forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com

GİZLİ KAYITLAR YAYINLANMALI MI? İŞTE DÜNYADAKİ ÖRNEKLER

Aktif .

yavuz_baydar300'Gizli kayıtlar' gazetelerde, TV'lerde yayınlanmalı mı? Yoksa yayınlayanlara hapis cezası mı verilmeli? 

Medya özgürlüklerinin enine boyuna tartışıldığı şu günlerde bu da çok önemli bir konu.

Sabah Gazetesi Okur Temsilcisi Yavuz Baydar bu haftaki yazısında 'Gizli kayıtlar' konusunu işlemiş. Baydar İngiltere'den de örnek vererek ele aldığı konuyu etraflıca tartışmış... 

İfade ve basın özgürlüğü alanında yaşanan hukuki sıkıntılar elbette ki okurun haber alma özgürlüğü ile birebir bağlantılı. O nedenle, hükümetin 3 ve 4 numaralı yargı reformu paketlerine ilişkin beklentiler de - hem ülkede hem de dışarıda - büyük.

Paketlerin içeriği ancak Meclis Genel Kurulu'na geldiklerinde anlaşılacak. Fakat Adalet Komisyonu'nda atılan bazı adımlar özgürlükler açısından kaygı verici. Önerilen düzenlemelere göre, aleni olmayan ses kayıtlarını yayınlayan yayın organlarına 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörülmekte.
Meslektaşlar arasında bu yönde değişikliğe karşı çıkanlar ağırlıkta, ama tersini düşünenler de var. Oysa tartışma sadece cezai tedbirlerle sınırlı olacak türden değil, yanında bir de etik boyutu olduğu gibi duruyor.
Okurların aydınlatılması, mesleğimizin gerçek rolü ve sorumlulukları açısından gerekli. Doğrularla yanlışlar ayıklanmalı ve okur alınan siyasi kararların niteliği konusunda sağlıklı şahsi kanaat sahibi olabilmeli.
Değişiklik önerileri ve tartışmalar esasen yanda Ceza Kanunu'nun (TCK) yanda gördüğünüz 133 ve 134'üncü maddeleriyle ilgili.
Cezanın ağırlaştırılmasına şiddetle karşı çıkanlardan biri, Zaman gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı. Geçen haftaki yazısında şunu yazdı:
"Yeni yargı paketinde gazetecilere verilecek ceza ağırlaştırılıyor. Neden? Aleniyet kazanmış, kamunun bilmesinde fayda olan 'ses kayıtları'nı yayınladılar ve yorumladılar diye. Halbuki bazı ses kayıtları olmasaydı ülke bambaşka bir yere savrulmuştu. Kaydedeni cezalandır. Ama haber yapana ceza vermenin ne mantığı olabilir?.."
Tek tük de olsa, "evet, cezalar artırılsın" diyenler de var. Bunlardan biri de, Vatan gazetesi yazarı Ruşen Çakır. O da geçenlerde şöyle yazdı: "Yasadışı kayıtlar konusunda tavrım çok açık: Kim, kime karşı ve ne amaçla yapmış olursa olsun, yasadışı kayıtların yayınlanması asla savunulmaz. Bu bağlamda AKP'nin yapmak istediği düzenlemeyi gecikmiş ama doğru buluyorum. Bu düzenlemeye siyasi açıdan karşı çıkanlar olabilir ama itirazlarını 'basın özgürlüğü' üzerinden meşrulaştırmaya çalışmak anlaşılır gibi değil. Hele son dönemde yaşanan onca basın ve ifade özgürlüğü ihlaline ses çıkarmayan, hatta bunların bir kısmını alkışlayanların yasadışı kayıtların yayınlarının sürmesini sağlamak adına basın özgürlüğü kahramanlığına soyunması hiç inandırıcı değil. Peki darbecilerle, çetecilerle nasıl mücadele edeceğiz o zaman diye soranlara verilecek cevap çok basit: Tamamen yasal sınırlar içersinde kalarak. Aksi takdirde sizin de onlardan bir farkınız kalmaz. Suçla, suç işleyerek mücadele edemezsiniz."
Tartışma önemli. Aslında her iki meslektaşımız da mevcut yasa maddelerinde zaten olan cezai kısıtlamalara karşı değiller. Çakır ayrıca gazeteciliğin hukuksal çizgi dışına çıkılarak yapılamayacağını iddia ediyor.
Acaba öyle mi?
Bu yüzden mesleğimizin temel unsuru "kamu yararı" kavramını tartışmak gerekir. Özgürlüklerimizi savunan avukatların türlü çeşitli davalarda en güçlü argümanı budur.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Hak ve Sorumluluklar Bildirgesi "kamu yararı" adına özel hayatın gizliliğini geçersiz kılacak başlıca durumları şöyle sıralıyor:
Büyük bir suç yahut yolsuzluk üstüne araştırma ve yayın
Toplumu kötü etkileyici bir tutumla ilgili araştırma ve yayın
Toplumun güvenliğinin veya sağlığının korunması.
İlgili kişinin sözleri yahut eylemleri sonucu halkın yanılmasının, yanıltılmasının veya yanlış yapmasının engellenmesi.
Ve ekliyor: "Bu durumlarda dahi, özel hayatın kamuya açılan kesiti mutlaka konuyla doğrudan ilgili olmalı veya ilgili kişinin özel hayatının onun kamusal faaliyetini de etkileyip etkilemediği gözetilmelidir."
Kurumsal hafızası güçlü olan BBC ise kavramın alanını biraz daha genişletiyor:
Bir suçun ifşa edilmesi.
Yolsuzluk veya adaletsizliklerin ifşası.
Ciddi yetersizlik veya ihmalin açıklanması.
Halk sağlığı ve güvenliğinin korunması.
Kamuyu ilgilendiren konularda insanların daha bilinçli karar vermesine yarayacak bilgilerin açıklanması.
BBC şu iki noktayı da ekliyor: n Özel hayatın mahremiyeti ancak açık kamu yararı varsa veya ilgili kişi rıza gösterirse çiğneriz.
Gizli kayıt kamu yararı olduğu kanıtlanarak haklı gösterilebilir. Ancak gizli kayda normalde son çare olarak başvurulmalıdır. Kötüye kullanma veya aşırı kullanma bu tekniğin etkisini yitirmesine yol açabilir.
Demek ki, gizli (yasadışı veya değil) kayıtlar, kullanımı hukukla sınırlama kabul etmeyen, gereğinde gazeteciliği yücelten, etkili ve belirleyici kılan asli haber unsurları da olabilir.
 

Yazının tamamı için tıklayın... 

DKM ARŞİVİ