forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com

VATAN AĞCA'YLA RÖPORTAJ YAPMAK İÇİN UZUN SÜRE PEŞİNDEN KOŞMUŞ!

Aktif .

mehmet_ali_agca_trtTRT Haber'de Rıdvan Memi'nin Kozmik Oda programına çıkan Mehmet Ali Ağca'nın hapisteyken 2006 yılında Doğan Grubu gazetelerinden Vatan'a röportaj verdiğini biliyor musunuz? Röportajı yapmak için uzun süre Ağca'nın peşinde koşan Vatan muhabiri, Ağca'nın şartlarını kabul etmiş. Röportaj gazetede şu şekilde sunulmuş: Dünya medyası onun peşinde. O VATAN'ı seçti... 

Milliyet gazetesi başyazarı Güneri Civaoğlu'nun 1997 yılında röportaj yapmak için Mehmet Ali Ağca'ya 20 bin dolar ödediğinin ortaya çıkmasından sonra Vatan Gazetesi'nin de Ağca'yla röportaj yapmak için uzun süre peşinden koştuğu ortaya çıktı. Vatan gazetesi'nin para verip vermediğini bilmiyoruz ancak muhabirin anlattığına göre, röpojla ilgili bayağı müzakere yapılmış.

11-12-13-14 OCAK 2006 TARİHLERİNDE DÖRT GÜN BÖYUNCA YAYINLANAN RÖPORTAJ'IN ARKA PLANINI MUHABİR HİLAL ÖZTÜRK ŞU ŞEKİLDE ANLATIYOR...

Dünya medyası onun peşinde. O VATAN'ı seçti. 25 yıldır hücrede sırlarıyla yaşayan Ağca merak edilen bütün soruları cevaplandırdı.

Mehmet Ali Ağca'yla röportaj fikri, 'Papa Suikasti'ni anlatacağı bir kitap yazacağını öğrendiğimde ortaya çıktı. 25 yıllık sırrını açıklayacak ve Papa'yı niye öldürmek istediğini anlatacaktı. Bu elbette bir gazeteci için heyecan uyandıran bir haberdi. Kitabı hakkında bilgi almak için avukatlarıyla bağlantı kurdum. Eski Avukatı Şevket Can Özbay aracılığıyla Ağca'yla temasa geçtim. Kitabıyla ilgili sorularımı cevaplandırmasını istedim. O da yanıt verdi. Bu konudaki haber 6 Eylül 2004 tarihli VATAN'da yayınlandı. Bundan sonra asıl isteğime ulaşmak için girişimlerim başladı. 22 yaşında girdiği tek kişilik hücrede 47 yaşına gelmiş ve tahliye olmaya hazırlanan bir suikastçının değişimini görmek, kamuoyu için hala bir muamma olan Ağca'yı çözümlemeye, içinde yaşadığı olayların üzerindeki giz perdesini kaldırmaya çalışmaktı amacım.

15 Eylül 2004'te Ağca'nın Avukatı Mustafa Demirbağ'la görüştüm ve kendisinden sorularıma cevap vermesini istedim. Avukatı da Ağca'ya bu isteğimi ulaştırdı. Ağca röportajı kabul etti ama şartları vardı. Sorularımı gönderdikten sonra, kendi el yazısıyla hazırlayacağı röportaj metnini, tek satırına bile dokunmadan yayınlamamızı istedi. İmla kuralları hariç anlam bozukluklarına bile dokunmamamızı istiyordu. Benim sorularımla yetinmeyeceğini, kendi hazırladığı sorulara da cevaplar vereceğini bildirdi. Ağca çok titiz davranıyordu ve avukatıyla yaptığı her görüşmeden sonra yeni şartlar sunuyordu. Tüm bu süreç 4 ayımı aldı. Sonunda Ağca söz verdiği gibi röportaj metnini tamamladı. Röportaj metni Ağca'nın el yazısıyla, tam 43 sayfaydı. Ona gönderdiğim 20 sorunun bir kısmı cevapsız kalmış ya da bir kaç kelimeyle geçiştirilmişti. İpekçi suikastıyla ilgili bütün sorulara ise "bunlar çok konuşuldu" diyerek yanıt vermedi. Ağca daha çok kendi sorularına yanıt vermeyi tercih etmişti. Bundan bir yıl önce Ağca'nın el yazısıyla soru-cevap metni elimize geçti. Metin bütünüyle, 47 yıllık ömrünün 25 yılını hücrede geçirmiş bir terör suçlusunun "ruh halini" yansıtıyordu. Röportajın küçük bir bölümünü Papa'nın ölümü üzerine yayınladık. Şimdi de dünya medyasının tahliye olur olmaz konuşmak için birbiriyle yarıştığı sırada, kendisine söz verdiğimiz gibi, güncelliğini kaybetmiş küçük bölümler dışında röportaj metnine hiç dokunmadan yayınlıyoruz.

İşte Ağca'nın VATAN'a anlattıkları.

Sıradan bir Papa suikastçısı değilim

* Tam 26 yıldır dünyanın gündemindesin. Fakat dünya kamuoyu, "Ağca kim?" sorusuna henüz inandırıcı bir yanıt alamadı. Mesih mi, meczup mu, CIA ajanı mı?
Ben Tanrı değilim. Haşa..! Milyar kez haşa..! Ben Tanrı'nın oğlu değilim. Haşa..! Milyar kez haşa..! Mesih demek Tanrı'nın kölesi demektir. Kainat da mevcut olan bütün yaratıkların arasındaki evrensel hiyerarşi içerisinde ben Mesih Mehmet Ali Ağca, sadece Tanrı'nın birinci kölesiyim. Bu çerçevede Tanrı'nın birinci evrensel sözcüsüyüm. Bu dünyadaki geçici mevcut durumda ise ben Ağca her insan gibi tabiat kanunları çerçevesinde yaşaması gereken etten ve kemikten bir insanım.

* Papa suikastına kim, niçin karar verdi?
13 Mayıs 2000 günü Fatima kasabasında bir milyon Hıristiyan'ın ve dünyanın medyasının huzurunda Vatikan devlet zirvesi şu tarihi açıklamayı yaptı: "Hıristiyanlık tarihinin en büyük sırrı olan üçüncü sırrın merkezinde Ağca'nın Papa'ya suikastı var." Vatikan bu tarihi açıklamayı daha önce İtalya'nın en büyük ve saygın gazetesi Corriere Della Sera'ya fısıldamış idi. Evet 16 Ekim 1986 tarihli Corriere Della Sera gazetesinin birinci sayfasındaki Luigi Accattoli imzalı başmakalede şunlar yazılı: Papa 13 Mayıs 1981 suikastını Tanrı'nın işareti, Tanrı'nın acısı ve Tanrı'nın ıstırabı olarak tanımlıyor.

* Tarihi Ağca-Papa görüşmesini kim istedi, kim karar verdi?
Papa bizzat İtalyan hükümetine başvurdu ve 'Ağca ile görüşmek istiyorum' dedi. Bazı İtalyan bürokratlar cezaevine gelip bana durumu bildirdi. Ben de memnuniyetle 'Papayla görüşmek isterim' dedim. Dünya medyasının görüşmeyi izlemesine de ben Ağca ve Papa birlikte karar verdik.

* Papa ile ne konuştunuz?
Yaklaşık yarım saat süren görüşmede sadece dini konular üzerinde konuştuk. Papa'ya şöyle dedim; 1 Mayıs 1983 gecesinde Tanrı ile konuştum. Papa bana, 'herşeyi anlat, nasıl oldu bilmek istiyorum' dedi. Ben de anlattım. Bana ilahi vahiy geldi. Tanrı bana Mesih İsa'nın çarmıha gerilişini, dirilişini ve Tanrı katına ruhani vücutla yükselişini ilahi bir televizyon vasıtasıyla gösterdi ve Tanrı bana dedi ki, Mehmet Ali Ağca sen ebedi mesih olarak yaratıldın.

* Papa bu sözlere inandı mı?
Kesinlikle inandı. Çünkü zaten o sıralarda Vatikan'ın bir kısmı benim (mesih mi? deccal mi?) olduğunu tartışıyordu. Papa görüşmemizin ardından dünya televizyonlarında kayıtlı İtalyanca şu sözleri söyledi: "Kendisine inandığım, güvendiğim bir kardeşimle görüştüm. Görüşmemiz olağanüstü oldu, muhteşem oldu. Bugün tarihi bir gün. Ağca ile görüşmemi Tanrı istedi." Evet Papa'nın dünya televizyonlarında kayıtlı bu İtalyanca sözleri bunlar. Şunu da hatırlatayım ki Ben Ağca İtalyanca'yı Türkçe'den daha iyi yazıp konuşuyorum. Yani zerre kadar bir tercüme hatası yok. -Ağca ile görüşmemi Tanrı istedi- sözü üzerinde düşünün ey insanlar, iki bin yıllık Vatikan ve papalar tarihinde bu tip bir görüşme ve konuşma yoktur. Şayet ben Ağca sıradan bir Papa suikastçısı olsaydım, bu görüşme ve bu sözler asla gerçekleşmezdi.

* Neden Vatikan ile uzlaşarak Papayla birlikte bu manevi kültür mücadeleni yürütmeyi düşünmedin.
Vatikan ve Papa bana şöyle dediler ; "Katolik Hıristiyan olmak şartıyla gel Vatikan'ın zirvesine yerleş, Papa ile beraber Hıristiyanlık dünyasını yönet. Reddettim. Tek başıma hücrelerde kalmayı tercih ettim. Bunu Vatikan'ın ve Papa'nın iyiliği için de yaptım. Vatikan insan tanrı masallarıyla hem kendisini, hem milyarlarca insanı aldatıyor. Evet insan tanrı yok asla. Ben Papa'yı seviyorum. Papa'yı ve Vatikan'ı şirk günahından kurtarmak istiyorum. Teslis yok. (Hıristiyanlıkta Tanrı'nın 3 öğenin birleşmesinden oluştuğuna inanma) Bu bir masal. Papa en az elli kez şöyle dedi. İbrahim Peygamber'in tek Tanrı'sı etrafında birleşip dua edelim. Ben Vatikan'dan bu sözün her gün her yerde hatırlanıp teslis yalanını yok etmesini istiyorum. Vatikan Sovyetler Birliği gibi çökmekten korkmasın. Çünkü teslis yok olsa da tevhid hristiyanlığı vasıtasıyla Vatikan hayatta kalabilir.

http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=68425&Categoryid=1


* Hangi hak ile nasıl bir İncil yazmak istiyorsunuz?
Tanrı'nın evrensel sözcüsü olarak ben Mesih Ağca gerçek İncil'i yani tevhid İncili'ni yazmak ve dünyaya bildirmek yetkisine sahibim. Bu Mesih Ağca İncil'i yahudilerden, müslümanlardan ve tevhid inancına yaklaşan Hıristiyan gruplar tarafından kabul edilecek bir İncil. 20. Yüz Yıl'ın en büyük dehalarından matematikçi, mantıkçı, filozof, Nobel Edebiyat Ödülü kazanmış Bertrand Russel, 66 bölümden oluşan sözde Mukaddes Kitabı baştan sona okudu, inceledi ve dünyayı sarsan şu sözleri söyledi: "Mukaddes Kitap sadece şeytanın kitabı olabilir." Bu korkunç sözü dünyaya haykıran Bertrand Russel bir budist değil, bir Hindu değil, fakat Hıristiyan bir İngiliz ailenin çocuğu. Bertrand Russel biraz haklı, biraz haksız, çünkü yazılış, sayfa şekline göre iki-üç bin sayfayı bulan Mukaddes Kitap'ın içindeki Tanrı sözleri yüz sayfayı aşmaz, geriye kalan sözler insanların masalları, yorumları vesaire. Şimdi ben Mesih Ağca biricik ilahi İncil'i yazdığım zaman Avrupalı ve Amerikalı ilahiyatçılar özellikle yahudiler, bilim adamları özellikle dil bilimciler ve mantıkçılar toplansınlar bir komisyon oluştursunlar ve bu komisyon hem 66 bölümden ibaret olan Mukaddes Kitabı özellikle dört İncil'i ve Mesih Ağca'nın yazacağı Tanrı İncil'ini birarada incelesin, değerlendirsinler. Dünyaya hangi kitabın daha gerçek ve mantıklı olabileceğine dair bir fikir bildirsinler.

* Bu İncil'den telif hakları almayı düşünüyor musunuz?
Hayır. İncil'den telif hakkı almak asla düşünülemez. Yaklaşık 80-90 sayfalık bu kitabı bütün dünyada ilk etapta 100 milyon kopya dağıtmayı düşünüyorum. Mesela İngiliz The Sun Gazetesi ve Alman Bild Gazetesi ile aynı günde Almanya ve İngiltere'de 10 milyon The Sun ve Bild okuruna bedava İncil dağıtmayı planlıyorum.

Finansör bulunur
* 100 milyon kopya İncil dağıtmak projenizi nasıl finanse edeceksiniz?
80-90 sayfalık bir İncil'in maliyeti bin doları aşmaz. Unutmayın ki Fransız Sanayici Jean Paul Cartier Vatikan'a iki milyar dolar bağışladı. Ben Tanrı İncili'nin yüz milyon kopya dağıtımını üstlenecek birilerinin bulunacağına inanıyorum. Mesela Yahudi dostlar, mesela mason dostlar ki yeni bir dünya düzeni, yeni dünya maneviyatı için mücadele ediyorlar. Bunun için Vatikan İncili'ni ve idelolojisini tarihin müzesine yerleştirmek şart ve böylece ortay çıkacak manevi boşluğu her beraber dolduralım. Mason dostlar bana bu dünya mücadelemde yardım ederler umarım. Çünkü tek Tanrı-Kainatın yüce mimarı-adına ben masonları da özellikle Avrupalı ve Amerikalı masonlara sesleniyorum. Evrensel kardeşlik için, Hıristiyan kardeşlerimizi şeytani evanjelist tarikatın zulmünden, manevi esaretinden ve Vatikan'ın 2 bin yıllık hatalarından kurtarmak için ben Mesih Ağca, yahudiler, masonlar, tevhid Hıristiyanları en kısa zamanda 100 milyon adet gerçek İncil Tanrı İncil'i dağıtmalıyız.

Mesih de olsam insan gibiyim aşık olabilirim
* Hiç aşık oldun mu? Hiç aile ve çocuk özlemi hissettiniz mi?
Neden olmasın ki? Mesih olsam da nihayetinde insan şeklindeyim ve bütün insanlar gibi biyolojik bir hayat yaşıyorum. Fakat herşeyden önce ben evrensel misyonuma, ülküme, idealime aşık olmak zorundayım.

* Ağca KGB ajanı, Ağca CIA ajanı iddialarına nasıl cevap veriyorsun?
Bu tip iddiaları normal karşılamak lazım. Çünkü Papa suikasti sonrasında Ben Mesih Ağca, Vatikan ve Amerika komünizme karşı yürütülen soğuk savaş çerçevesinde komünist Bulgaristan ve Sovyetler Birliği'ni suçladık. Papa suikastinin ardında Sovyetler Birliği var masalları anlattık. Tabiatıyla bu masalların ardından Ağca KGB ajanı mı, CIA ajanı mı soruları ortaya çıktı.

* Cezaevindeki bir günü nasıl geçiyor?
Bilindiği gibi tam 25 yıldan beri tek başıma hücrelerde, tecritlerde çile çekiyorum. Herşeye rağmen Tanrı'ya şükürler olsun diyorum. Günlük hayatıma gelince. Sabahları erken kalkıyorum. Haftada iki veya üç gün birer saat spor yapıyorum. Genellikle yoğurt ve meyveden ibaret olan sabah kahvaltımı yaptıktan sonra aralarında VATAN'ın da olduğu 12 adet gazeteyi okuyup inceliyorum. Sadece spor, müzik, belgesel ve haber programları olmak üzere günde ortalama 2 saat televizyon seyrediyorum. En geç akşam dokuzda yatıp uyumaya çalışıyorum. Hemen hergün bu şekilde geçip gidiyor.

* En çok kimlerden mektup alıyorsunuz?
Haftada ortalama iki tane mektup alıyorum. Genellikle tanımadığını şahıslar yazıyor. İnsanların bana mektup yazması için özel bir sebep yok.

* Eski arkadaşların ziyaretine geliyor mu?
Hayır hiç kimse ziyaretime gelmedi. Zaten ziyarete gerek yok. Neyi görüşüp konuşacağız ki. İtalya'da ben bambaşka bir dünyanın insanı oldum.

* Mesih olduğunuzu açıkladınız. Kıyametin ne zaman ve ne şekilde kopacağını anlatır mısınız?
Kıyametin tam olarak ne zaman ve nasıl kopacağına dair şimdilik kesin bir bilgim yok. Çünkü bana Tanrı tarafından verilen ilahi bilgi kıyamet konusunda şu kadar; Kıyamet kesinlikle bu nesil içinde kopacak. Yeryüzündeki bu son insanlık nesli 1958 yılı ile başladı. Bundan öte
bir şey bilmiyorum. Bu son nesil 70 yıl mı, 90 yıl mı yoksa daha az mı daha çok mu sürecek bilmiyorum. Tanrının dünyanın sonunu nasıl getireceğini ve kıyametin insanlığı yeryüzünde nasıl yok edeceğini bilmiyorum. Bu konularda insanlara bildirmem gereken yeni ilahi bilgiler bana vahyedilirse ben de Mesih olarak vazifemi yapar ihali mesajı dünyaya ilan ederim.

* Kendini Mesih ilan ettiğin zaman Vatikan nasıl bir tepki gösterdi?
27-28 Mayıs 1985 günü dünya medyasından yüzlerce gazeteci Vatikan hükümetinin adamlarını soru yağmurunu tuttu. "Ağca doğru mu söylüyor?", "Ağca yeni mesih mi?", "Kıyamet nesli içinde miyiz?", "Papa suikastı üçüncü sır ile bağlantılı mı?" v.s.. Evet bu sorulara bir tek Vatikan cevap verdi ki o da şu: Vatikan'ın ve Papa'nın resmi sözcüsü Navarro Valls 28 Mayıs 1985'te dünya medyasına şu resmi açıklamayı yaptı: "Yorum yok. Vatikan'ın suskunluğu mutlak olacak."

Evet Vatikan bu resmi açıklamadan başka tek bir kelime söylemedi ve bazı Amerikalı, Avrupalı televizyonlar, gazeteler şöyle dediler: "Mehmet Ali Ağca'nın dünyayı şaşırtan sözleri, açıklamaları karşısında Vatikan'ın mutlak suskunluğu tercih etmesi inanılır, izah edilir bir davranış değil."

Evet, bütün bunlar yaşanmış olaylar ve gerçekler. Şimdi akıl ve mantık sahibi insanlar şöyle bir soru soranlar kendilerine: Hristiyanların merkezi Roma'da dünya medyasının huzurunda Mehmet Ali Ağca kendisini mesih ilan ediyor ve Vatikan "suskunluğumuz mutlak olacak" diyor. Bu ne biçim bir davaranış böyle?... En azından Vatikan nazikçe şöyle diyemez miydi?: Ağca hayaller içinde yaşayan, gerçeklerle masalları birbirine karıştıran bir insan.

* Ahiret odaklı bu tip mesajlarında yalnızlığın ve tasavvufa yaklaşmanın bir etkisi var mı?
Tasavvuf da nereden çıktı? Hayatımda bir tek tasavvuf kitabı okumadım. Fiziksel yalnızlık benim psikolojimi olumsuz yönde etkilemiyor. Manevi olarak dünyadaki bütün vicdanlı iyi insanlarla birlik ve bütünlük içinde hissediyorum kendimi.

* Susurluk süreci hakkında ne düşünüyorsun?
Susurluk çetesi, Susurluk rezaleti konusunda benim fikirlerim net ve berrak. Yani demokratik hukuk devletinde bu tip rezaletlerin hiç bir zaman yaşanmaması gerekir diye düşünüyorum. Fakat bu arada Türkiye'yi iç savaşa sürükleyen PKK gibi azgın terör çetelerinin suçlarını da hatırlatmak lazım. Ben diyorum ki keşke insanlık düşmanı katliamcı Apo idam edilmiş olsaydı, keşke mafyacı katliamcı Haluk Kırcı idam edilmiş olsaydı. O zaman Türkiye'nin vicdanı biraz daha rahat olurdu.

* Faiz hakkında ne düşünüyorsun?
Tanrının evrensel sözcüsü olarak ben mesih Ağca, faiz konusunda bütün insanlar için, bütün dünya tarihi için geçerli şu yeni ilahi kararı ilan ediyorum: Ey insanlar!.. Faizler, helal faizler ve haram faizler olmak üzere iki bölüme ayrılmıştır. Fakir insanlardan alman faizler bütünüyle haramdır. Cehennemlik günahtır. Tefecilik zulümdür ve zalim tefeciler cehenneme atılacaktır. Bankalardan ve benzeri finans kuruluşlarından, borsalardan ve zengin insanlardan bütün faizler kesinlikle helaldir. Bu ilahi karar kıyamete kadar geçerlidir.

* Sizden başka mesih olduğunu iddia edenler de var
Beklenen mehdi asla gelmeyecek, çünkü böyle bir şahıs yok. Yeni mesih konusuna gelince, bugün dünyada milyonlarca müridi olan bir tek sahte mesih var ki, o da The Reverend Moon... 2002 yaz mevsiminde Amerika'nın en büyük gazeteleri -ikisi hariç- tam sayfa şu özette bir ilan yayınladılar:

"İlahi bir toplantı yapıldı. Bu toplantıya İbrahim peygamber, Budha, Konfüçyus, Mantin Luther v.s katıldılar. Bu toplantıda ben The Reverend Moon yeni mesih olarak seçildim".

Bu ilkel trajedi komedi karışısında güler misin, ağlar mısın? Sayın Moon insanları aldatmak amacı taşımıyor muhtemelen, yoksa bu kadar akıl mantık dışı bir hayal ürününü dünya medyasına yansıtmazdı. işin ilginç tarafı bütün dünyada sayın Moon'u mesih olarak kabul eden yüzbinlerce alim, teknokrat, ekonomi, medya, spor adamları va. Sayın Moon yeryüzündeki milyarlarca insandan biri olmaktan başka hiçbir şey değil. Herşeye rağmen sayın Moon dünyada barış, ahlak, diyalog tesis edilmesi için çalışıyorsa bu yolda sayın Moon ile buluşmakta, kucaklaşmakta bir sakınca yoktur.

* Sol hareketler hakkında ne düşünüyorsun?
Türkiye'de sol parti var mı ki? Türkiye'nin Alman SDP zihniyetinde gerçek bir sosyal demokrat partiye ihtiyacı var. Umarım Kemal Derviş gibi saygıdeğer özgürlükçü insanlar bu ihtiyaca cevap verirler. Komünizme gelince, elbette vahşi kapitalizme, Darwinist liberalizme ve feodalisme karşı halk kitlelerini kurtarabilecek, insanlık onuruyla bağdaşır biçimde yaşatabilecek, ekonomik ve siyasi bir alternatif model inşa etmek arzulan ve buna dair teoriler, projeler oluşturmak çabalan saygıdeğer davranışlardır. Evet Marks, Engels, Lenin ve yoldaşları teoride yeryüzünde insanlara cennet vaadettiler. Fakat tarihi pratik de gerçek hayat da ise en vahşi rejimler altında Stalin, Mao, Pol Pot, Kim II Sung gibi psikopat cellatların işkence ve ölüm kamplarında insanlar cehennemi yaşadılar.

* Kürt sorunu hakkında ne düşünüyorsun?
Şu malum sözü tekrar ediyorum, Türkler ve Kürtler kardeştir, inanmayan kalleştir. Türkiye'nin bütün insanları her türlü kin ve nefreti kertekmek, uzlaşmak ve bu topraklarda herkes eşit insanlık onuruna sahiptir temeli üzerinde barış içinde yaşamak zorundadır. Batı dünyasında devletler ve milletler birleşirken, bütünleşirken Ortadoğu'da insanların kin ve nefret tutması, birbirlerini katletmesi çok üzücü bir olay. Tabii bu arada şu somut gerçeği de hatırlatmak lazım. Bugün dünyada en çok zulme uğrayan mazlum ve mağdur milletlerden birisi de Türk milletidir. Yirminci yüzyıla iyi bakınız göreceksiniz ki Balkanlar'da, Çin'de, Ortadoğu'da Ortaas-ya'da Türkler korkunç bir sistematik sulme maruz kaldılar, işkenceye uğradılar ve milyonlarca Türk öldürüldü. Şimdi insan hakları diyorlar, evrensel kardeşlik diyorlar. Tamam, çok güzel ilkeler bunlar. İyi de Türk insanına yapılan zulme dünya inicin suskun kalıyor. Böyle çifte standart kabul edilemez ve bu tutum, davranış insanlık onuruyla bağdaşmaz.
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olmak arzu ve çabalarını nasıl değerlendiriyorsun?

Ben Mesih Ağca diyorum ki; Küreselleşmeye evet, köleleşmeye hayır. Türkiye onuruyla Avrupa Birliği'ne üye olmalıdır. Avrupa treninde sıradan bir vagon olmak için değil fakat, lokomotif olmak için hazırlık yapmalıdır Türkiye.

1.BÖLÜMÜN KAYNAĞI: http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=68425&Categoryid=1

2.BÖLÜMÜN KAYNAĞI: http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=68434&Categoryid=1

3.BÖLÜMÜN KAYNAĞI: http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=68532&Categoryid=1

4.BÖLÜMÜN KAYNAĞI: http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=68616&Categoryid=7

 

 

 

DKM ARŞİVİ