forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

GLOBALİZM SAĞOLSUN (!)

Aktif .

mustafa_kokerMUSTAFA KÖKER

Londra’nın en önemli özelliklerinden biri “çok kültürlü” bir yapıya sahip olmasıdır bilindiği gibi. Birleşik Krallığın klasik sömürgeci döneminden bugüne değin getirdiği bir miras da denebilir buna.


Eski sömürgelerinden oluşan İngiliz Milletler Topluluğu üyesi ülke vatandaşları, bu “çok kültürlü” yapının en önemli unsurlarını oluştururlar. Buna farklı dönemlerde, farklı nedenlerle göç edenleri de ekleyince, ikiyüze yakın dilin konuşulduğu bir “Birleşmiş Milletler” kenti sayılabilir adeta Londra.

Özellikle rejim muhaliflerini barındırıyor olması, Londra’yı kimi zaman farklı çatışmaların yaşandığı bir kent haline getiriyor.

Ülkesindeki bütünüyle rejimle ya da  yönetimle hesabı olan kimi muhaliflerin mücadelesini buradan sürdürmeye kalkışmaları Londra’yı bir savaş arenasına döndürüyor zaman zaman. Çatışanlar arasında Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından bağımsızlık mücadelesine girişen kimi ülkelerin vatandaşları da var; Sovyet sonrası Rusya’nın kendi vatandaşları da.

Rus istihbarat servisinin Britanya’daki muhaliflerini etkisiz hale getirmek istemesi ülkeler arası diplomatik krizlere de yol açıyor.

Çeçenlerin bağımsızlık savaşı vermeye başladığı 90’lı yılların başlarında Rusya yanlısı Çeçen rejiminin ajanları ile Çeçen muhaliflerin çatışmalarına Londra’da da tanık olundu örneğin.

Sovyetler sonrası Çeçenistan’ın lideri Cahar Dudayev hayatta olduğu 90’lı yıllarda, Çeçenleri  takibe alan Rus gizli servis ajanları ile, Çeçen muhalifler Londra sokaklarında adeta köşe kapmaca oynuyorlardı. Kimi zaman silahlı çatışmalara da dönüşen bu kovalamacalar İngiliz gazetelerinde de haber konusu oluyordu.

Cahar Dudayev’in öldürülmesinden sonra Çeçenistan, Rusya’nın başağrısı olmaktan çıktı, Londra sokaklarındaki çatışmalar da uzun süre gündeme gelmedi.

mustafa_kok2006 yılında eski KGB ajanı Alexander Litvinenko’nun zehirlenerek öldüğünün açığa çıkması, Londra ile Moskova arasında diplomatik krizi yeniden alevlendirdi. İki ülke arasında krizin derinleşmesi, ajan şüphesiyle diplomatların sınır dışı edilmelerine ve karşılıklı olarak sıkı vize uygulamasına kadar varan uygulamalara yol açtı.

Her iki ülke arasında karşılıklı suçlamalar tavan yaptı.

Eski KGB ajanını öldürmekle suçlanan Rus istihbarat servisinin İngiltere’de otuz casusluk ağına sahip olduğu yazıldı günlerce gazetelerde. Hatta zamanın hükümet kaynaklarına dayandırılan ortaya atılan, “Rusya’nın İngiltere için casusluk faaliyetleri açısından en tehlikeli ülke olduğu” iddiaları  günlerce gündem oluşturdu.

Daha sonra iş tatlıya bağlanmış olmalı ki, ajan savaşları birden son buldu ve Londra ile Moskova arasında fırtınalı dönem yerini sakinliğe bıraktı.

Küresel ekonomik krizin en fazla hissedildiği dönemde Londra, Rus yatırımcıların çekim merkezi haline geldi. Emlak sektöründen medyaya kadar birçok alanda Rus işadamları yatırım için İngiltere’yi tercih etmeye başladılar.

Bu yatırımcılardan biri olan eski KGB ajanı emekli albay Alexander Lebedev, önce Londra’da 182 yıldır yayınlanan akşam gazetesi Evening Standard’ı satın aldı. Ardından yine ülkenin en ciddi gazetelerinden The Independent ile The Independent on Sunday gazetelerinin sahibi oldu.

Bu arada hemen belirtelim, Alexander Lebedev ülkesinde de, Sovyetler Birliği’nin son Devlet Başkanı Mikhail Gorbachev ile birlikte Novaya Gazeta’nın sahipliğini de yapıyordu. Adı geçen gazete liberal görüşlü ve Putin muhalifi olarak biliniyor.

Yani Londra’da satın aldığı Evening Standard Gazetesi Lebedev’in medyadaki ilk yatırımı değil.

Lebedev, İngiltere’nin basın patronu olma yolunda attığı adımlara hafta başında çıkardığı ‘i’ gazetesi ile bir yenisini ekledi. The Independent’ın baş harfinden oluşan ve ‘ben’ anlamına gelen ‘i’ Gazetesi; kısa haber, büyük fotoğraf  formatında farklı bir konsept ile okurlarına ulaştı.

Medyanın ayakta durma savaşı verdiği bir dönemde, Alexander Lebedev’in peş peşe gazete satın alıp, yeni gazeteleri yayın hayatına sokması akılları karıştırıyor doğal olarak.

Bir de Lebedev’in keskin bir Vladimir Putin muhalifi olduğu hatırlatılınca, kriz ortasında medyaya yatırım yapan Rus işadamının medya ve Londra’da yatırım merakı daha net anlaşılır hale geliyor.

Şimdiden muhalif internet sitelerine düşen söylentilere bakılırsa, Rus oligarkların ikinci adres olarak İngiltere’yi seçmiş olmaları mantıksız gelmiyor insana.

Bugünün dünyasının sıcak savaşı, karanlık sokaklarda ajanlıkla olmadığı gibi topla tüfekle de olmuyor çünkü.Globalizmin verdiği fırsatlar ;elde edilen ekonomik güç, ülkeler arasında baş gösteren muhalefet hareketlerinin, ellerini güçlendirmelerine yol açıyor

Londra’da artık İngiliz istihbaratı Rus ajan kovalamıyor. Onun çıkardığı gazeteyi okuyor böylelikle…

Londra bu. Çok kültürlü yapısı herkesi kapsıyor.

Ajanı da işadamını da.

kokermustafa@gmail.com
 

DKM ARŞİVİ