forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com

FATİH ALTAYLI'YLA YAVUZ SEMERCİ'NİN ARASINA 'RAKI' GİRDİ...

Aktif .

fatih_yavuzHabertürk Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı'yla TMSF'nin satışa çıkardığı ve Mey İçki'ye satışı Rekabet Kurulu tarafından durdurulan Burgaz Rakı nedeniyle ters düşen yazar Yavuz Semerci gazeteden ayrılma kararı aldı.İşte Fatih Altaylı'yla Yavuz Semerci'yi karşı karşıya getiren yazılar...




FATİH ALTAYLI'NIN 14 NİSAN TARİHLİ YAZISI

Garipoğlu'na verdiler

HATIRLIYORSUNUZ değil mi,

"TMSF'de Hayyam Garipoğlu lobisi var. Mallarını geri verecekler. Devlete olan borcu baki kalacak" diye yazmıştım.

Bunu yazdığım gün 24 Aralık'tı. Nedense yine haklı çıktım.

O gün şöyle demişim:

"TMSF'de bir Hayyam Garipoğlu lobisi var.

İki kişilik bu lobi, TMSF'nin Burgaz Rakı'yı Hayyam Garipoğlu'na iade etmesi için ciddi ciddi çalışıyorlar.

(...) Dahası, Hayyam Garipoğlu'nun TMSF yönetimine, 'Burgaz Rakı'yı iade edin, hakkınızda açtığım 70 kadar davayı geri çekeyim' tehdidini de iletiyorlar.

Rezalet bununla da sınırlı değil.

TMSF'de iade işlemine karşı çıkanların, 'İade edemeyiz. Zaten TAPDK, Burgaz'ın lisansını iptal etti' söylemlerine de 'Hayyam Garipoğlu, TAPDK'da işi bitirmiş. Biz iade edersek lisansı geri alacakmış' yanıtını veriyorlar."

Bu yazının yazıldığı 24 Aralık'tan bu yana değişen tek şey, Garipoğlu Ailesi'ne Burgaz Rakı dışındaki her şeyin iade ediliyor olması.

Buna yurtdışındaki şirketleri de dahil.

Ortam uygun hale gelince Burgaz Rakı'yı da iade edecekler.

Böylelikle ne olacak biliyor musunuz; Hayyam Garipoğlu'nun Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne verdiği zarar 350 milyon doların da üzerine çıkacak.

Çünkü Hayyam Garipoğlu, Burgaz Rakı'yı geri alınca yıllardır uyguladığı ve defalarca yakalanmasına rağmen paçayı sıyırdığı yönteme geri dönecek.

Kaçak rakı satacak.

Piyasaya çok ucuza bandrolsüz rakı verecek.

Böylece pazar payını yükseltecek ama devlet müthiş bir zarara uğrayacak.

Namusuyla iş yapan, bandrolünü, vergisini doğru düzgün veren üreticiler pazar kaybedecek,

Hayyam Garipoğlu'nun vergi vermeyen Burgaz'ı pazar kazanacak.

Böylece her zaman olduğu gibi dürüstler kaybedecek, devlet, Maliye kaybedecek.

Garipoğlu gibiler kazanacak.

Kazanacaklar ki, Cem Garipoğlu gibi evlatlar yetiştirip bu memlekete armağan edecekler.

TMSF de bu işe aracılık yapacak.

Helal olsun vallahi...

Zeugma mozaikleri gibi
OLACAĞI budur.

Eğer gerçekten demokrasi açılımı yapmaz, oy uğruna birilerini memnun edip, oradan siyasi çıkar sağlama uğruna “parçalı açılımlar” yapar, toplumu dilim dilim bölüp her dilimi birbirinden ayrı paketlerseniz bu olur.

Ne mi olur?

Biri çıkar, Ahmet Türk’ü yumruklar.

Bir diğeri çıkar, Sırrı Sakık’ın eşinin mezarının taşınmasını ister.

Diyarbakır Belediye Başkanı çıkar küfreder.

Sırrı Sakık ona buna söver.

Bir mozaik böyle parçalanmaya başlar.

30 yıldır süren terörün beceremediği işte ancak böyle becerilir.

“Demokrasi” sözünü ağzından düşürmeyenler biraz düşünmeliydi.

“Biz gerçekten demokrasi istiyor muyuz” diye.

Ama gerçekten demokrasi isteselerdi böyle yapmazlardı.

Herkes için demokrasi derler, herkes için özgürlük derler ve yola öyle çıkarlardı.

Toplumu Kürtler, Romanlar, Lazlar, Gürcüler, Ermeniler, Araplar diye bölüp her biri için “ayrı ayrı” demokrasiler isterseniz sonuç budur.

Çünkü niyet, demokrasi değildi aslında.

