forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com

İNGİLİZ GAZETECİNİN ERGENEKON RAPORU EFSANEYE Mİ DÖNDÜ?

Aktif .

gareth_jenkinsRadikal'de Dış Politika sayfasında yazan Deniz Zeyrek; "Türkleri taraflı bulan birçok yabancı diplomat harıl harıl ‘en tarafsız analizi’ arıyor" diye yazmış ve  Büyükelçiliklerin Ergenekon konusunda İngiliz gazeteci gazeteci Gareth Jenkins’ın görüşlerine önem verdiğini  savunmuş...
 
Şunları yazmış Zeyrek:
 
"Yaz bitti. Ankara’da diplomasi camiasına hareket geldi. Ergenekon duruşmalarıyla birlikte yabancı misyonların da Ergenekon mesaisi başladı. Ortadan ikiye bölünmüş Türkleri taraflı bulan birçok yabancı diplomat harıl harıl ‘en tarafsız analizi’ arıyor. Bazıları listenin başına “Soruşturma özünden uzaklaştı” diyen gazeteci Gareth Jenkins’ı koyuyor. Görüşleri artık sadece gazetelerde değil, başkentlere çekilen kriptolarda da ön sıralarda olan Jenkins, buralarda adeta bir efsaneye dönüşmüş." (http://www.radikal.com.tr/)
 
Zeyrek'in "Ergenekon konusunda hazırladığı rapor efsaneye dönüştü" dediği İngiliz gazeteci Jenkins'e yakından bakalım...
 
Gareth Jenkins kimdir?
 
Gareth H. Jenkins, 1989’dan beri İstanbul’da yaşayan, Türkiye'de asker sivil ilişkileri, güvenlik ve istihbarat konularında çeşitli yayın kuruluşlarına danışmanlık yapan ve yazılar yazan İngiliz gazeteci ve yazar . İngiliz The Sunday Times’tan Mısır’ın El Ahram gazetesine kadar çeşitli gazetelerde de yazıları bulunan gazetecinin International Institute for Strategic Studies tarafından yayımlanan makaleleri ve The Economist Intelligence Unit tarafından basılan kitapları da mevcut...  
 
JENKİNS'İN HAZIRLADIĞI RAPORDA NELER VAR?
 
İngiliz gazeteci Gareth Jenkins, ABD ve Avrupalı iki araştırma kuruluşu için bir 'Ergenekon raporu' hazırladı. Yabancı gözüyle soruşturmaya büyüteç tutan raporda, soruşturmadaki çelişkilere yer veriliyor

Jenkins’in ilk iki Ergenekon iddianamesini satır satır okuyup hazırladığı 83 sayfalık raporun adı bile, Ergenekon soruşturmasına ‘Batılı gözüyle bakışı’ özetliyor: “Gerçek ile Fantezi Arasında: Türkiye’nin Ergenekon Soruşturması.”

JOHNS Hopkins Üniversitesi İleri Uluslararası Çalışmalar Okulu (SAIS) ile İsveç Güvenlik ve Kalkınma Politikaları Enstitüsü’nün ortak araştırma ve politika merkezi Orta Asya-Kafkaslar İpek Yolu Çalışmaları’nın talebi üzerine, İngiliz gazeteci Gareth Jenkins bir ‘Ergenekon soruşturması raporu’ hazırladı. “Gerçek ile Fantezi arasında: Türkiye’nin Ergenekon Soruşturması” adı altındaki 83 sayfalık rapor, son açıklanan üçüncü iddianame öncesinde hazırlandı. Rapor, “Ümraniye’de küçük bir ev, Komployu güçlendirme, Ergenekon adı, İntikam ve Panik arasında: Ak Parti’nin kapatma davası etkileri, Müslüman ofis boydan sürgündeki hahama: Tuncay Güney’in garip hikayesi, İlk iddianame, Ağı genişletme, İkinci İddianame, Komplo çok ileride” başlıklarını içeriyor.

