forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

PEKİ İNGİLTERE’DEKİ NE MEDYASI?

Aktif .

mustafa_kokerMUSTAFA KÖKER - LONDRA    

Oldukça heyecanlı ve çekişmeli geçen bir kampanyanın ardından İngiltere siyasi tarihinde yeni bir dönem başladı. Gelişmelerin nasıl seyredeceğini hep birlikte göreceğiz. Seçmenin verdiği karar Parlamento ile birlikte siyasi partileri de yeniden şekillendirdi.  Kaybeden parti liderleri, bugüne kadar olduğu gibi başarısızlığın sorumluluğunu üstlenip koltuğunu terk edecekler mi, onu da göreceğiz.


Bugüne kadar Britanya siyasetinde hemen her seçim başarısız liderlerin vedasına yol açtı aynı zamanda. Yani lider değişimi alışılmış bir durum bu ülkede.

Bu seçimlere, bana kalırsa, parti liderlerinin başarı veya başarısızlıklarından çok, medyanın tutumu damga vurdu aslında. Seçim süreci başlar başlamaz, kimi medya grupları açık seçik taraflarını belli ettiler, kimileri bilinen çizgilerinin dışında tercih belirttiler vs. Damga dediğim bu.

Daha siyasi partilerin yıllık konferanslarının yapıldığı geçen yılın sonbaharında ilk olarak The Sun gazetesi saf değiştirmişti. İşçi Partisi konferansında Gordon Brown’un partili delegeleri selamlayan fotoğrafı üzerine kondurulmuş“Labour’s Lost it”İşçi Partisi Kaybetti- başlığı ile çıktı 30 Eylül tarihli The Sun gazetesi.

İşçi Partisi’ne açık destek veren The Sun bu manşetle Muhafazakar Parti safında yer aldığını ilan etmişti.  Bu gazetenin de sahibi olan ünlü medya imparatoru Rupert Murdoch’un Muhafazakar Parti ile yakınlaşması diğer gazetelerde sert şekilde eleştirilmişti tabii.

Financial Times ve The Independent gibi etkili gazeteler, medya-siyaset ilişkisindeki bu gelişmeyi Rupert Murdoch ile Muhafazakar Parti lideri David Cameron arasında yapılan bir ‘anlaşma’ iddiasına dayandırmışlardı.

‘Anlaşma’ iddiaları, dünyanın birçok ülkesinde 175 gazete, 75 televizyon kanalına sahip bir medya imparatoru ile iktidara hazırlanan parti liderine uzandığı için beraberinde “derin ilişkiler” tartışmalarını getirmişti.

Böyle bir anlaşmanın doğruluğunu zaman gösterecek ancak medye-siyaset ilişkisi The Sun gazetesi ile sınırlı kalmadı. Seçime birkaç gün gibi kısa süre kala The Guardian ve The Times gibi saygın gazeteler ile dünyaca ünlü The Economist dergisi de İşçi Partisi’ne sırt çevirdiler.

Economist dergisi, “Varsayımları unutun, politikalara bakın. Bu çerçevede Muhafazakarlar kazanmayı hak ediyor” diyerek Muhafazakar Parti’yi destekleyeceğini okurlarına duyurdu.

Geçen yıl The Sun gazetesinin Muhafazakar Parti’yle yakınlaşmasını eleştirel yaklaşan The Times da David Cameron’un ülkeye liderlik edecek güven, karakter ve sağduyuya sahip olduğunu belirterek Muhafazakar Parti’yi destekleme kararını açıkladı. Hem de, “bu seçim, ülkenin geleceği hakkında köklü bir tercih yapma fırsatı sunuyor. Eski kabile bağlılıklarını, sınıfsal önyargıları ve toplumsal alışkanlıkları bir kenara bırakma şansı veriyor” diyerek iddialı bir gerekçeyle açıkladı yeni tercihini.

Sol duruşu ile bilinen ülkenin en ciddi gazetesi The Guardian da seçimlerin hemen öncesinde Liberal Demokrat Parti’ye desteğini açıkladı.

Yeni bir dönemi başlatan 6 Mayıs seçimlerinin ardından, seçim kampanyası sırasındaki bu gelişmeleri ayrıntılı bir şekilde hatırlatmamın nedeni şu; seçim kampanyasının yoğunluğu arasında kaybolup gitmeyecek gelişmeler bunlar ve gelecekte medya-siyaset ilişkilerine ışık tutacak detaylar aynı zamanda.

Unutmayalım, gazete okunurluğunun yüksek olduğu Britanya gibi bir ülkeden söz ediyoruz. Dolayısıyla medya-siyaset ilişkileri daha bir anlam kazanıyor.

Britanya medyasında dengeleri değiştiren bir seçimin hemen öncesinde yaşanan bu saf değiştirmeler ile birlikte başlayan medya-siyaset ilişkisi tartışmaları, son zamanlarda Türkiye medyasında sık sık gündeme gelen ‘yandaş medya’ tartışmalarını hatırlatıyor.

İktidar partisine yakın duran medya kuruluşlarını aşağılamak için ‘yandaş medya’ olarak yaftalanan gazeteler, İngiltere medyasının durumunu nasıl değerlendirirlerdi, merak ediyorum doğrusu...

Çoğu bir holding veya siyasi partinin ‘yandaşı’ olmalarına rağmen yine de kendilerini ‘merkez’de değerlendiren yazarların, belli bir duruşu olan ve sol düşünceleriyle bilinen The Guardian gibi bir gazetenin ‘Liberallerin zamanı geldi’ manşetine nasıl bir değerlendirme(!) getireceklerini bilmek isterdim.

İkna kanalları kapalı olmak, en az ‘yandaş’ olmak kadar sorunludur.

Hatırlatırım.

kokermustafa@gmail.com 

Gazeteci, Haber Gazetesi Editörü - Londra

DKM ARŞİVİ