Kimi oy uğruna, kimi dışarıdan komutla yapıldı tüm bunların.

Oysa özgürlükler parça parça verilmez. Demokrasi gruplara ayrılmaz.

O açılımı, bu açılımı demeden, herkesin açılımı yapılsaydı, 1000 yıllık mozaik, fay hatlarına çevrilmezdi.

Görülüyor ki, artık Türkiye’nin önünde çok zorlu bir süreç var.

Kırılmaya başlayan mozaiği kim nasıl yapıştıracak, artık bilemiyorum.

Zeugma mozaikleri, Ilısu Barajı’nın altında kalacak.

Türkiye mozaiği ise “parçalı açılımların” altında kaldı.

Zeugma’ya sahip çıkanlar var.

Bakalım buna kim sahip çıkacak?



YAVUZ SEMERCİ'NİN 16 NİSAN TARİHLİ YAZISI

Burgaz Rakı’yı Mey İçki almamalı…

Son günlerde Burgaz Rakı’nın Hayyam Garipoğlu’na geri verilmemesi yönünde müthiş bir kamuoyu yaratıldı. Kamu yararı bahanesiyle gerçekleşen haber ve yorumların, aslında ekonomik bir cinayetin perdelenmesine yaradığına inanıyorum.
Olayı kavrayabilmek için kısa bir özet yapmalıyım.
***
Türk rakı piyasası Amerikan menşeli yatırım fonu Texas Pacific Group’a (TGG) ait Mey İçki’nin kesin hakimiyetiyle özel sektöre açıldı. Tekel’in içki bölümü, Nurol/Limak/Özaltın/TÜTSAB tarafından (Mey adıyla) 293 milyon dolara satın alındı. Ve iki yıl sonra bu firmalar, Mey İçki’yi 900 milyon dolara Amerikalı fona devretti. 
***
2004 yılında Mey İçki’nin pazar payı yüzde 99 idi. Yeni Rakı, Tekirdağ gibi yılların markasına kim dayanacaktı ki!
Ama herkes yanıldı.
Bankasına el konulan ve kamuya 350 milyon dolar borcu olan Hayyam Garipoğlu (eşi-dostu adına) Burgaz Rakı’yı kurdu.  Tariş de dahil olmak üzere pazara 10’a yakın farklı özel sektör firması girdi. İnanılmaz bir rekabet başladı. Efe, Beylerbeyi, Fasıl, Burgaz, Ata isimleriyle onlarca yeni rakı ile içki severlerin sofrasına geldi. Ucuz, popüler, premium gibi segmentler oluştu.
Sonra ne oldu?  Pazarın mutlak hakimi Mey hızla pazar kaybetmeye başladı.  2009 yılına gelindiğinde pazar payı yüzde 65’e gerilemişti. İyi de boşalan pazarı kim dolduruyordu?
Doğru bildiniz: Hayyam Garipoğlu’na ait Lüleburgaz’da kurulu Burgaz Rakı… Bu şirketin payı yüzde 25’lerin üzerine çıktı. (Votkada ise  yüzde 50) Bu paya vergi ödemeyerek, sahtekarlık yaparak ulaştığı yolunda iddialar var. Ancak 900 milyon dolar harcama yapan yabancı bir fonun yönettiği Mey’in son 6 yılda kaybettiği pazar payının sadece sahtekarlıkla açıklanması, ekonomik gerçeklere de Türk yargısına da, polisine de, üst kurula da, rakı severlere de büyük bir hakaret sayılmalı.
***
Hikayeye devam edelim:
Hayyam Garipoğlu, TMSF’ye borçlu. TMSF, Garipoğlu’nun attığı adımları takip etmek için Burgaz Rakı’nın yönetimine 17.4. 2008 tarihinde iki üye atıyor. Her şey yolunda. Burgaz Rakı’nın pazar payı dikkate alındığında birkaç yüz milyon dolarlık bir değer ortaya çıktığı yorumları yapılıyor. Garipoğlu bu işten belli ki sıyıracak!
Gerekçeleri tartışılır veya tartışılmaz, TMSF tam bir yıl sonra ani bir kararla, 18.7.2009 tarihinde Garipoğlu’nun tüm işletmeleri gibi Burgaz Rakı’ya da el koyuyor. Ve Burgaz Rakı, TMSF tarafından satışa çıkarılıyor. Tabii bu süre içinde hızla pazar payı kaybettiğini söylemeye gerek yok. İhalede tek bir alıcı var: Mey İçki… Ve Mey, 65 milyon dolara Burgaz’ı satın alıyor. Ancak Rekabet Kurumu bu satın almaya izin vermedi. Ve kurumun 78 sayfalık raporu şu cümlelerle tamamlanır:
“Mey İçki rakı pazarında hakim durumda bulunuyor. Burgaz ise 2. büyük firma. Ve rekabetçi pazar davranışlarıyla bilinen, literatürde de “maverick” (aykırı) firma olarak ifade edilen bir teşebbüs olduğu (Burgaz Rakı) anılan aktörler arasındaki devralma işleminin rakı pazarında hakim durumun güçlendirilmesi ile rekabetin önemli ölçüde kısıtlanacağı sonucunu doğuracağı tespit edilmiştir.”
Mey, bir kez daha Rekabet Kurumu’na başvurur. Bu kez Burgaz Rakı’nın lisansının iptal edildiği, satışın TMSF’nin tahsilatını engelleyeceği ve kamu zararı oluşacağı tezini ileri sürerler. Tabii kimse lisansı iptal edilmişse ve bir kez daha lisans alamayacaksa, niye kendilerinin bu alımı yapmakta ısrarcı olduğunu sormaz. Soru sormaktan çok bu günlerde Garipoğlu’nun Burgaz’ı alma tehlikesinin savuşturulmaya çalışılması moda. Burgaz Rakı’nın büyümesi Garipoğlu’nun değil, kamunun çıkarına aslında. Kimse bu basit gerçeği görmüyor nedense… Kimlerin kamuoyunu nasıl kör ettiğini yarın yazacağım. Şaşıracağınıza eminim…