Korku iklimi oluştu

İlk iki iddianamede yer alan suçlamaların, soruşturmanın boyutu kadar hırslı olduğunu belirten Jenkins, davanın Türk halkını ikiye böldüğünü söylüyor. Telefon dinlemeleriyle korku iklimi yaratıldığı, soruşturmadaki hataların, davanın büyüklüğünün gerçek suçların ortaya çıkmasını engellediği belirtilen raporda bu sebeple suçluların cezalandırılma fırsatının kaçtığı yazıyor. Jenkins’in raporunda şunlar var:

Savcılar ‘dirençli’

“Kanun uygulayıcıları, Ak Parti’yle bağlantılılarla ilgili iddiaları takip etmekte direnç gösterdi. Eylül 2008’de bir Alman Mahkemesi’nin, Ak Parti’nin önde gelen üyeleriyle bağlantıları, İslami yardım vakfı Deniz Feneri’nin 16.9 milyon Euro zimmetine geçirdiğiyle ilgili kararından sonra bile. Türkiye’nin en büyük medya grubu Doğan Grubu’nun gazeteleri, Alman Mahkemesi’nin ulaştıklarının ayrıntılarını haber yapınca, Başbakan Tayyip Erdoğan parti destekçilerine grubun gazetelerini almamaları talimatını verdi.

Sadece komplo değil

19 Şubat 2009’da vergi otoriteleri, grubun kararlılıkla karşı çıktığı, vergi usulsüzlüğü iddialarıyla aniden Doğan Grup’u 826 milyon (Yaklaşık 525 milyon dolar) ceza verdi. 13 Nisan 2009’da Doğan Grubu’nun bir üst düzey yöneticisi Ergenekon’la bağlantı şüphesiyle bir gece gözaltında tutuldu. 21 Nisan 2009’da Doğan Grubu’nun tüm şirketlerinin devlet ihalelerine girmesi bir yıllığına yasaklandı. Bu içerik kaçınılmaz olarak, Ergenekon Soruşturması’nın sadece soruşturmacıların tutkulu komplo teorileriyle açıklanamayacağı şüphesini güçlendiriyor.

Soruşturmayla ilgili gelişmelerin Ak Parti’ye yakın medyada yer aldığını belirten Jenkins, Ümraniye’de ele geçirilen el bombalarının Cumhuriyet Gazetesi’ne atılanlarla seri numaralarının tuttuğunun ileri sürüldüğünü hatırlatarak, “Ancak bu yanıltıcıydı. MKE yapımı el bombası ve fitillerdeki numaralar, tipini ve yaklaşık üretim tarihini belirtiyordu. Ancak numaralar ardışık değildi. Numaralar ne kanıtladı ne de çürüttü” diyor.

8.5 sayfalık cümle

İngiliz gazeteci, birinci iddianamenin içeriğiyle beraber Türkçesi’nin de çok kötü olduğunu belirtiyor. Jenkins iddianamenin aceleyle yazıldığına örnek olarak da Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu’yla ilgili bir cümlenin 8,5 sayfa sürmesini örnek vererek, “Ana fikri içeren hiçbir şey olmayan bir cümle. Çoğunlukla içeriklerinden ayıklanmış ayrı aşamalarda, 2 Şubat’tan 4 Mart’a kadar 26 ayrı kişiyle 32 ayrı telefon konuşmasından alıntılar” diyor.

Güney’in Türkçesi o belgeler için yetersiz

İngiliz gazeteci Gareth Jenkins’in raporunda, Tuncay Güney için de şu görüşler yer alıyor:

“Tuncay Güney’in Türkçesi, evinde ele geçirilen belgeleri yazmaya yeterli değil. Zaten Güney’in evinde ele geçirilen ve daha sonra 1. Ergenekon iddianamesini oluşturan tüm belgeler, güncel veya geçmişten çok gelecek senaryolarını tanımlıyor.

