forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

ÖDENEK DEĞİL 'ETİK' TARTIŞMASI

Aktif .

mustafakoker1 
Son bir haftadır İngiltere gündemini meşgul eden bakan ve milletvekillerinin harcamalarına ilişkin “ödenek tartışmaları”, yasal haklar karşısında etik kuralları bir kez daha gündeme getirdi.

Sözkonusu tartışma, Haziran ayında açıklanması beklenen milletvekili ve bakanların harcamalarıyla ilgili listenin Daily Telegraph gazetesinin önceden ele geçirip yayınlamasıyla başladı.

 

Öyle bir tartışma ki iktidarından muhalefetine kadar bütün partileri sarsacak etkisi oldu.

 

“Ödenek tartışması”, ekonomik krizin tüm ülkeyi etkilediği bir dönemde kendi harcamalarında kısıntıya gitmeyen milletvekilleri ile halkı karşı karşıya getirdi adeta.

 

Tartışmaya konu olan harcamalar milletvekilleri ve bakanların yasal hakları. Ama gelişmeler farklı seyredince tartışmanın da yönü değişti.

 

Dilerseniz önce bir durum tesbiti yapalım...

 

Yasa, milletvekillerinin seçim bölgeleriyle ilişkilerini düzenli bir şekilde sürdürebilmeleri, buralara sık sık seyahat edebilmeleri için onlara bu bölgelerdeki evlerini kullanma hakkıyla, masraflarını devletten isteme hakkını tanıyor.

 

Milletvekilleri seçildikten sonra geldikleri Londra'da yaşayabilmek için edindikleri “ikinci konut” için devletten destek alma hakkına da sahipler. Bu durum, seçim bölgesi Londra olan milletvekilleri için de bir ölçüye kadar geçerli. Seçim bölgesi Londra ve yakın çevresinde olanlar devletten yılda 7 bin 500 sterlin, dışında olanlar ise 24 bin sterlin “ikinci ev harcaması” alabiliyor. Milletvekillerinin bunun dışında devletten, sekreter ve danışmanları için de yılda 90 bin 505 sterlin alma hakları var. Parlamenterler devletin kesesinden yılda 7 bin sterlinlik kırtasiye ve 10 bin sterline kadar da iletişim harcaması yapabiliyor. Milletvekilleri ayrıca ekipman, hizmetler, seyahat harcamaları gibi kalemler için de fatura karşılığında 21 bin 339 sterline kadar devletten para talep edebiliyor.

 

Bir milletvekili maaşı yılda toplam 63 bin 291 sterlin olmasına rağmen, geçen yıl bir milletvekilinin devlete ortalama maliyeti, danışman ve sekreter maaşları hariç 144 bin 176 sterlin oldu.

 

Tartışmayı, Daily Telegraph gazetesinin, başta Başbakan Gordon Brown olmak üzere bazı kabine üyeleri ve milletvekillerinin yaptığı yazılı kurallara uyan ancak etik açıdan kafalarda soru işaretleri oluşturan harcamaların bulunduğu listeyi yayınlaması başlattı.

 

Yayınlanan listedeki harcamalar aslında milletvekillerinin bu yasal haklarını kullanmalarıyla ilgili.

 

Ama yasaların tanıdığı hakların yanında bir de etik kurallar devreye girince işin rengi değişiyor.

 

Sözü geçen listede Başbakan Gordon Brown’ın Londra’daki iki dairesinin iki yıllık temizlik masrafları için bir enerji firmasında yönetici olan kardeşi Andrew Brown’a 6 bin 577 sterlin ödediğini ortaya çıkardı. Brown’un ayrıca su tesisatçısının bir faturasıyla devlete iki kez ödeme yaptırdığı ve çifte ödemeden doğan 153 sterlinlik fazlalığı devlete geri verdiği de anlaşıldı.

 

Aynı şekilde Dışişleri Bakanı David Miliband’ın da seçim bölgesindeki evinin bahçıvan masraflarını olduğu gibi devlete ödettiği; Maliye Bakanı Alastair Darling’in ikinci evi olarak gösterdiği evde, dört yılda dört kez tepeden tırnağa değişiklik yapıp, tüm masraflarını da devletten aldığını açığa çıkardı.

