forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com

MEDYAYA GİREN YENİ PATRONLAR MİLLİYET YAZARINI RAHATSIZ ETTİ!

Aktif .

serpilyilmazMedyaya giren yeni patronlar ve değişen medya düzeni, Doğan Medyası'ndaki bazı yazarları rahatsız etmeye başlamış. Şu ifadeler Milliyet yazarı Serpil Yılmaz'a ait...

"Zaman-STV, Bugün-Kanaltürk, Sabah-ATV ve son olarak da bu halkanın Star gazetesi-Kanal 24’teki yeni ortaklıkla 'güçlenmesi', kamuoyu üzerinde nasıl bir etki bırakır?"

Serpil Yılmaz yazısının hemen başında şunları yazmış:
"Uzun süreden beri medyaya yeni sermaye gruplarının ilgisini izliyoruz. Kimler geliyor? Amaçları nedir? Demokratik ve laik hukuk devleti ilkelerine bağlılık testinden başarıyla geçiyorlar mı?"

SERPİL YILMAZ'IN YAZISININ TAMAMI ŞÖYLE

Sektöre giren medya gruplarının ortak paydası şekilleniyor
Uzun süreden beri medyaya yeni sermaye gruplarının ilgisini izliyoruz. Kimler geliyor? Amaçları nedir? Demokratik ve laik hukuk devleti ilkelerine bağlılık testinden başarıyla geçiyorlar mı?
Uluslararası sermayenin Türkiye’ye ilgisini TGRT’nin satışı sırasında gözlemlemiştik. TGRT’nin bağlı olduğu İhlas Grubu’nun finans şirketleri TMSF operasyonundan nasıl olduysa muaf tutulmuş, sahibi Enver Ören’e yeni bir kaynak yaratma fırsatı verilmişti.
Başarılı olundu; TGRT Amerikalı medya devi News Corp’a satıldı, Fox TV olarak yaşamına devam ediyor.
RTÜK Yasası’na gore belirlenen yüzde 25 yabancı sermaye sınırı hisse operasyonları ile gölgelendi.
Fox, bulunduğu ülkelerde “iktidarlarla uyumlu olma” ilkesine sahip bir gruptu.
Bugün de yerini aldı
2005 yılında Ciner Gurubu ile Ilıcak Ailesi’nden Bugün gazetesini satın alan Koza İpek Grubu’nun patronu Akın İpek, medya sektörünün yeni yüzü olmuştu.
Yakınlarının “Fethullah Gülen cemaatinin saygın ismi“ olarak tanımladığı İpek, “Bence Hocaefendi bu ülkedeki radikal İslamın önündeki en büyük engellerden birisidir“ diyerek, cemaate sıcak baktığını gizlemedi. İpek, 2008 yılında borç batağına saplanan ve Ergenekon davasından tutuklu Tuncay Özkan’ın sahip olduğu televizyon kanalı Kanaltürk’ü de bünyesine katarak, medyadaki pazar payını ekrana taşıdı.
Rekabet şartları aranmadı
En büyük medya operasyonu ise TMSF eliyle yürütüldü.
Etibank’a el koyan TMSF, Sabah-ATV grubunu satmak için ihale açtı. Çok sayıda yerli ve yabancı sermaye grubunun ilgi göstermesine rağmen, ihaleye son aşamada yalnızca Başbakan’ın damadının yönetiminde olduğu Çalık Grubu katıldı.
Rekabet şartlarını oluşturmakla sorumlu olan kamu idaresinin güvenirliliği; hem katılımcı sayısındaki “sınırlılık”, hem de TMSF’nin belirlediği muhammen bedel olan 1.1 milyar doların, bir sent bile üzerine çıkılmadan satılmasıyla zedelendi.
Ahmet Çalık’ın sahibi olduğu Çalık Grubu’nun Türkiye’nin ikinci en büyük medya grubu olmayı “hak edecek” sermaye ve bilgi birikimine sahip olup olmadığı tartışma konusu haline geldi.
İhale bedelinin 750 milyon doları kamu bankalarından sağlandı. Çalık Grubu, yurtdışındaki bir Amerikan bankasından 375 milyon dolar getirdi. Aradaki fark, Katar sermayesinin koyduğu 125 milyon dolar ile kapandı.
