forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com

MUSTAFA BALBAY, TUNCAY ÖZKAN VE ERGUN POYRAZ İÇİN DEKLERASYON YAYINLADILAR...

Aktif .

meslek_orgutleri

TGC, TGS, TGF, ÇGD, İGC, Basın Konseyi, Basın Enstitüsü Derneği ve Gazeteciler Cemiyetleri Basın Vakfı bir araya gelerek deklarasyon yayınlandı. Deklerasyonun amacı Ergenekon Davası'nda  yargılanan Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan'a destek olmaktı... Deklerasyonda en dikkat çekici isimlerden biri de Ergun Poyraz'dı.. Meslek örgütleri Ergun Poyraz'ı gazeteci olarak değerlendirdi...

Gazetecilerin adil yargılanmadığını savunan ve tutukluluk süresinin cezalandırmaya dönüştüğünü ileri süren basın meslek örgütleri Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nde (TGC) bir araya gelerek bir deklarasyon yayınladı.

Basın meslek örgütleri,  “AİHM kararlarına açıkça aykırı olan bütün tutuklamaların kaldırılmasını istiyoruz. Gazeteci arkadaşlarımız yalnız değildir ve yalnız bırakılmayacaktır” dedi

Gazetecilerin tutuksuz yargılanmasını isteyen basın meslek örgütleri, hükümetten de basın özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına özen göstermesini istedi.

Türkiye’de şu anda cezaevlerinde çok sayıda gazeteci ve basın çalışanı tutuklu yargılanıyor. Tutuklu yargılamalar dışında halen gazetecilerle ilgili 700’den fazla ceza ve tazminat davası mahkemelerde görülüyor. TCK’da basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan 27 hüküm bulunuyor. Bunların arasında özellikle “hakaret” başlıklı 125’inci, “gizliliğin ihlali” başlıklı 285’inci ve “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” başlıklı 288’inci maddeler, gazeteciler hakkında mahkumiyet kararları verilmesinde ön sırayı alıyor. Terörle Mücadele Kanunu’nda ise özellikle 6 ve 7’nci maddeleri gazeteciler aleyhine yoğun olarak kullanılıyor.

“Gazeteciler adil yargılansın” gündemiyle yapılan toplantıya TGC Başkanı Orhan Erinç, Genel Sekreter Sibel Güneş,  Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanı Ercan İpekçi, Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) Genel Başkanı Atilla Sertel, Gazeteciler Cemiyetleri Basın Vakfı Başkanı Yılmaz Karaca, Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) adına Nazım Alpman, Basın Enstitüsü Derneği Başkanı Ferai Tınç, İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGF) Başkan Yardımcısı Ali Ekber Yıldırım, TGC Basın Konseyi Başkanı Nail Güreli, TGC Hukuk Danışmanı Fikret İlkiz ve Basın Konseyi Yüksek Kurulu Üyesi Av. Turgut Kazan katıldı. Deklarasyona gazeteci Altan Öymen, Şükran Soner, Mine Kırıkkanat, Merdan Yanardağ,  TGC yönetim kurulu üyeleri Gülseren Güver ve Recep Yaşar da  destek verdi.

Toplantıda ayrıca 25 Ağustos Çarşamba günü tekrar bir araya gelinmesi kararlaştırıldı.  

DEKLARASYONUN TAM METNİ ŞÖYLE:

Türkiye’de şu anda cezaevlerinde çok sayıda gazeteci ve basın çalışanı tutuklu yargılanıyor. Tutuklu yargılamalar dışında halen gazetecilerle ilgili 700’den fazla ceza ve tazminat davası mahkemelerde görülüyor. Gazetecileri mesleklerini yapmaktan alıkoyan hapis cezası Türkiye’de basın özgürlüğünü tehdit etmektedir.

Silivri’de süren Ergenekon davalarında 6 gazeteci yargılanıyor.  Hepsi soruşturmanın başından beri tutukludur. Savcılar soruşturmaları tamamladı, delilleri topladı, iddianameleri hazırladı. Davalar açıldı, duruşmalar sürüyor. Mahkeme başkanı lehte oy vermesine rağmen, gazetecilerin tahliye talepleri sürekli reddediliyor. Bazılarının tutukluluk süresi 2 yılı buldu. Açıkça görülüyor ki, tutuklama tedbir değil, cezalandırma aracı haline geldi.

Yargılama sonunda belki de suçsuzlukları ortaya çıkacak olan Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Deniz Yıldırım, Ufuk Akkaya, Hikmet Çiçek, Emcet Olcaytu ve Ergun Poyraz en 8-10 seneye mahkum olunca yatacak kadar uzun süre bu yüzden tutuklu kaldılar.

Bu yaşananları, “Hukuk devleti” ve “hukukun üstünlüğü” adına savunmaya çalışanlara anımsatmak isteriz.