İnternette belge çok

Yazarları onları kati planları öncesi tasarı olarak yazmış olabilir. Buna karşın internette dolaşan sayısız benzer belge var. Neredeyse hepsi kendi alanlarında hırslı oldukları kadar gerçekleştirilemez, laik, ulusalcıların günlük hayalleri, dilek listeleri.” (
Radikal.com.tr)

JENKİNS'İN BBC TÜRKISH'E VERDİĞİ MÜLAKAT
 
Ergenkon konusunda hazırladığı rapor dış temsilcilikler nezdinde itibar gören Jenkins, yakın bir tarihte BBC Turkish'in sorularını yanıtlamış ve Ergenekon konusunda yaptığı çalışma hakkında bilgi vermişti.
 
'Her dalga, odaktan daha da uzağa gidiyor'

Gareth Jenkins: Ergenekon soruşturması odağında bir doğruluk payı taşıyor. Geçmişte, gizli operasyonlar gerçekleştiren bazı kişilerin nihai olarak hükümeti istikrarsızlığa sürüklemek için bir örgüt oluşturduklarına inanıyorum. Bu örgütün liderleri de 2008 yılı Ocak ayında gözaltına alındılar. Ancak, soruşturmanın kapsamı, organize bir suç örgütüne yönelik olmaktan giderek hükümet muhaliflerini, özellikle de laiklik konusunda katı fikirleri olanları da içine almaya başladı. Soruşturmanın her dalgası, asıl odaktan giderek daha da uzağa gidiyor.

BBC: "Geçmişte bazı gizli operasyonlar yürütmüş kesimlerin kurmuş olduğu" bir örgütten söz ettiniz. İddianamenin odağını bu gizli operasyonlar veya kurulduğu söylenen örgüt aracılığıyla işlenen birçok olası suç oluşturmuyor. Bu kişiler asıl olarak hükümete darbe girişiminden dolayı yargılanıyorlar. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Gareth Jenkins: İncelemeyi ancak birkaç haftalık bir sürede tamamladığım 2500 sayfalık iddianamede pek çok çelişki var ve çok çeşitli söylentilere dayanıyor. Örneğin, iddia edilen Ergenekon örgütüyle bağlantısı kurulan emekli General Şener Eruygur, iddianamenin 400'lü sayfalarında, örgütün öldürmeyi planladığı kişiler arasında sayılıyor. Bazı sağlam deliller de var, ama bu deliller birçok söylenti arasında kaybolmuş.

‘Ergenekon’un liderleri var kadroları yok’

BBC: Söz konusu grubun odağında geçmişte gizli operasyonlara katıldığı iddia edilen kişilerin yanı sıra, siyasi parti liderleri, akademisyenlerin hatta yargı mensuplarının da adı geçiyor. Sizce tüm bu kişileri bir araya getirebilecek bir ortak payda olabilir mi?

Gareth Jenkins: Ben bunu imkânsız görüyorum. Derin devletin Türkiye'de bir dönem var olduğunu biliyoruz. Hatta geçmişteki gücüne sahip olmasa da hâlâ kendisini devam ettiriyor. Ancak, derin devlet denen şey her zaman örgütler arası bir ağ biçiminde var olmuştur, yoksa tek bir liderin yönettiği tek bir örgütlenme değildir.

Bu örgütler de mantığı gereği çok küçük gruplardan oluşur ve yaptıkları işler de büyük bir gizlilik içinde gerçekleşir. Ergenekon iddianamesinde adı geçen isimlere baktığınızda ise, tanınan, bilinen, üst düzey isimlere rastlıyorsunuz ki bu kişilerin bu tip gizli örgütlenmeler içinde yer almaları ya da liderliğini yürütmelerini ben pek olası görmüyorum. Dolayısıyla, iddia edildiğine göre ortada pek çok lider var ama sözü edilen bombalamaları, suikastları yapacak kadrolar yok.

Derin devlet’ kavramı bir şey açıklıyor mu, konuyu daha anlaşılmaz mı kılıyor?

