33 askeri 23/24 Mayıs 1993 gecesi Bingöl-Elazığ arasında otobüsten indirtip öldürtmüş olmanın sorumluluğundan kaçmıyor.

Ya öteki alçaklar!

Kimi alçaklığını saklamak için ‘‘hukuk''u kullandı.

Kimi ‘‘insan hakları'', kimi ‘‘demokrasi'' dedi.

Elbet haklı oldukları yerler de vardı. Ama onların derdi hukuk, insan hakları veya demokrasi değil, ‘‘Kürtçülük'' ve PKKidi.

Şimdi hepsi geride kaldı. Sıra kulaklarından tutup adalete gönderilmelerine veya kamuoyuna teşhir edilmelerine geldi. Onu bekliyoruz.

 

DKM ARŞİVİ