Yazdır

SESİNİ KESEN HÜKÜMET...

Aktif .

mustafa_koker_225MUSTAFA KÖKER - LONDRA  

Hükümetin tasarruf önlemleri adı altına başlattığı yeni ekonomik uygulamalarından kendisine vazife çıkaran kurumlardan birinin BBC olmasında şaşılacak bir şey yok. Ancak, BBC’nin aralarında Türkçe servisinin de bulunduğu Dünya Servisi’ndeki farklı dilde yayın yapan radyoları kapatma kararı, bizim meslek için elbette üzüntüye yol açan bir haber oldu.

BBC Dünya Servisi’nin Balkan ülkelerine yönelik yayın yapan radyoları kapatma kararını duymuşsunuzdur.

Dışişleri Bakanı William Hague hafta ortasında, Arnavutça, Makedonca ve Sırpça yayın yapan servislerin yanısıra, Afrika kıtası için yapılan Portekizce ve Karayipler’e yönelik İngilizce servislerinin kapatılmasına onay verdiğini resmen açıkladı.

BBC Dünya Servisi’nin kuruluşundan bu yana bütçesi İngiltere Dışişleri Bakanlığı tarafından karşılandığı için, kapatma kararının onay makamı da bu bakanlık oldu doğal olarak.

Radyo yayınlarının durdurulmasına tek neden olarak koalisyon hükümetinin hayata geçirdiği ekonomik tasarruf tedbirleri gösteriliyor.

Gazeteciler Sendikası NUJ Genel Sekreteri Jeremy Dear’ın ağır eleştirilerine hedef olan BBC Dünya Servisi Genel Müdürü Peter Harrocks da, kapatma kararını, bütçe kesintisine bağlayarak savunmak durumunda kaldı.

Beş dilde radyo yayınına son verilmesiyle birlikte 272 milyon sterlin olan BBC bütçesinden 46 milyon sterlin tasarruf sağlanacağını savunuyor BBC yönetimi.

Kapatma kararına karşı tepkiler sendikalar ve işini kaybetme endişesi taşıyanlarla sınırlı kalmadı tabii.

Farklı görüşleri savunsalar da, ulusal gazetelerin çoğunun, ülke çıkarlarının tasarruf tedbirlerine kurban edildiği yönündeki yorumları eşliğinde ortak tavır sergilemeleri medyada unutulan dayanışma kültürünü yeniden hatırlatmış oldu.

Küçülme kararıyla ortaya çıkan tepkiler, sadece hükümetin değil, BBC yönetiminin de  hedefte olduğunu gösterdi.

Halen 32 dilde yayın yapan BBC Dünya Servisi’nin, internet, televizyon ve radyo platformlarıyla dünya genelinde yaklaşık 240 milyon kişiye hitabettiği varsayılırsa, medyanın ve aktivistlerin “ülke çıkarları” ve “Britanya’nın küresel etkinliği” etraflı eleştirileri daha anlamlı hale geliyor.

Üstelik daha üç yıl önce BBC’nin aynı servisi tarafından Kuzey Afrika ve Mağrip ülkelerine yönelik Arapça televizyon yayınları başlattığı da hatırlanınca, nedenin sadece bütçeye bağlanması inandırıcı gelmiyor.

Arapça örneğini özellikle hatırlatıyorum…Çünkü BBC’nin 2008 yılı Mart ayında yayına başlattığı Arapça televizyonnun kuruluş aşamasında da bazı dillerdeki radyo yayınları kapatılarak, önceden kaynak oluşturulmuştu. Bugünkü düzenlemelere karşı çıkarken konuya “ülke çıkarları” penceresinden bakanlar endişelerini bu tür olaylardan yola çıkarak dile getiriyorlar.

Kapatılacak bölümler arasında adı geçmemiş olsa da, Rusça ile birlikte Türkçe radyo yayınlarının da bu düzenlemeden payını alacağını belirtelim hemen. Türkçe bölüm kapatılmıyor ama radyo yayınları sona eriyor.

Bu, 20 Kasım 1939 tarihinden bu yana, yani tam 72 yıldır, radyo dinleyicilerinin aşina olduğu “Burası Londra” anonsunun susacağı anlamına geliyor.

TRT’nin kuruluş döneminde örnek aldığı, yayıncılıkta kullanılan, ‘yapımcı’, ‘sunucu’ ve ‘çekim’ gibi terimlerin ilham kaynağı olan BBC Türkçe Servisi artık radyo yayınlarını sonlandıracak.

Bölüm Müdürü Hüseyin Sükan yeni yapılanmadan söz ederken, radyo yayınlarının biteceğini, ancak halen NTV ekranlarında yayınlanan ‘Dünya Gündemi’ adlı programın BBC Türkçe Servisi’nin internet sitesinde de yayınlanmaya devam edeceğini, bazı radyo programlarını devam ettirmek için de çalıştıklarını belirterek konuya açıklık getiriyor.

BBC Türkçe Servisi tamamen kapatılmadığı gibi, görüntülü televizyon programlarıyla, bizzat Dünya Servisi Genel Müdürü Peter Harrocks tarafından diğer dil servislerine örnek gösteriliyor.

Bu durum Türkçe Servisi’nin fırtınayı şimdilik atlattığını gösteriyor.

Koalisyon hükümetinin BBC’yi küçültme projesi, ülkenin küresel etkinliğine darbe vurur mu, bunu zaman gösterecek ama 1932 yılında kurulan, bir dönem 70’e yakın yabancı dilde yayın yapan Dünya Servisi’nin hızla tükeniş sürecine girdiği bir gerçek.

Bir diğer yakıcı gerçek ise yaklaşık 640 BBC çalışanının son operasyon sonucunda işsiz kalacak oluşu.

BBC gibi bütçesi devlet tarafından karşılandığı halde özerk haberciliği ile bilinen bir yayın kurumunun kapitalizmin acımasızlığına kurban edilebilmesi çok acı gerçekten.

Hükümet, dış dünyadaki en gür sesini kestiğini umarım farkındadır.

kokermustafa@gmail.com