Türkiye’nin geçmişindeki 33 yıllık Abdülhamit istibdadı, İstiklal Mahkemeleri dönemi, Takrir-i Sükun Kanunu dönemi, Tek parti dönemi ve Demokrat Parti dönemi dahil hiçbirinde hapse atılmış gazeteciler Ergenekon soruşturması bağlamında olduğu kadar uzun süre tutuklu kalmadılar.

Gazeteciler açısından bu uzun tutukluluk süresinin tek örneği hükümetin her fırsatta eleştirdiği ve şimdi “intikam” almaktan söz ettiği 12 Eylül 1980 darbesi dönemindeki “Barış Derneği” davasında görülmüştür.

Kişi özgürlüğü en temel özgürlüktür. 1982 Anayasası’ndaki 19/7 maddesine göre tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı, soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakkı vardır. Aynı hakkın kaynağı olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 5-6. maddesinde kişi özgürlüğü en geniş anlamda korunmaktadır. Biz; AİHM kararları doğrultusunda bir uygulama bekliyoruz. AİHM kararlarına açıkça aykırı olan bütün tutuklamaların kaldırılmasını istiyoruz.

Gazeteci arkadaşlarımız yalnız değildir ve yalnız bırakılmayacaktır.

Basın meslek örgütleri adına kamuoyuna saygıyla duyurulur.

MESLEK ÖRGÜTLERİ BAŞKANLARI NE DEDİ?

Basın özgürlüğü  hepimiz için gerekli

TGC Başkanı Orhan Erinç, “Biz masumiyet karinesinden yola çıkarak, tutuklu yargılamanın kurallara ve insan haklarına aykırı olduğunu söylüyoruz” dedi. Basın Enstitüsü Derneği Başkanı Ferai Tınç ise basın özgürlüğünün Türkiye’de hangi görüşten olursa olsun herkes için gerekli olduğunu vurguladı

Basın meslek örgütlülerinin temsilcilerinin hazırladığı ortak deklarasyonu TGC Başkanı Orhan Erinç okudu.  TGC Lokali’nde yapılan basın toplantısına TGS Başkanı Ercan İpekçi, TGF Genel Başkanı Atilla Sertel, Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi,  Basın Enstitüsü Derneği Başkanı Ferai Tınç ve Gazeteciler Cemiyetleri Basın Vakfı Başkanı Yılmaz Karaca’nın katılımıyla yapıldı. Deklarasyonun okunmasından sonra basın meslek örgütlerinin temsilcileri basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Basın meslek örgütleri olarak politikayla ilgilenmediklerinin altını çizen TGC Başkanı Orhan Erinç, “Biz masumiyet karinesinden yola çıkarak tutuklu yargılamanın kurallara ve insan haklarına aykırı olduğunu söylüyoruz. Kimin suçlu olduğunun, kim olmadığının yargılama sonunda ortaya çıkacağına güveniyoruz. Burada gazeteci arkadaşlarımıza yöneltilen suçlamaların kaynağını gazetecilik mesleği faaliyetleri nedeniyle yaptıkları çalışmalar oluşturuyor. Biz niçin yargılanıyorlar diye sormuyoruz. Bu arkadaşlarımız ‘niçin AİHM kurallarına göre yargılanmıyorlar?’ diye soruyoruz” diye konuştu.

Erinç, basın meslek örgütlerinin yalnızca Silivri’de yargılanan gazetecilerle ilgilenmediğini, bütün gazetecilerin çalışma koşullarının ifade özgürlüğü kapsamına oturtulmasını sağlamak için çalışmalar yaptıklarını vurguladı.  Son dönemde TGC’nin de çabaları sonucu Ceza Muhakemesi Yasası’nda gazetecileri de yakından ilgilendiren önemli değişiklik olduğuna da dikkat çeken Erinç,  “Hükmün açıklanmasının ertelenmesi ile ilgili uygulamada birçok meslektaşımız mahkum edildi, ama hükümleri açıklanmadı ve onlara ‘bir daha suç işlerseniz bu cezayı da yatarsınız’ denildi. Bu uygulamada yapılan değişiklikle hükmün açıklanmasının geri bırakılması, artık sanığın uygulamayı kabul etmesi koşuluyla uygulanabilecek. Yapılan değişikliğin en önemli yönlerinden birini de sanıkların mahkumiyet kararlarına Yargıtay’a başvurarak itiraz etme hakkını elde etmeleri oluşturuyor” dedi.