YAVUZ SEMERCİ'NİN 17 NİSAN TARİHİNDE YAYINLANAN YAZISI

40 katır mı 40 satır mı?

NE garip. Pek çok dostum arayıp, “Hayyam Garipoğlu’nu savunmak sana mı kaldı” diye sitem etti. Demek ki derdimi anlatamamışım. Demek ki bu ülkede gerçeklerin üzerine örtülen ve “İşte gerçek bu” diyerek bize yutturulan şalı çekmek, dostların akıl bariyerlerine takılabiliyormuş.

Halbuki dün yazdıklarım, Rekabet Kurumu’nun (Mey Rakı’nın Burgaz Rakı’yı satın almasına izin vermeyen) raporunda yer alıyor.

İçki sektöründe neler yaşandığını anlamak isteyenler için adeta bir başvuru kaynağı söz konusu rapor. Neyse. Ekonomik güç savaşında bu tip tuhaflıklara alıştık. Mesela başarılı işadamı Cüneyd Zapsu’nun, Mey İçki’nin sahibi olan Amerikalı Fon’un (TPG) danışmanı olduğunu bilmiyordum. Ve Burgaz Rakı’ya TMSF tarafından el konulmadan önce bu şirketi satın almak için Coşar avukatlık bürosunda, Cüneyd Zapsu ve Hayyam Garipoğlu’nun masaya oturduklarını da bilmiyordum. Garipoğlu’nun, Burgaz Rakı’yı 200 milyon dolardan satabileceğini söylemesiyle görüşmenin tamamlandığını da yeni öğrendim.

Kısmet işte. 200 milyon dolardan kapı açılan şirket, TMSF tarafından el konulmasının ardından, ihale yoluyla Mey İçki’ye 65 milyon dolara satıldı. Demek ki fiyatı buymuş!

Lafı uzatmayayım. Rekabet Kurumu raporu, Türk içki sektöründe Hayyam Garipoğlu’nun hiç sevilmediğini ortaya çıkarıyor. Aynı Fatih Altaylı’nın yazdığı gibi, diğer içki firmaları (pazar payları yüzde 2’lerde dolaşıyor çoğunun), “Garipoğlu bu sektörden çıksın da Mey tek başına kalsa da olur” fikrini taşıyor. 40 katır mı 40 satır mı hikâyesi anlayacağınız.

Örneğin, Anadolu Rakı Yönetim Kurulu Başkanı Osman İmre aynen şöyle diyor: “Burgaz Rakı’nın maliyetlerin altındaki satış politikası, Mey İçki kadar bizi de sıkıntıya sokuyor. Burgaz’ın pazardan çıkması adına Mey’in Burgaz’ı satın almasına olumlu bakıyoruz. Mey pazarda tek başına kalırsa hiç değilse fiyatlar artar...”

Sarper Genel Müdürü Bülent Sarper ise “Burgaz’ın 70’lik rakıya uyguladığı 19.90 TL fiyatı sürdürülemez ve maliyetlerin altında. Yine de pazardan çıkması durumunda Mey ile rekabet daha da zorlayacak” görüşünde.

Burgaz Rakı, Amerikalı bir şirkete kafa tutmasının bedelini mutlaka ödeyecek! Umarım, bu bedel ödeme sürecinde, sizin, bizim, hepimizin Garipoğlu’ndan alması gereken 300 küsur milyon dolar buharlaşmaz.

Umarım dostların inşa ettiği bariyerleri yıkmak için yeterli olmuştur bu yazı...

DKM ARŞİVİ

Loading