BBC: "Derin devlet" kavramı özellikle Türkiye'de kullanılıyor ve kimi zaman devletin gerisinde, devleti yöneten, hesap vermeyen asıl iktidar gibi anlamlar da kazanıyor. Şimdiyse bu “derin iktidarın” tasfiye edilmekte olduğu söyleniyor. Siz de yabancı bir gözlemci olarak bu kavramı kullanıyorsunuz. Bir olguyu açıklamak için kullanılan bu kavramın, konuyu daha anlaşılmaz kıldığı yolundaki eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gareth Jenkins: Bence bu kavram kullanılmaya değer, çünkü dünyanın her ülkesinde bulunan bir şey değil. Tabii ki, kökeni NATO'nun Sovyet tehdidi altında gördüğü ülkelerde kurduğu Gladyo türü örgütlere gidiyor ve kendi kendilerine örgütlenmeye gidecek çekirdek gruplar oluşturmaya dayanıyor. Kendi örgütlerini kurma mantığıyla eğitilen bu gruplar, Türkiye'de 1990'lar boyunca PKK'yla savaşmak için örgütler oluşturdular. Ancak bu örgütler arasında sağlam bir koordinasyon ve komuta yoktu.

Tüm bu gruplar geniş bir cezasızlıktan, yargı muafiyetinden yararlandılar. Bu tip bir örgütlenme, Türk ordusunun merkezinde bulunan birinin veya birilerinin yönettiği bir örgütlenme anlayışından çok farklı bir şey. Dolayısıyla “derin devlet” kavramı anlamlı bana göre. 1990'lardan sonra olan da bu grupların, serbest çalışır bir hale gelip suç örgütlerine dönüşmesidir.

‘Demokratik olmayan iki gücün yargı üzerinden kavgası’

BBC: Siz Ergenekon soruşturması sürecinin, demokratik olmayan iki gücün iktidar mücadelelerini yargı üzerinden vermesi olarak görüyorsunuz. Bu güçlerden kimleri kastediyorsunuz?

Gareth Jenkins: Türkiye’de maalesef, yargı sisteminin her zaman ideolojik amaçlarla kullanıldığını görüyoruz. Başbakan Menderes’in 1960’larda idam edilmesinden, daha sonraları komünistler ve Kürt milliyetçileri üzerinde bu şekilde kullanılmıştır. Geçtiğimiz 18 ay içinde ise yargı içerisindeki Kemalist bazı kadroların, AKP’ye kapatma davası açtıklarını gördük. Ergenekon davasında ise, AKP’ye yakın kadroların güçlerini, Kemalistlere karşı yürüttükleri ideolojik savaşta kullandıklarını gözledik.

Bence bu kavganın iki tarafı da demokrasiye ya da hukukun üstünlüğüne inanan kesimler değil. AKP’nin Ergenekon davasına dâhil olup olmadığı konusunda değerlendirebileceğimiz birkaç olasılık var. Burada, soruşturma hükümetin emriyle yürütülüyor yerine, ben hükümetin, bazı savcılara hoşgörü göstererek alan açmaları olarak değerlendiriyorum. Burada masum insanların hapse atılabilmeleri olasılığı üzerinden bir trajedi yaşanıyor. Bence, bir başka büyük trajedi de, tüm bu karmaşa içinde, gerçek suçluların muhtemelen cezadan kurtulacak olmaları.

‘Hükümet karşıtı olmak ve darbeci olmak farklı şeylerdir’

BBC: Soruşturmada adı geçen herkesi bir araya getiren en önemli ortak paydanın hükümet karşıtlığı olduğunu söyleyen pek çok yorumcu var. Ancak, gözaltına alınan kişilerin çoğu Adalet ve Kalkınma Partisi daha kurulmadan çok önceden siyasetin içinde bulunan ya da kamu görevleri almış kişiler. Siz de soruşturmada bahsedilen örgütlenmenin kökenin on yıllar öncesine gittiğinden söz ediyorsunuz.