Muhalif kadrolar uzaklaştırıldı
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “yakın ilişki” kurduğu Katar’ın, zengin doğalgaz rezervleri ile Türkiye’nin ilgi alanına girmesi beklenirken, medyaya yatırım yapması sürpriz oldu.
Çalık, Gülen’e yakınlığıyla bilinen Zaman-STV Grubu’nun sahibi Feza Yayıncılık şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı Ali Akbulut’un, GAP Tekstil ile Bank Asya’daki ortağıydı.
Akbulut aynı zamanda Çalık’ın yakın aile çevresinde  yer alıyordu; eniştesiydi...
Sabah-ATV’de hızla hükümete yakın kadrolar oluştu, yayınlarda muhalefet eğilimi gösteren yöneticiler işten uzaklaştırıldı.
Star’da ikinci adım
Medyada “iktidar yanlısı” oluşuma, Star gazetesi ve Kanal 24 eliyle zaten bir tuğla konmuştu. Bu grubun sahibi, eski Türkiye İşçi Köylü Partisi yöneticilerinden (TİKP) Ethem Sancak’dı. Bu kez Sancak’ın Fine Group’un sahibi Fettah Tamince ortaklığı gündeme geldi.
Sancak, Star gazetesi ve Kanal 24 hisselerinin yüzde 50’sini satmak üzere Tamince ile masaya oturduklarını söylüyordu.
Sancak “Erdoğan’a hayranım”, Tamince ise “Fethullah Gülen hayran olduğum bir insan, liderliğine güveniyorum” sözleri ile siyasal yelpazedeki yerlerini tanımlamakta sakınca görmeyen ve 2000’li yıllarda yıldızları parlayan girişimcilerdi.
Sancak ile Tamince’nin medyanın yanı sıra sağlık ve eğitim alanında büyümeyi hedefledikleri de açıklamalar arasında yer alıyordu.
Türkiye’nin yanı sıra Ukrayna, Kazakistan, Rusya, Avusturya, Dubai ve Tayland’daki yatırımları ile göz dolduran Tamince, parasının kaynağını soranlara “En iyi yaptığım iş organizasyon” yanıtını veriyordu.
Rixos’un işletmecisi
Tamince üstlendiği milyarlarca dolarlık projeleri, yatırımın yapıldığı ülkelerdeki finans gruplarıyla gerçekleştirdiğini söylüyordu.
Tamince’nin 03.10.2005 tarihli Aksiyon dergisinde yayımlanan şu sözlerine dikkat çekmek isterim:
“Hem iş bilgimi, takımımı götüreceğim, hem iş vizyonunu çizeceğim, yönetim riskini üstüme alacağım, hem de para koyacağım. Dünyada böyle bir şey yok.”
2000 yılında Antalya’da işletmesini aldığı Rixos Hotel Labada (Ahmet Barut’a geçti) ile gündemimize giren Tamince’nin, yurtdışında üstlendiği projelere bulduğu finansman kaynakları ile ilgili bilgiler arşivlerde duruyor.
Hükümete destekçi çizgideki Yeni Şafak ile Vakit’i bu değerlendirmenin dışında tutarken, bu noktada şu soruyu sormayı ise gereksiz bulurum:
Almanya’da açılan “Deniz Feneri e.V davasının” ilgilisi haline gelen Kanal 7 Grubu’nu bir yana koyarsak; Zaman-STV, Bugün-Kanaltürk, Sabah-ATV ve son olarak da bu halkanın Star gazetesi-Kanal 24’teki yeni ortaklıkla “güçlenmesi“, kamuoyu üzerinde nasıl bir etki bırakır?

DKM ARŞİVİNİ GOOGLE'DA ARAYIN

DKM'NİN 1998-2001 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2001-2003 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2003-2009 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN