forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com

'BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ' ADI ALTINDA KAMPANYA YÜRÜTÜLÜYOR!

Aktif .

ahmet_tezcan_shaberSamanyolu Haber TV'de Medyada Bugün programına katılan Ahmet Tezcan, Odatv operasyonu ve sonrasında yaşanan gellişmelere değerlendirdi. Tezcan, basın özgürlüğü kavramı üzerinden büyük bir kampanya yürütüldüğünü söyledi.

Ahmet Tezcan programda şunları söyledi...

"Son dönemde basın özgürlüğüne yönelik baskı olduğuna dair kampanya yürütülüyor. Ben Tufan Türenç ve Cüneyt Ülsever'in yazılarına son verilmesini de bu çerçevede değerlendiriyorun. Hem Türenç'in hem de Ülsever'in Ak Parti çevrelerinde ciddiye alınmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Bu durum Bekir Coşkun için de söz konusuydu.

Bekir Coşkun'la ilgili ben Ankara'da görevdeyken bir tekzip yazdım. Başbakan bana dedi ki, 'Niye yapıyorsun. Bunu kim ciddiye alıyor ki'...  Ben buna rağmen yalanlamayı gönderdim. Bekir Coşkun da olduğu gibi yayınladı.

Ne Bekir Coşkun'un gönderilmesinde ne Ertuğrul Özkök'ün Genel Yayın Yönetmenliğinden uzaklaştırılmasında, ne Emin Çölaşan meselesinde, ne Cüneyt Ülsever meselesinde, ne Tufan Türenç meselesinde yazılarının yazdırılmamasıyla ilgili sebep Hükümet değildir.

Kendilerini Hükümete yakın gösteren veya bu çaba içinde olan bazıları bu havayı estirmiş olabilirler. Bu da çok önemlidir. Bunun üzerinde de durulması gerekir. Ak Parti'de olan veya kendini Ak Partili gibi gösteren bazılarının bunu ayni, nakti ve ranta çevirmelerinin toplumda oluşturduğu rahatsızlığın oranı en az yüzde 10'dur diye düşünüyorum.

Biz, Başbakan'la çektirdiği fotoğrafı kartivizitine bastıran işadamı sıfatlı insanlar gördük. Başbakan birisine selam verecek olsa, birisiyle yakından ilgilenecek olsa, özellikle medyada kendisini basın sözcüsü yerine koyup etrafta racon kesmeye başlıyor.

Başbakan'la birkaç defa görüşmüş olan bazı gazetecilerin de çalıştığı kurum içinde diğer arkadaşlarını ezmek, onların önünü kapatmak ya da kendi önünü açmak için patronlarını yanıltan gazeteciler var... Bunlar arasında yazar sıfatlı, temsilci sıfatlı insanlar var.

Dolayısıyla tersten de bakmak lazım...

Yani bir tarafta Başbakan'a yakın olduğunu iddia eden ve bundan rant elde eden isimler var... Diğer tarafta da basının üzerinde büyük bir baskı olduğunu ve bunu kampanyaya çeviren tipler var.

Türkiye'de bazı gazetecilerin Avrupa ve Amerika'da Türkiye'de basına baskı olduğuna dair algı oluşturmak için çalışma yaptıkları ve bunu bir lobi faaliyeti gibi yürüttükleri biliniyor. 

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜN BİRİCİ TEHDİDİ BASINDIR

Türkiye'de basın özgürlüğünün birinci tehdidi bizzat basının içinden geliyor. Gazetecilerin hiçbir güvencesinin olmadığı, bir muhabirin, bir yazarın ya da programcının, patronun genel yayın yönetmeninin ya da program müdürünün iki dudağı arasında hayatı ona bağlı olduğu bir ortamda yaşıyoruz.

Bu basın özgürlüğünün birinci tehdididir benim açımdan.

Bugüne kadar Hükümet'le ilgili lehte veya aleyhte yazmadıkları şey kalmadı. Lehte de yazanlara aleyhte de yazanlara şunu soruyorum.

Kendi patronlarının kendi yöneticilerinin yanlışlarını yazabilecek kadar cesaretleri var mı?

Türkiye'de ahlakın sınırları kalmadı..."

DKM ARŞİVİ