Gareth Jenkins: Soruşturma çerçevesinde tutuklanan kişilerin AK Parti’nin iktidardan gitmesini isteyeceklerine şüphe yok. Ancak, bence bu kişiler AK Parti’den kurtulsalar bile yerine başka birilerinin koyulması gerektiğini bilecek kadar gerçekçi kişiler. Şimdiyse hükümeti devirmeye çalışan bir terör örgütüne üye olmak ve eylemler yoluyla ülkeyi istikrarsızlaştırıp darbe yapmaya çalışmakla suçlanıyorlar. İktidardaki bir siyasi partiye karşı olmakla darbe yapmak için böylesine terörizme başvurmak çok farklı şeylerdir.

BBC: Siz ayrıca, tutuklananlar arasında suç işlemiş olanların yanında, hükümet karşıtı olan ancak suça karışmamış kişiler olduğunu da savunuyorsunuz.

Gareth Jenkins: Soruşturma, 2007 yazında İstanbul Ümraniye'de bir gecekonduda bombalar bulunması üzerinden başlatıldı. Buradan yola çıkarak, sağ görüşlü bir grubun, hükümeti devirmek için saldırılara hazırlandığı sonucuna varıldı. Bu kişilere yöneltilen suçlama çerçevesinde yargılanmaları çok doğruydu.

Ancak, sonrasında, AK Parti'ye sempati besleyenlerin, hükümet karşıtlarına da yöneldiklerini görüyoruz. Gözaltına alınan kişiler arasında aşırılık yanlısı, ırkçı görüşlere, anti-semitik bir bakış açısına sahip insanlar da var ve ben bunların görüşlerine katılmıyorum. Ama birilerinin terörist bir örgütte aktif olarak yer alması ile beğenilmeyen görüşlere sahip olması arasında bir fark vardır.

MUSTAFA BALBAY'IN JENKİNS DEĞERLENDİRMESİ

Mustafa Balbay, Jenkins'in yaptığı çalışmayı tutuklu olduğu dönemde yazdığı ve Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan şu satırlarla değerlendirmiş...

Raporda Türkiye'nin yakın tarihine bazı göndermeler yapıldıktan sonra şu noktaların altı çiziliyor:

- Soruşturma Türkiye'yi ikiye böldü.

- İnsanlarda ciddi bir korku iklimi oluştu. Pek çok kişi, "Sabaha karşı beni de alırlar mı!" endişesi içinde.

- Her iki iddianamede de birbiriyle ve konuyla ilgisi olmayan pek çok doküman yer alıyor.

- Böyle bir örgütün varlığı konusunda herhangi bir kanıt yok.

- Soruşturmaya ilişkin belgelerin, telefon kayıtlarının sadece belli medya gruplarında yer alması, kuşkuları arttırıyor.

- Bir kısım sanıkların illegal aktivite içinde olduğuna ilişkin kanıtlar var. Ancak bu soruşturma kapsamında suçlananların çoğunun AKP'ye muhalif olma ötesinde suçu varmış gibi görünmüyor.

- İddianamede pek çok dedikoduya, spekülasyona da yer verilmiş. Ancak iddianamenin tamamen fabrikasyon olduğu da söylenemez.

- Türkiye'de çoğulcu bir demokrasiye doğru değil, otoriter tek parti devletine gidildiği yönünde kuşkular var.

17-18 Ağustos'ta gazetelerde yayımlanan haberlerden derlediğimiz bu saptamalar, elbette her türlü değerlendirmeye açık. Katılan olur, katılmayan olur. Ancak böyle bir kanı oluşturabilmek için öncelikle iddianameleri okumuş olmak gerekiyor. Jenkins ilk iki iddianameyi okumuş ve ortaya 83 sayfalık bir rapor çıkarmış.  (
27 Ağustos 2009 / Cumhuriyet)

DKM ARŞİVİ