Basın Enstitüsü Derneği Başkanı Ferai Tınç ise basın meslek örgütleri olarak Türkiye’de basınla ilgili davalarda, gazetecilerin yaptıkları haberler, yazdıkları yazılar nedeniyle hapis cezalarına çarptırılmalarına karşı çıktıklarının altını çizdi. Tınç, şunları ifade etti: “Bu günkü tabloya baktığımızda gazetecilerin yazıp söylediklerinden çok yatkın oldukları düşüncelerin devlet tarafından sakıncalı görülmesi nedeniyle yargılandıklarını ya da çeşitli örgütlenmeler içinde ilişkilendirildiklerini görüyoruz. Gazeteciler hakkında hazırlanan iddianamelere baktığımız zaman ise gazetecilik faaliyetleri çerçevesinde yapılan gizli belgeler, konuşmalar çerçevesinde hazırlandığını görüyoruz. Arkadaşlarımızın mesleki özgürlüklerinin kısıtlandığını düşünüyoruz. Bu nedenle onlara verilen hapis cezasının Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğünü tehdit eden örnekler olarak değerlendiriyoruz. Basın özgürlüğünün Türkiye’de hangi görüşten olursa olsun hepimiz için gerekli. Basın özgürlüğü önünde çok ciddi engeller var. Bunların ortadan kalkması  için yasal düzenlemeler gerekiyor. Basını susturacak ağır hapis cezası, ağır tazminat cezalarının derhal kaldırılması gerekiyor. Bu konuda hangi amaçla olursa olsun kim en ufak bir adım atıyorsa biz gazetecilerin onun yanında yer alması gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle bu toplantı yalnızca burada adı geçen meslektaşlarımızla ilgili değil. Adlarını sayamadığımız meslektaşlarımızın durumlarını da gündeme getirecek bir ilk adım. Bu toplantıyla basın meslek örgütleri arasında ilk kez bir sinerji yaratılıyor.”

Basın meslek örgütlerinin hangi düşünceden ya da siyasi görüşten olursa olsun basın ve ifade özgürlüğü açısından herkese eşit bir noktada durduğunu belirten TGF Genel Başkanı Atilla Sertel,  “Burada birçok basın meslek örgütünün temsilcileri bulunuyor. Basın meslek örgütleri olarak meslektaşlarımızın durumlarıyla ilgili değerlendirmeler yapıp yayınlıyoruz. Ancak bunlar yalnızca kendi internet sitelerimizde ya da başına bir hal gelen arkadaşımız hangi kurumda çalışıyorsa orda yer alıyor” dedi.

TGS genel Başkanı Ercan İpekçi, tutuklu ve tutuksuz yargılana gazetecilerle ilgi TGS tarafından hazırlana listeye değinerek, “Bu listede yer alan ilk 48 isim tutuklu olan gazeteciler. Bunların arasında Ergenekon davasından yargılananlar olduğu gibi başka davalardan yargılananlarda var. Terörle Mücadele Kununu kapsamında terör örgütü üyesi olmak ve terör örgütü propagandası yapmak en yaygın suçlama. Ancak biz tüm meslektaşlarımızın gazetecilik faaliyetleri nedeniyle hapiste tutulduklarına inanıyoruz” dedi. Basın meslek örgütleri olarak 22 Mayıs’tan bu yana “Gazetecilere Özgürlük” kampanyasını yürüttüklerini anımsatan İpekçi,  22 Haziran’dan bu yana da bütün gazetecilerin imzasına açık olan bir imza kampanyası yürüttüklerini ifade etti.  

“TMK ve TCK’nın bir sonucu olarak elimizde 90 kişilik bir gazeteci vakası var” diyen İpekçi, şunları söyledi: “Tutuklu gazetecilerin durumu ile ilgili hazırladığımız  liste bizim tespitlerimize göre asgaridir. Bu liste her gün değişiyor, her gün yeni vakalar ekleniyor. Dolayısıyla hepimizin ayrım göstermeksizin sahip çıkması gereken bir olayla karşı karşıyayız. Önümüzde belki yargıdan kaynaklanan ama temelde kanunların yanlış yazılmasından kaynaklanan bir sorun var. Yürürlükteki TCK mevcut hükümet döneminde çıkarıldı. Basın örgütleri gerekli uyarıları başından yaptı ve cezaevleri gazetecilerle dolacak dediler. Hükümet yargılamayı ve içtihatları görelim dedi ve şu an görüyoruz sonuç bu. Bu sayılar önümüzdeki süreçte daha da artacak. Adalet Bakanlığı’ndan ve basın kuruluşlarının hukuk müşavirliklerinden edindiğimiz bilgiler neticesinde devam edilen 700’ü aşkın yargılama olduğunu biliyoruz. Bu gün verdiğimiz listedeki rakamlar cüzi miktarlardır ve Türkiye daha vahim bir noktaya doğru gidiyor. Burada benim gazetemin çalışanı, senin gazetenin çalışanı, bu davadan yada şu davadan yargılanıyor gibi bir ayrımı gözetmeksizin hep birlikte sahip çıkmak durumundayız. Yoksa geleceğimizi hep birlikte cezaevlerinde mahkumiyetle geçirmek durumunda kalacağız. Bu bir utançtır. Bu gazeteciler açısından bir utanç değildir. Fikir özgürlüğünün basın özgürlüğünün mücadelesini veren arkadaşlarımız açısından bir nişandır ama Türkiye için bir utançtır. Bu utançtan kurtulmakta parlamentonun, hükümetin görevidir.”


DKM ARŞİVİ