 

Yine Brown hükümetinin dürüstlüğü ile bilinen kabine üyelerinden Hazel Blears’ın da astronomik harcamalar yaparak ev alım-satımı yapması dikkatleri iktidar partisi üzerinde yoğunlaştırdı.

 

Tartışmayı başlatan Daily Telegraph gazetesinin muhafazakar görüşte olması ilk başta tartışmanın politik hesaplaşma olabileceği yorumlarını beraber getirdi. Ancak gazete takip eden günlerde tam listeyi yayınlayınca şaibeli harcamaların ucu Muhafazakar Parti’den Liberal Demokratlara hatta Kraliçe’ye bağlılık yemini etmedikleri için parlamento çalışmalarına katılamayan Sinn Fein milletvekillerine kadar uzandı.

 

Hatta gazete “Hepsi işin içinde” diyerek bağımsız medya haberciliğini de göstermiş oldu.

 

Kuzey İrlanda'da, İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu IRA’nın siyasi kanadı olarak faaliyet gösterdiği bilinen Sinn Fein'in aralarında Başkan Gerry Adams ve yardımcısı Martin McGuinness’in de bulunduğu 5 vekilinin bir yılda 500 bin sterlin aldığı gazetenin yayını ile ortaya çıktı.

 

Aynı şekilde Liberal Demokrat Parti de tartışma ve eleştirilerden nasiplendi.

 

Bir Liberal Demokrat milletvekili, kendisine ayrılan ödenekle, kızının yaşadığı Londra’daki 460 bin dolarlık bir evin ipoteğini ödüyor. Partinin lideri Nick Clegg’in, bir yandan milletvekillerine ayrılan ödenek sisteminin reformdan geçirilmesi çağrısı yaparken, bir yandan da ikinci ev ödeneğini son haddine kadar kullandığını da bu yayınlar gösterdi.

 

Liberal Demokrat Parti’nin eski lideri Menzies Campbell ise, vergi mükelleflerinin 22 bin doları ile Londra'daki evini yeniden dekore ettirenlerden bir başkası.

 

Bütün bu harcamaların “etik olup olmadığı” tartışmaları sırasında en sert çıkışı iktidara hazırlanan Muhafazakar Parti lideri David Cameron’un yaptığını hatırlatalım.

 

Cameron önce, partisinin kıdemli üyelerine, harcadıkları binlerce Sterlini vergi mükelleflerine geri ödemeleri talimatı verdi. Ardından da gölge kabinenin bazı üyelerini tek tek çağırıp, geri ödeyecekleri para miktarlarını dikte edip adlarını da kamuoyuna açıklayarak ciddi bir sınav verince bu çıkışı hemen partisine kamuoyu desteği olarak döndü.

 

Kamuoyuna “ödenek tartışması” diye yansıyan ve İngiltere siyasetinde ciddi bir özeleştiriye dönüşen gelişmeler hafta ortasında bir de istifa getirdi.

 

Muhafazakar Parti Lideri David Cameron'un yardımcılarından Andrew MacKay kendisi gibi Muhafazakar Parti milletvekili olan eşi Julie Kirkbride’ın Londra'da iki ayrı ev için devletten para talep ettikleri ortaya çıkması üzerine istifasını açıkladı.

 

Andrew MacKay istifa nedenini, bu harcamaların Parti lideri David Cameron'un ‘makul olma kriterlerine’ uymama olarak açıkladı.

 

Politikacı ve kamu görevlilerinin mal varlıkları konusunda "kılı kırk yaran" bir tutumun izlendiği İngiltere siyasetindeki “ödenek tartışması” herşeyden önce yasalara rağmen etik kuralların yabana atılamayacağını gösterdi .

 

Bunun yanında belli bir görüşe yakın olmasına rağmen bağımsız yayın yapabilen medyanın kamuoyu üzerindeki etkisini hatırlattı bir defa daha.

----------------------------
mustkoker@googlemail.com
Mustafa Köker: Gazeteci, Haber Gazetesi Editörü - Londra

DKM ARŞİVİ